Almanya’da Türkiye aleyhtarı milletvekilleri, Ankara ile Berlin arasındaki yakın işbirliği sürecini ve AB ile Türkiye arasındaki anlaşmayı engellemek için yoğun propaganda yürütmeye başladı.

Terör örgütü PKK’ya verdikleri destek ve besledikleri sempatiyle tanınan muhalefetteki Sol Parti üyesi milletvekillerinin çıkışları ve Türkiye hakkında ortaya attıkları iddialar, Almanya Başbakanı Angela Merkel liderliğindeki koalisyon hükümeti üyeleri tarafından sert şekilde eleştiriliyor.

Rusya’ya yakınlıklarıyla bilinen Sol Parti milletvekillerinin kamuoyunu yönlendirme çabaları, Suriye’deki ihtilafa ve sığınmacı krizine çözüm çabalarını sabote etme girişimleri olarak görülüyor.

Brüksel’de 7 Mart’ta yapılan AB-Türkiye zirvesinde sağlanan genel mutabakat, Almanya siyasetinde ve kamuoyunda genel kabul görürken, Sol Parti bir anlaşmayı engellemek için harekete geçti. 

Sol Parti’nin Meclis Grup Başkanı Sahra Wagenknecht, Ankara’yı insan hakları ihlalleriyle ve “kirli bir savaş yürütmekle” suçlayarak, Türkiye’nin AB üyelik müzakerelerinin dondurulmasını istedi. 

Sığınmacı krizinin çözümü konusunda AB ile Türkiye arasında olası bir anlaşmanın Alman Meclisi’nde oylanmasını isteyen Wagenknecht, Türkiye’nin AB sürecinde yeni müzakere başlıklarının açılmasına ve Türk vatandaşlarına vize serbestisine de karşı çıktı. 

Sol Parti milletvekili Sevim Dağdelen ise Suriye’de yaşananlardan Türk hükümetinin sorumlu olduğunu, Ankara’nın terör gruplarını ve DAEŞ’i desteklediğini iddia ederek, Alman hükümetinden Türkiye’ye siyasi ve askeri desteğini sonlandırması talebinde bulundu.

Hükümetin politikasını etkilemesi beklenmiyor

Alman siyasetinde marjinal konumda bulunan, Rusya’nın söylemlerinin taşıyıcısı olmakla eleştirilen Sol Parti’nin son çıkışları 
medyada yer bulsa da bu girişimlerin Merkel hükümetinin politikasını etkilemesi beklenmiyor. 

Merkel’in koalisyon ortağı Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) dış politika sözcüsü Niels Annen, Sol Parti’nin ortaya attığı iddialarla, Suriye’de yaşananlar hakkında gerçekleri çarpıttığı görüşünde. 

Annen, Alman parlamentosunda Suriye konusunda yapılan son güncel tartışmada, Sol Parti milletvekillerini sert dille eleştirdi ve Türkiye ile yakın işbirliğini savundu. 

Bölge ülkelerinin politikalarının eleştirilebileceğini ancak Sol Parti’nin yaptığı gibi tüm suçları Türkiye’ye yüklemenin doğru olmadığını vurgulayan Annen, bu yaklaşımın Suriye’de siyasi çözüm çabalarına da zarar verdiği uyarısında bulundu. 

Annen, “Suriye'deki mevcut duruma ilişkin tüm suçu tek bir aktörün üzerine atmaya çalışıyorsunuz. Bu yaptığınızla ne Suriye'deki insanlara yardımcı oluyorsunuz ne de Alman kamuoyunun orada gerçekte ne olduğunu anlamasına katkıda bulunuyorsunuz. İddia ettiğinizin aksine yaptıklarınız bizlerin barış çabalarına yardımcı olmuyor, tam tersi söz konusu” şeklinde konuştu. 

Rusya’nın ve Esed güçlerinin Halep’teki hava operasyonları konusunda Sol Parti’nin sessiz kaldığını söyleyen Annen, askeri yöntemlere karşı olduğunu belirten Sol Parti’nin, konu YPG’ye gelince, YPG’nin askeri başarılarını büyük bir coşkuyla övdüğünü, bunun da büyük bir çelişki oluşturduğunu kaydetti. 

"Rusya’nın istikrarsızlaştırma stratejisi" 

Sol Parti’nin son haftalarda arttırdığı Türkiye karşıtı söylem, Merkel liderliğindeki Hristiyan Birlik Partileri’nde (CDU/CSU) de büyük rahatsızlığa yol açtı.

Hristiyan Demokrat Parti (CDU), Sol Parti’nin çıkışlarına sert tepki gösterirken, Alman hükümetinin sığınmacı krizinin çözümü ve Suriye konularında Türkiye ile yakın işbirliğini sürdüreceğini vurguluyor. 

CDU milletvekili Andreas Nick, meclis genel kurulunda Suriye konulu oturumda yaptığı konuşmada, Sol Parti’nin Suriye’deki iç savaşın derinleşmesinden Türkiye’yi sorumlu tutan açıklamalarını eleştirerek, “Suriye’deki çatışmaların şiddetlenmesinin nedeni Türkiye’nin askeri tepkisi değil, Suriye rejimi ve onu destekleyen güçlerin binlerce sivili bombalamasıdır” dedi. 

Sol Parti milletvekillerinin Esed rejimi ve Rusya’yı eleştirmekten kaçındıklarına, kamuoyunu yanlış yönlendirmeye çalıştıklarına işaret eden Nick, “Suriye’deki trajedinin gerçek sorumluları hakkında Alman Meclisi’ni ve Alman kamuoyunu aldatmayı başaramayacaksınız” ifadelerini kullandı. 

Nick, Sol Parti milletvekili Dağdelen’in övdüğü ve desteklenmesini istediği PYD konusunda ise kuşkularını dile getirdi. CDU milletvekili, Rusya’nın NATO üyesi Türkiye’yi istikrarsızlaştırmaya dönük bir strateji izlediğini, hava sahası ihlalleri ve PYD’ye verilen desteğin bunun bir parçası olduğunu vurguladı. 

Sol Parti’nin önde gelen isimlerinin Türkiye hakkındaki çıkışlarının, Ankara’ya yönelttikleri suçlamaların Rusya ile paralellik taşıması dikkati çekiyor. Siyasi gözlemciler, Rusya’nın son dönemde hız verdiği propaganda faaliyetlerini, Moskova’nın Batı’ya karşı yürüttüğü “hibrit savaşın” bir parçası olarak görüyor. 

Alman medyasında yapılan yorumlarda da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in sığınmacı krizini tırmandırarak ve çözüm çabalarını zora sokarak Merkel’i siyasi açıdan zayıflatmayı, NATO içinde ayrılıklar yaşatmayı ve AB’yi içeriden çökertmeyi planladığını iddia ediliyor. 

CDU milletvekili Johann Wadephul, Alman Meclisi’nde Suriye konulu oturumda yaptığı konuşmada, Rusya’nın politikalarına dikkat çekerek, Sol Parti’nin Türkiye’ye siyasi ve askeri desteğin kesilmesi yönündeki çağrılarını reddetti. “Moskova şu günlerde, NATO müttefiki Türkiye ile diğer NATO ülkeleri arasında ayrılık yaşatmak için her fırsatı kullanıyor” diyen Wadephul, Türkiye ile yakın işbirliğini sürdüreceklerini vurguladı. 

Wadephul, bazı konularda Ankara ile farklı düşüncelerin ya da eleştirilerin söz konusu olabileceğini ancak Türkiye’nin önemli bir NATO müttefiki olmaya devam ettiğini bildirdi. CDU milletvekili, “İçinde bulunduğumuz dönemde, müttefik ilişkilerimizi kuşkuya düşürmemiz söz konusu olamaz. Bizler imzaladığımız anlaşmaların ve müttefikliğimizin arkasındayız” şeklinde konuştu. ​