BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Milenyumda kanla yaşamamak

Milenyumda kanla yaşamamak

Türkistanlılar, liderleri İsa Yusuf Alptekin rahmetlinin vefatının seneyi devriyesinde düzenledikleri toplantı ve dua için davet ettiler. Gidemedim ve gidemezdim. Çünkü Ankara'dayım. Aklım ise Zeytinburnu'ndaki bu birliktelikte oldu, vefa da oldu, dayanışma da oldu.



Türkistanlılar, liderleri İsa Yusuf Alptekin rahmetlinin vefatının seneyi devriyesinde düzenledikleri toplantı ve dua için davet ettiler. Gidemedim ve gidemezdim. Çünkü Ankara'dayım. Aklım ise Zeytinburnu'ndaki bu birliktelikte oldu, vefa da oldu, dayanışma da oldu. Sofrasında bulunduğum, hatıralarını dinlediğim, gençlik yıllarımızda Doğu Türkistan Mücadelesini anlatması için toplantılar düzenlediğimiz İsa Yusuf Alptekin Bey'in mekanı cennet olsun. Bugün 2000 yılını geride bıraktık. Ruslar da 2001'i milenyumun başlangıcı kabul ediyorlar. Onun için Moskova, tarihinin en görkemli kutlamalarını yapıyor Kızıl Meydan ve çevresinde. Avustralya'da ise bu sıcak yaz gününde kış özlemiyle kutlandı 2001. Zengin ülkeler ihtişamla girdiler. Şahane züğürt gelişmemiş ve fukara ülkeler ise mukallidliğin bile gerisinde kaldı aldığı puanla. Türkiye'de dün asgari ücret fiyatına otellerde, lüks restoranlarda ve barlarda kutlanan noel şenlikleri sonrasında acaba kaç trafikçi bu eğlence yerlerinden çıkanlarda alkol muayenesi yaptı, onların can ve mal güvenliği açısından? Kaç maliyeci söz konusu yerlerde denetim gerçekleştirdi? Yoksa memurlara verilen % 10'luk zam kâfi gelecek mi kamunun tasarrufu ve giderleri için, ülkenin yatırımları için. Bugün için programıma almıştım Necati Doğru'ya inat. Yılın değil yılların kelepçecisini, hortumcusunu, diş sıkanını, çökertilenini, palavracısını, gözyaşını, bahanesini, fasa fisosunu, dışa vuran kirini, götürenini, getirenini, yıpranmışını, örselenini, operasyonunu, baş kaldıranını, kavuranını, örtülenini, acısını, korkusunu, sevincini, itirafını, zinde kuvvetini, zamparasını, hırsızını, acını, uyuşturanı, koşuşturanı ben aktaracaktım. Gel gelelim bir başka sancı, acılar içinde kıvrandırarak geldi önümde durdu. Doğu Türkistan'da katliam Aynı Habeşistan'da, Bangladeş'teki açlık gibi, Filistin'de intifada taş atan çocuklara kurşun yağdıran İsrailliler'in zulmü gibi, Kafkasya'da Ruslar'ın Çeçenya'daki soykırımı gibi birşeydi bu. Doğu Türkistan'da polis ve asker masum Müslümanlar'ın üzerine aynı Keşmir'de bir yılbaşı akşamı Kıbrıs'ta Rum katliamlarında olduğu gibi yaylım ateşi açıyor. Bir cami önü kan revan içinde kalıyor; 6 ölü, 32 yaralı. Olay bir vahşet ve çok önemli. Çünkü bu tür ülkelerden haber almak öyle kolay değil. Aylar sonra ulaşıyor Doğu Türkistan'da; çoğu soydaşımız bu insanlar üzerinde baskı ve şiddet değil, daha da artarak ölüm fırtınası esiyor. Zaten böyle olmazsa Pekin Yönetimi, Shandong bölgesindeki yerde başbakanını emniyet müdürünü, komünist parti genel sekreterini hemen görevden almazdı. Demek durum ciddi ve vahim. Provokasyonda Hui asıllı Budistler kullanılıyor. Camilerin önüne domuz kafası asılıyor, gazetelere Müslüman toplumu aşağılayan ilanlar veriliyor vs. Bu üçüncü olay bölgede, Aralık ayı içinde gerçekleşen. Daha önce de Mengcun'da cami önündeki Müslümanlar polis kurşunlarına hedef olmuştu. Halkı Müslüman olan yönetimler izleyici Hiç kimse buralarda yaşanan olayların sağlıklı bilgisine sahip değil. Çünkü rejimin ayakta kalması buna bağlı. Ve maalesef Ankara, bu zulümlerin kamudaki başı, Çin Cumhurbaşkanı'na Atatürk Barış Ödülü verdi. Güler misiniz, ağlar mısınız? Zulüm yapanlara ödül veren bir dünya işte burası. Aynı günlerde, Amerikan Kıtası İçin İnsan Hakları Komitesi Üyeleri Meksika'da tespit yapıyorlar. Verilen rapor gereği, en sorunlu bölge ve hapishane olan Chlapas'ta tutuklu Zapatista'lar serbest bırakılıyor. Yeni Cumhurbaşkanı Vicente Fox'un başlattığı girişim, ülke ve kıta barışına katkıda bulunuyor. Öteki ülkeler de seyirci kalmıyor. Müslüman ülkeler ise birer izleyici sanki. O mangalda kül bırakmayan gerici rejim sahipleri, halkı Müslüman olan yönetimler sus pus. Doğu Türkistan'da insan hakları ihlal edilmiyor, katlediliyor. İslam Konferansı Örgütü kursa ya bir İnsan Hakları Komitesi de incelemeler yapsa, raporlar verse, tespitlerinin gereğini yapsa. Galiba Türkiye buna mecbur ve mahkûm. Başbakan Ecevit'in dediği gibi ben de geleceğimizden çok umutluyum. Sadece biraz yönetimi sıkıştırmak, hız vermek, ivme kazandırmak gerek. Hepsi bu. Çünkü Türkiye, eski Türkiye değil artık.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT