Muhalifler safında yer alan Bayırbucak Türkmenleri'nden Ali Yüzbaşı'nın oğlu Muhammed 5 yıl boyunca Esad Ordusunda, başkent Şam'da yer alan 10. Tümen'e bağlı 167. Tanksavar Birliği'nde görev yaptı. Baba, telefon konuşmasında oğluna “Karşıma çıkarsan seni zerre kadar tereddüt etmeden öldürürüm” deyince oğlu kaçmaya karar verdi. İzin alıp muhaliflerin bölgesine geçti.
 
Baba Ali Yüzbaşı,  "Muhammed'le artık sık görüşmüyorduk. Ancak annesini gizlice arayarak 'Babam vazgeçsin, eve rejim bayrağı asın, çok yakında askerler gelip bölgede asi olanları tutuklayacak' diyordu. Ben ise karşıma çıkması durumunda kendisini tereddüt etmeden öldüreceğimi söylüyordum" diye konuştu.
 
Muhammed Yüzbaşı, Suriye ordusunda aynı birlikten yüzlerce arkadaşını kaybettiğini, sonunda ordudan ayrıldığını söyledi.
 
Yüzbaşı yaşananları şöyle anlattı: “Çatışmalar başladığında birkaç aylık askerdim. Bize her şeyin birkaç hafta içerisinde biteceği söyleniyordu. Ben şoförlük eğitimi aldım ve tugay komutanının şoförlüğünü yapmaya başladım. Çok fazla ne olup bittiğini takip edemiyorduk ama her şeyin ordunun kontrolünde olduğu, yeniden tüm ülkede de kontrolün sağlanacağı söyleniyordu. Ancak zaman geçtikçe sahada olanların anlatıldığı gibi olmadığını anlamaya başladık. Biz savaş başladığında 800 kişilik bir birliktik. En son, kaçan ve ölenler çıktığında o kadrodan sadece 3 kişi kalmıştık. Suriye ordusundan ayrılan Sünniler Hür Suriye Ordusu'nun (ÖSO) denetimindeki bölgelere kaçarken Şii ve Nusayriler ise daha çok Lübnan'a geçiyorlardı.”

ŞAM'DA KONTROL İRANLILARDA

5 yıl boyunca Şam ve çevresinde görev yaptığını belirten Muhammed Yüzbaşı, artık Şam'da kontrolün tamamen Hizbullah ve İranlı milislerde olduğunu anlatıyor:  
 
“Hizbullah milisleri iki yıldır Şam bölgesinde bulunuyor. Ancak son 6 ayda bölge, tamamen onlar tarafından kontrol ve idare edilmeye başladı. Şii askerler Şam'da istediği evi kendisine tahsis edebiliyordu. Ev sahibi, evde yaşasa dahi evi boşalttırıp kendileri o eve taşınıyorlar. Birçok komutanımızın bu durumdan rahatsız olduğunu gördüm. Ancak çareleri yoktu. 'Hizbullah ve diğer Şiiler destek vermez ise teröristler hiç birimize hayat hakkı tanımaz' diyerek sustuklarını biliyorum. Son dönemde Şiiler sivil halka çok fazla baskı yapmaya ve bir çok insanın araç ve paralarına el koymaya başladı. Bilhassa Sünnilere karşı potansiyel suçlu muamelesi yapmaya başladılar.”