ABD Başkanı Donald Trump, önceki gün Beyaz Saray’da yaptığı skandal açıklamada, Kudüs’ü, resmen İsrail’in başkenti tanıdığını belirtti. Trump’ın açıklaması sonrası İslami Direniş Hareketi Hamas cuma gününü İsrail’e karşı Öfke Cuması olarak ilan etti. Filistinlilere “Kudüs’e destek” için toplanma çağrısında bulundu. Hamas’ın çağrısı Türkiye’yle birlikte tüm İslam dünyasında karşılık buldu. Birçok sivil toplum kuruluşu ABD elçilikleri ve konsoloslukları önünde gösteri düzenliyor.

MİLYONLAR BULUŞACAK

Trump’ın Kudüs kararına başından beri en büyük tepkiyi gösteren Türkiye’de, 81 ilde yapılacak gösterilerle Kudüs’e destek olunuyor. Müslümanların ilk kıblesi olan Mescid-i Aksa’nın da yer aldığı Kudüs için İstanbul ve Ankara başta olmak üzer 81 ilde milyonlar sokağa döküldü.

CUMA ÇIKIŞI PROTESTO

Protesto gösterilerinin İstanbul’daki adresi Fatih Camii, ABD Başkonsolosluğu ve Beyazıt Meydanı olacak. Sosyal medyadan toplanma çağrısı yapan on binlerce kişi belirlenen toplanma yerlerinde bir araya geldi. Ankara’daki gösterilerin merkezi ABD Büyükelçiliği önü olarak belirlenirken, Bursa’da Ulucami, Konya’da Melike Hatun Cami, Sakarya’da Rasimpaşa Cami, Elazığ’da İzzetpaşa Cami, Bingöl’de Dört yol saat Kulesi, Eskişehir’de, Reşadiye Camisi, Yalova’da Merkez Cami, Çanakkale’de Truva Atı önü, Balıkesir’de Zağnos Paşa Camisi, Manisa’da, Hatuniye Camisi’nde binlerce vatandaş toplanarak ABD’nin küstahça tutumunu protesto ediyor.

6 KİŞİ ŞEHİT EDİLDİ

Filistin’de bu zamana kadar düzenlenen Öfke Cumalarındabu zamana kadar çok sayıda kişi İsrail askerleri tarafından şehit edildi. Mescid-i Aksa ve Gazze’nin işgali ile Filistin halkının katledilmesine karşı düzenlenen Öfke Cumalarında bu zamana kadar 6 Filistinli şehit edildi, yaklaşık 500 Filistinli ise yaralandı.

İLK MISIR DEVRİMİNDE YAŞANDI

İslam dünyası Öfke Cuması tabirini ilk kez Mısır’daki darbe girişimi sırasında duydu. 25 Ocak 2011’de başlayan sokak eylemlerinden üç gün sonra 28 Ocak 2011 Cuma günü yapılan eylemler Öfke Cuması olarak isimlendirildi. O gün akşam saatlerinde Tahrir Meydanı’na giren göstericiler polisle çatıştı ve ardından Tahir Meydanı civarında yer alan Hüsnü Mübarek’in partisi Vatan’ın binasını ateşe verdi. O günün akşamı bir açıklama yapan Mübarek, hükümeti görevden aldı ve orduyu stratejik bölgeleri korumak üzere meydanlara inmeye çağırdı.

ABD'nin Kudüs'ü İsrail’in başkenti olarak tanımasına Bursa da tepkisiz kalmadı

Bursa'da, Orhangazi parkında toplanan yüzlerce kişi ABD'nin Kudüs'ü "İsrail'in başkenti" olarak tanımasını protesto etti.

Ümraniye’de on binlerce vatandaş Kudüs için yürüdü
Geçtiğimiz günlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın Müslümanların ilk kıble olarak kabul ettiği Kudüs'ü, İsrail’in başkenti olarak ilan etmesinin ardından İslam dünyasından tepkiler gelmeye devam ediyor. Türkiye’de milyonlar Cuma namazı sonrası protesto yürüyüşleri gerçekleştirirken Ümraniye’de de on binlerce vatandaş ellerinde Türkiye, Filistin bayrakları ve İsrail’i lanetleyen döviz ve pankartlarla yürüyüş gerçekleştirdi. Cuma namazı sonrası Medine Cami önünde toplanan kalabalık, Ümraniye Meydan’a doğru yürüdü. Sloganlar eşliğinde yürüyen on binlerce vatandaşa Ümraniye Belediye Başkanı Hasan Can ve sivil toplum kuruluşlarından temsilciler eşlik etti. Ümraniye Meydan’a gelen kalabalık grubu mehter takımı marşlarla karşıladı. Burada da sloganlar atıp İsrail ve Amerika’yı lanetleyen grup olaysız bir şekilde dağıldı. Kalabalığa seslenen Ümraniye Belediye Başkanı Hasan Can ise, “Kudüs’ün sahibi Allah’tır, Müslümanlardır” ifadelerini kullandı.


“Kudüs’ün sahibi Allah’tır, Müslümanlardır”

On binlerle birlikte protesto yürüyüşüne katılan Ümraniye Belediye Başkanı Hasan Can, “Bu kalabalık yüreklerde imanın sesidir Kudüs’ün karşılaştığı haksızlık karşısında. Tarih boyunca 3 önemli mabedimizin bulunduğu bir şehirdir Kudüs. Mescid-i Aksa bizim ilk kıblemizdir. Böyle bir yer Müslümanlar için mübarek olan Allah’ın etrafını mübarek kıldığı bir şehri yıllardan beri esir etmeye çalışan İsrail ve arkasında ona uşaklık eden bir Amerika yönetimi İslam dünyasını tekrar tahrik ediyorlar. İslam dünyasını tahrik etmek eninde sonunda İsrail’in ve Amerika’nın ayağına dolanacaktır. Maksatları savaş çıkarmaksa bunu başarabilirler. Ancak bunu başarmaları Kudüs’e sahip olmaları anlamına asla gelmeyecek. Kudüs’ün sahibi Allah’tır, Müslümanlardır. Biz Ümraniyeliler olarak sivil toplum kuruluşları, siyasi parti temsilcileri ile hep birlikte bir yürüyüş yaptık. On binlerce insan imanın sesi olan tepkilerini Amerika ve İsrail’e karşı dile getirdi” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın memleketi Kudüs için ayakta

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump'ın Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıyacağını açıklaması tüm yurtta olduğu gibi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın memleketi 
Rize'de de Cuma Namazı sonrasında protesto edildi. 

Rize AK Parti İl Başkanlığı ve İnsani Yardım Vakfı (İHH) tarafından organize edilen Kudüs Yürüyüşü Cuma Namazı'nın ardından Rize Sahil Camisi'nde yapılan basın açıklamasının ardından gerçekleştirildi.

Basın açıklaması AK Parti İl Başkan Yardımcısı Yunus Çoruh tarafından okundu. Çoruh Konuşmasında,''ABD’nin Kudüs’te büyükelçilik açma kararı, sorumsuz, hukuksuz; dünyayı terörize etme girişimidir. ABD bütün yeryüzünü ateşe atmaya niyetlenmiştir. Hazreti Ömer efendimizin mirası, Selahattin Eyyübi’nin rüyası, Sultan ll. Abdulhamid Han'ın davası Kudüs için Rize halkı olarak tek vücut olacağız. Müslümanların ilk kıblesine, Resulullah’ın miracına sahip çıkmak; Kudüs’ün dünya müslümanlarının başkenti olduğunu haykırmak için bütün kardeşlerimizi duyarlı olmaya davet ediyorum'' ifadesini kullandı. 

Açıklamanın ardından yüzlerce vatandaş ellerindeki dövizlerle beraber Rize Memiş Ağa Parkı'na kadar tekbirlerle yürüdüler.

ABD'NİN KUDÜS'Ü İSRAİL'İN BAŞKENTİ OLARAK TANIMASINA TEPKİLER

15 Temmuz Derneği üyeleri, ABD'nin Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanımasını protesto etti.

Şehitler Makamı'nda bir araya gelen aralarında gazilerin de bulunduğu grup adına konuşan 15 Temmuz Derneği Başkanı Tarık Şebik, 11 Eylül saldırıları bahane edilerek İslam'a ve Müslümanlara yönelik saldırıların 16 yıldır devam ettiğini söyledi.

Sovyetler Birliği'nin çöküşüyle birlikte 'yeni düşman' ilan edilen İslamla savaşın, hayatın her alanına sirayet eden ve dünyayı Müslümanlar için yaşanmaz hale getiren bir barbarlıkla sürdürüldüğünü dile getiren Şebik, şöyle konuştu:

"Küresel şeytan son kale olarak gördüğü Türkiye'ye yönelik hayallerini bir türlü gerçekleştirememiş ve 15 Temmuz gecesi unutamayacağı bir hezimete uğratılmıştır. İslam'ın son kalesini düşürememenin kuyruk acısıyla hata üstüne hata yapan ve artık DEAŞ, FETÖ, PYD gibi terör örgütleriyle kirli ilişkisi deşifre olan ABD, şimdi idam fermanını kendi eliyle imzalamaktadır. Mekke ve Medine ne ise Kudüs de odur. Kadim kültürümüzde Kudüs, harem olarak görülmüştür. Kudüs'ün Müslüman tasavvurundaki yerini bildiği halde taarruz edenler ve güç zehirlenmesi yaşayanlar son pişmanlığın fayda vermeyeceğini iyi bilmeli ve denize atını süren şanlı ecdadın, F16'lar üzerine çatılardan sopa sallayan torunlarına kulak vermelidirler. FETÖ ve benzeri maşalar eliyle "ılımlı İslam" adını verdiği ucubeyle cihad ruhunu öldürdüğünü zanneden küresel siyonizm, Anadolu'nun saf ve temiz yiğitlerinin hamurunda karılan şehadet aşkı ve gaza ruhunun nasıl dipdiri ve canlı bir şekilde yandığını 15 Temmuz gecesi acı bir şekilde tecrübe etmiştir. Tüm İslam dünyasında ve mazlum coğrafyalarda heyecana sebep olan ve yeni bir umudun kıvılcımı olan bu zafer, inanıyoruz ki dalga dalga büyüyecek ve Kudüs'ü işgalden kurtarma azmiyle yeni bir dirilişin işaret fişeği olacaktır."

Açıklamanın ardından Kur'an-ı Kerim okundu ve dualar edildi. Gruptakiler daha sonra Fatih Camisi'ndeki eyleme katılmak üzere otobüslerle buradan ayrıldı. 

ABD'NİN KUDÜS'Ü İSRAİL'İN BAŞKENTİ OLARAK TANIMASINA TEPKİLER

Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz: - "Kudüs iman tarihimizin, inanç ve medeniyet tarihimizin bir parçasıdır"

ABD Başkanı Donald Trump'ın, Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıma ve Tel Aviv'deki büyükelçiliklerini Kudüs'e taşıma kararına, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu'ndan tepki geldi. 

Gümrükçüoğlu, yaptığı yazılı açıklamada, ABD yönetiminin aldığı kararın sorumsuzca ve bölgeyi ateşe atan bir karar olduğunu belirtti.

Bu talihsiz beyanın Birleşmiş Milletler (BM) kararlarına da aykırı olduğunu vurgulayan Gümrükçüoğlu, "ABD yönetiminin, Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıdığı ve İsrail'deki Büyükelçiliğini Kudüs'e taşıyacağı yönünde yaptığı sorumsuzca açıklamayı büyük endişeyle karşılıyor ve reddediyoruz. Bu karar, uluslararası hukukun ve ilgili BM kararlarının açık bir ihlalidir." ifadelerini kullandı.
Gümrükçüoğlu, ABD Başkanının Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak kabul etmesi ve buna bağlı adımların, Filistin-İsrail barış çabalarına ve Ortadoğu barış sürecine indirilmiş ağır bir darbe olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Filistin meselesinin ancak 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi devamlılık içinde bir Filistin Devleti'nin vücut bulmasıyla çözülebileceği çeşitli BM kararlarıyla defalarca vurgulanmıştır. ABD'nin bunu görmezden gelmesi kabul edilemez. Filistin'in bağımsızlığını kazanması tarihi, vicdani ve beşeri bir zorunluluktur. Aziz milletimiz bunun savunucusu olmaya devam edecektir. ABD yönetimini son derece olumsuz sonuçlar doğuracak olan bu yanlış kararı gözden geçirmeye ve Kudüs'ün çok kültürlü kimliğine ve tarihi statüsüne halel getirecek hesapsızca adımlardan kaçınmaya çağırıyoruz."

- Ordu

Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz da ABD Başkanı Donald Trump'ın, Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıma ve Tel Aviv'deki büyükelçiliklerini Kudüs'e taşıma kararına tepki gösterdi.
Yılmaz, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, alınan kararın kabul edilir olmadığını belirtti.

"Peygamberler diyarı, her bir köşesinde insanlığın ortak izlerini, hatırasını barındıran kadim şehir Kudüs onurumuz ve ortak davamızdır." ifadesini kullanan Yılmaz, şu değerlendirmede bulundu:
"Kudüs iman tarihimizin, inanç ve medeniyet tarihimizin bir parçasıdır. Kudüs gözbebeğimiz, tükenmeyen özlemimiz, kapanmayan yaramız ve dinmeyen sızımız. Dinimizden, tarihimizden ve duruşumuzdan asla taviz veremeyiz. Çünkü Kudüs'ün izzeti bizim izzetimizdir. ABD'nin Kudüs kararı yok hükmündedir. Kudüs Filistin'in başkenti, dünyadaki tüm Müslümanların ise manevi başkentidir. Alınan bu kararı asla kabul etmiyoruz."

ŞİŞLİ METRO İSTASYONUNDAKİ TRUMP AVM YÖNLENDİRME TABELALARI KALDIRILDI 

ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ü “İsrail’in başkenti” olarak tanımasının ardından tepkiler çığ gibi büyüyor. Şişli Mecidiyeköy’de yer alan Trump Alışveriş Merkezini (AVM) yönlendirmek için metroya koyulan “Trump” yazıları ve afişleri kaldırıldı. Metro alt geçidindeki Trump yazılarının da sökülmesi dikkat çekti. 

“Tepki çekiyor ve tepkiyi azaltmak istiyorlar” 

Yazıların kaldırıldığını fark eden bir vatandaş, “Kudüs, Müslümanların en önemli ibadethanesi bir tanesidir. Bu verilen kararı kınıyoruz. AVM’de yazıları sökmüşler ve kaldırmışlar. Çünkü tepki çekiyor ve tepkiyi azaltmak istiyorlar. Afişlerden, metrolardan sökmüşler” dedi. Bir başka vatandaş ise, “Güzel olmuş, zaten ülkemizde Trump’ın ne işi var. Ülkemizin geleceği de düşünmesi lazım. Yazılar silinmiş, eskiden vardı. Silinmesi güzel olmuş” ifadelerini kullandı. 

KEÇİÖREN BELEDİYE MECLİSİNDEN "KUDÜS" TEPKİSİ

Keçiören Belediye Meclisince, ABD yönetiminin Kudüs'ü "İsrail'in başkenti" olarak tanımasına tepki amacıyla, ABD'nin Virginia Eyaleti Fairfax Belediyesi ile 2012'de imzalanan "Kardeş Belediye" protokolü iptal edildi.

Keçiören Belediye Meclisinin 273. birleşimi, Keçiören Belediye Başkanı Mustafa Ak ve Belediye Meclisi üyelerinin katılımıyla gerçekleştirildi.
Gündem maddelerinin görüşülmesiyle başlayan toplantıda, ABD'nin Kudüs'ü "İsrail'in başkenti" olarak tanıması kararı da görüşüldü. Belediye Meclisi, bu karara tepki olarak Virginia Eyaleti Fairfax Belediyesi ile 2012'de yapılan "Kardeş Belediye" protokolünü oy birliğiyle tek taraflı iptal etti.

Belediye Başkanı Ak, Belediye Meclisi olarak, ABD'nin son dönemlerde sergilediği tavır ve aldığı kararların, protokolün, içeriğinde bahsi geçen "karşılıklı saygı ve çıkarların korunması" ilkesine de aykırı olması sebebiyle tek taraflı iptal edilmesi yetkisini kullandıklarını kaydetti.

Kararın oy birliğiyle kabul edilmesinin ardından Belediye Meclisince bu konuda yayımlanan bildiriyi okuyan Ak, şunları söyledi:

"ABD, son zamanlarda aldığı kararlar ile Türkiye-Amerika ilişkilerine telafisi mümkün olmayan zararlar vermekte ve Türkiye kamuoyundaki Amerika karşıtlığını yükseltmektedir. Bir taraftan Suriye'de terör örgütlerine silah desteğini sağlamakta, diğer taraftan kurduğu 'tiyatro mahkemelerinde' Türkiye'yi köşeye sıkıştırmaya çalışmaktadır. ABD, İslam coğrafyasına karşı yürüttüğü bu adaletsiz politikalara bir yenisini daha eklemiş ve Müslümanların göz bebeği olan Kudüs'ü tek taraflı ve yanlı bir şekilde İsrail'in başkenti ilan etmiştir."

- "Bunun bedelini sadece Filistin değil tüm dünya ödeyecektir"

Kudüs'ün üç semavi dinin kutsal mekanlarını bünyesinde barındıran ve dünya barışına ev sahipliği yapan mukaddes bir şehir olduğuna işaret eden Ak, şunları kaydetti:

"Kudüs, tüm dünyanın ve insanlığın mirasıdır. Amerika Birleşik Devletlerinin Kudüs'ü İsrail'in başkenti ilan etmesi ve Tel Aviv'deki ABD Büyükelçiliğini Kudüs'e taşıma kararı alması, tüm bu mirası yok edecek ve Ortadoğu'da yeni bir savaşa kapı aralayacaktır. Bu karar, özünde bir insanlık sorunu olan Filistin sorununu içinden çıkılmaz bir hale getirecek ve bunun bedelini sadece Filistin değil, tüm dünya ödeyecektir.

Hazreti Ömer'in Kudüs'ü fethinden bu yana, gerek Selahaddin-i Eyyubi, gerek Yavuz Sultan Selim Han ve gerekse Abdülhamit Han, bu mukaddes şehrin onurunu ve izzetini korumuş, farklı din ve kültürlerin barış içerisinde yaşamasını tesis etmiştir. Ne var ki 1948'den itibaren İsrail'in kuşatması altına giren Kudüs'te kan dökülmekte, kutsal mekanlar tahrif edilmekte ve dünya barışı yara almaktadır. ABD'nin aldığı hukuk dışı kararla birlikte bu süreç çok daha kötü bir noktaya evrilecek ve Filistin meselesi çözümsüzlüğe terk edilmiş olacaktır."

- "Tüm insanları bu karara karşı ortak bir duruş sergilemeye davet ediyoruz"

İsrail’in saldırgan politikalarının, başta Amerika olmak üzere tüm Batı toplumlarınca görmezden gelindiğini belirten Ak, bugün İsrail'in bu zulmü ve ABD'nin aldığı son karar karşısında susan herkesin, yarın tarih, zaman ve mekan karşısında hesap vereceğini ve sorumlu tutulacağını vurguladı.

Ak, "Keçiören Belediye Meclisi olarak bizler, Amerika'nın aldığı 'Kudüs'ün İsrail'in başkenti olması' kararını reddediyor ve bu kararı tanımadığımızı ilan ediyoruz. Uluslararası kamuoyunu, AB, NATO ve BM gibi yapıları, Hristiyan ve Musevi dünyasının ileri gelenlerini ve sözünün gücü olan, vicdan sahibi tüm insanları bu karara karşı ortak bir duruş sergilemeye davet ediyoruz." dedi.

MARDİNLİ SÜRYANİLER'DEN KUDÜS TEPKİSİ

ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdıklarını açıklamasına, Mardin'de yaşayan Süryaniler tepki gösterdi. Süryani Protestan Kilisesi Başpapazı Ender Peker, Kudüs'ün sıradan bir toprak parçası olmadığını belirterek, Kudüs'ün, Yahudiler, Müslümanlar ve Hrıstiyanlar için önemli ve kutsal bir kent olduğunu söyledi.

Süryani Protestan Kilisesi Başpapazı Ender Peker, Kudüs’ün asla sıradan bir toprak parçası olmadığını ve tüm dinler için kutsal bir öneminin olduğunu belirtti. Kudüs'ün bir isminin de barış şehri, selamet şehri anlamına gelen Darus-Selam olduğunu hatırlatan Peker, Amerikan'ın kararının yanında İsrail'in de Kudüs'ü başkent ilan etmesini tasvip etmediklerini söyledi. Kudüs'ün Hristiyan alemi için de büyük bir önem arz ettiğini ve hac merkezi olduğuna dikkat çeken Ender Peker, "Kudüs, hem Yahudiler, hem Müslümanlar ve hem de Hristiyanlar için önemli bir şehirdir. Hristiyan alemi için daha da büyük bir önem arz ediyor. Kudüs'teki Kıyamet Kilisesi Hristiyan alemi için hac merkezi konumundadır. Katolik ve Ortodoks mezhepleri için burası hac merkezidir" dedi. Kudüs'ün çözümüne din adamı gözü ile yaklaştığını ancak çözümünün siyasetçilerde olduğunu söyleyen Başpapaz Ender Peker, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bu konunun çözümü için siyasiler ne konuşur ne görüşür o kadar ilgilenmiyorum. Ancak, ben bir din adamıyım ve olaya dini çerçeveden bakıyorum. Dini çerçevede de Kudüs kutsal bir yerdir. Birçok peygamberin üzerinden geçtiği bir yerdir. Burada kaldığı yaşadığı ve öldüğü bir yer, mukaddes bir yerdir. Barış anlamına gelen isminde olduğu gibi hangi milletten hangi dinden olursa olsun insanların orada bir arada barış içerisinde yaşaması gerekir diye düşünüyorum. Kudüs'ün formülünü siyasilerin bulması lazım. Nasıl yapacaklarını ben de bilmiyorum ama Kudüs'ün dini bir yer olması, manevi kutsal bir yeri olmasından siyasetle pek bir bağının da olmaması da gerekiyor. Onun için siyasetin dışında kalırsa iyi olur. Ama bu da bir gerçek ki Kudüs'ü siyasetin dışında bırakması gerekenler bile yine siyasetçilerdir. Ben kalkıp diyemem şöyle yaparım böyle yaparım. Ama siyasetçiler bir araya gelir konuşurlar sonuç itibariyle iş siyasetçiler de bitiyor. Bizim elimizden gelen duadır. Bizler de dua ediyoruz. Hatta son zamanlarda bu meselenin çözümü için 13 kilise olarak mektup yazıldı Trump'a. Kendisinden konunun çözümü için daha farklı yaklaşmasını istemiştik ama siyasetçiler genelde kendi menfaatleri için çalışırlar. Umuyoruz ki burası yine barış şehir olur ve bütün Ortadoğu'ya da barışı getirir" dedi.

Süryani cemaatinden 73 yaşındaki telkari ustası Suphi Hindiyerli ise, Küdüs'ün 3 semavi dinin ortak şehri olduğunu ifade ederek, "Kudüs başkent olmasın, Kudüs yalnız Yahudilerin değildir. Burası Hristiyanların, Müslümanların ve Yahudilerin ortak yeridir. Kudüs'ün başkent yapılmaması lazım, Yahudiler'den rica ediyorum, yapmayın kötü olur, insanlar ızdırap çekerler. Filistin ve İsrail arasında yine savaş çıkar, yine kan dökülür, insanlar mahvolur, aç kalırlar, susuz kalırlar, savaş içinde bir parça ekmek bulamazlar" diye konuştu.

"KUDÜS'TE BARIŞ, MÜSLÜMANLARIN YAPTIĞI DÜZENLEMEYLE MÜMKÜN OLACAKTIR"

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Zekeriya Kurşun, ABD'nin Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıması kararının, bütün dünyayı kaosa sürükleyeceğini belirterek, ''Batı'da şu ana kadar saklanmış olan antisemitizmi yeniden ortaya çıkartacaktır ki bu ateş, sadece Orta Doğu'yu değil, Batı'yı Avrupa'yı, Amerika'yı ve diğer Hristiyan ülkelerini yakacak büyüklükte bir ateştir." dedi.

ABD Başkanı Donald Trump'ın kararını AA muhabirine değerlendiren Kurşun, bunun bölge barışına indirilmiş bir darbe olduğunu söyledi.

Trump'ın senato ve kongrede de ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu, bu kararı da ülkesindeki muhalefetten ve köşeye sıkıştırılmaktan kurtulmak için almış olabileceğini belirten Kurşun, şunları kaydetti:

"1995'ten beri Amerika'nın bu konuda kongreden geçmiş bir kanunu vardı. Trump'ın 'Ben bunu hayata geçiriyorum' demek suretiyle ''En kahraman devlet başkanı benim'' diyerek diğer meselelerde de bunu kullanmak istediği açıkça ortadadır. Bu açıdan baktığımızda Orta Doğu'dan ziyade kendi iç kamuoyuna hitap ettiğini gösteriyor. Seçim sırasında kendisini desteklemiş olan Yahudi lobilerinin tatmin edilmesi de gerekmekteydi. Hatta yalnızca Yahudi lobilerini değil silah tüccarlarını da tatmin etmesi gerekiyordu. Yani seçim sırasında kendilerinin verdiği desteğin bedelini istiyorlardı. Büyük ölçüde onları tatmin etmek için bu açıklamayı yapmıştır. Bu açıklamayı bu meseleler üzerinden okumak daha önemli olabilir.''

''Evangelist ve Siyonist düşüncenin ürünü''

Prof. Dr. Kurşun, Kudüs'ün İsrail'in başkenti ilan edilmesinin çok ciddi problemlere yol açacağına, İsrail’i Trump'ın iddia ettiği gibi demokratik devlet değil doğrudan doğruya bir din devleti haline dönüştüreceğine dikkati çekti.

İsrail'i böyle bir duruma dönüştürmenin, evangelist ve siyonist düşüncelerin hayata geçirilmesi beklentisiyle izah edilebileceğini dile getiren Kurşun, ''İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki bütün ABD başkanlarıyla anılan bir Orta Doğu projesi bulunmaktadır. Dwight D. Eisenhower, Harry S. Truman (Truman Doktrini), Jimmy Carter'ın Camp David anlaşması yaptırması, Bill Clinton (Büyük Ortadoğu Projesi-BOP) ve diğerleri. Trump, kendisini bu ABD başkanlarının devamı gibi görüyor ve onlar gibi bir iz bırakmak niyet ve arzusundadır. Tabii bunu yaparken biraz tüccar zihniyeti ile yapmaktadır.'' ifadelerini kullandı.

Kurşun, Trump'ın açıklamasının, hem BM’nin almış olduğu kararlara hem de uluslararası hukuka, insan haklarına ve aynı zamanda bölgedeki barış beklentilerine tamamen aykırı bir durum olduğunu belirtti.

Büyük ve egemen devletlerin uluslararası hukuk kurallarını ayaklar altına aldığını vurgulayan Kurşun, ''Orta Doğu'da barışın bozulması uzun zamandan beri yine Amerika eliyle olmuştur. Ve Orta Doğu Amerika eliyle bugünkü parçalanmışlık haline gelmiştir. 2003'te hangi hukuk üzerine Irak işgal edildi? Yine bunların teşvikiyle Yemen'de yaşanan dram da hukuksuz. Diğer taraftan Rusya'nın Kırım’ı ilhak etmesi çok farklı bir şey değil. Şu ana kadar ortada pek çok devlet maalesef bu yanlış uygulamalardan dolayı yok olmuş, yıkılmış ya da parçalanmış durumda.'' dedi.

- ''Filistinliler köşeye sıkıştırılmak isteniyor"

Prof. Dr. Kurşun, bugünkü durumu uluslararası hukuk açısından 1948 yıllarına döndürülmüş gerici bir hareket olarak tanımlayarak, iki devletli bir çözüm isteyen ABD'nin Filistinlilere, "Masaya oturturken siz Kudüs’ü unutun" dayatmasında bulunduğunu söyledi.

Filistinlilerin ellerinde Doğu Kudüs'ün başkent olduğu bir devlet için hiçbir şey kalmadığına vurgu yapan Kurşun, şu değerlendirmelerde bulundu:

''Ellerinde sadece Batı Şeria’da çok küçük bir toprak parçası ve Gazze bölgesi kalan Filistinliler köşeye sıkıştırılmak isteniyor. Bu durumda Filistinliler masaya oturmayacaklardır ve doğal olarak kendi mücadelelerini yeniden vermek üzere adeta 1967 hatta 1948 öncesi sürece geri dönülmüş olacaktır. 1948’de İsrail kurulduktan sonra Araplar net bir tavır sergileyerek yeni kurulan devlete karşı tavır almışlardır ve ondan sonra zaten bir dönem Arap-İsrail savaşları başlamıştır. Unutulmamalıdır ki Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın acil toplanmak üzere davet ettiği İslam İşbirliği Teşkilatı’nın kuruluşunun ana gerekçesi de Kudüs ile ilgilidir." 

- ''İslam ülkeleri ABD’deki büyükelçileri çağırmalı''

Kurşun, Kudüs sorununun adil bir şekilde çözümü için İslam ülkelerinin meseleyi sürekli takip etmesinin önemli olduğuna vurgu yaparak, bu mücadelenin de barışçıl ve diplomatik yollarla yürütülmesi gerektiğini kaydetti.

İslam ülkelerinin Trump ve onu destekleyen Yahudi lobilerine karşı pek çok yaptırım seçeneği olduğunu ifade eden Kurşun, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Mesela İslam ülkelerinin ABD nezdindeki büyükelçilerini istişare için geri çağırmalarını bekliyordum. Belki bu konuda bir adım atılmalı. Ve bu istişarenin mutlaka başlatılması gerekiyor. ABD'nin bölgedeki menfaatlerinin önüne geçilecek tedbirler alınması gerekiyor ki Arap-İsrail savaşı yıllarında benzer uygulamalar yapılmıştı. Sanıyorum bunlar İslam İşbirliği Teşkilatı zirvesinde ele alınacak ve konuşulacaktır.''

- ''Kudüs’ü ancak Müslümanlar yönetir''

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Zekeriya Kurşun, Kudüs'ün Yahudilerin elinde kalması durumunda barışın mümkün olmayacağının altını çizdi.

Kudüs’ün Müslümanların elinde kalmasının hem Yahudilerin hem de Hristiyanların işine geldiğini dile getiren Kurşun, şunları kaydetti:

''Çünkü Yahudiler Hristiyanları, Hristiyanlar da Yahudileri reddetmektedir. Oysa gerçek Yahudiliği ve Hristiyanlığı reddetmeyen tek din İslamiyet’tir. Yahudiler için bölgede kutsal olan her şey, Hristiyanlar için kutsal olan her şey Müslümanlar için de kutsaldır. Bu yüzden idarenin Müslümanlar dışındaki herhangi bir inanç grubu tarafından sürdürülmesi mümkün değildir. Eğer barış isteniyorsa bu Osmanlı asırlarında olduğu gibi yeniden Müslümanların yaptığı bir düzenlemeyle mümkün olacaktır.''

Prof. Dr. Kurşun, ABD'nin kararının, "samimi Hristiyanlar" üzerinde de olumsuz etki bırakacağı, hatta bütün dünyayı kaosa sürükleyeceği uyarısında bulunarak, "Batı'da şu ana kadar saklanmış olan antisemitizmi yeniden ortaya çıkartacaktır ki bu ateş, sadece Orta Doğu'yu değil, Batı’yı Avrupa’yı, Amerika’yı ve diğer Hristiyan ülkeleri yakacak büyüklükte bir ateştir. Samimi Hristiyanlar üzerinde çok olumsuz tesirler icra edecektir." dedi.

Eyüp Sultan’da ABD’nin Kudüs kararına tepki

Sabah namazı sonrasında Eyüp Sultan Camisi’nde bir araya gelen sivil toplum kuruluşları temsilcileri, ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanınmasını protesto etti.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump’ın, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma kararını protesto eden birçok sivil toplum kuruluşu üyesi sabah namazı sonrası Eyüp Sultan Camisi önünde toplandı. Toplanan grup ABD ve İsrail aleyhine sloganlar attı. Yapılan ortak basın açıklamasında birlik ve beraberliğe dikkat çeken grup ardından Kudüs için dua etti. Grup daha sonra olaysız bir şekilde dağıldı.



"Osmanlı’nın Filistin’i kurtaracağı günü bekliyoruz"

Filistin’deki İngiliz işgaline direnen Osmanlı askerlerinden Mustafa Muhammed Zeybek’in oğlu Mustafa Çavuş, "Osmanlı hilafetinin ihtişamının geri döneceği günü ve Müslümanların İsrail işgalinden kurtarmasını sabırsızlıkla bekliyoruz" dedi.

Osmanlı’nın Kudüs’ten çekilmesinin ardından Ortadoğu’da kan ve gözyaşı hiç dinmedi. Savaşların hiç durmadığı Kudüs’te şimdi İsrail’in işgali altında bulunan Filistinliler, o gün İngilizleri Kudüs Fatihi olarak gören liderlerini suçluyor. Filistinliler, “Bizi işgalden yine ancak Türkler kurtarır, dört gözle döneceğiniz günü bekliyoruz” dedi.

MUSTAFA ÇAVUŞ: "OSMANLI’NIN BİZİ KURTARACAĞI GÜNÜ BEKLİYORUZ"

Mustafa Çavuş, besmeleyle başladığı konuşmasında Müslümanların İsrail işgalinden kurtulacağı günü beklediğini belirterek, “Ben, Türk asıllıyım. Babam Mustafa Muhammed Zeybek, Filistin’deki İngiliz işgaline direnen Osmanlı askerinden biridir. Dedem Mustafa, İzmir’e bağlı Manisa sancağında ikamet ediyordu. Daha sonra Filistin’e geldi. Son Osmanlı askeri Filistin’den çıktıktan yüz sene sonra Osmanlı hilafetinin ihtişamının geri döneceği günü ve Müslümanların İsrail işgalinden kurtarmasını sabırsızlıkla bekliyoruz. BM’den ve uluslararası kuruluşlardan İsrail’in Filistin üstüne uyguladığı zulmü kaldırması için görevini yapmasını bekliyoruz” dedi.

"OSMANLIYA YAPTIKLARINDAN DOLAYI FİLİSTİNLİLER VE ARAPLAR HALA AĞIR BEDEL ÖDEMEYE DEVAM EDİYOR"

O günkü Filistinlilerin torunlarından olan Tahir ve Belgeler Merkezi Başkanı Dr. Halit Yunus el-Halid o günleri şöyle anlatıyor:

“Son Osmanlı askerinin Filistin’i terk etmesinden 100 yıl sonra, onun hatırası için şüphesiz Filistinlilerin bir şey söylemesi lazım. Benim bir Filistinli olarak söyleyeceğim sözleri Filistinlilerin de söyleyeceğini düşünüyorum. Filistinliler, halk ve liderler olarak İngilizlere inanarak çok vahim bir hata yaptı. Osmanlıyla ittifak yaparak işgalci İngilizlere karşı direnme yerine, maalesef Osmanlıya karşı İngilizlerle iş birliği yapıp bu mukaddes topraklardan Osmanlı’yı çıkartmaya katkıda bulundular. Münafık liderlerine inanarak, işgalcilere karşı direnmek yerine İngilizleri Kudüs’ün fatihi olarak görüp, onları güllerle karşıladı. Aynı İngilizler Balfour vaadiyle İsrail’e devlet sözü verdi ve bu mukaddes topraklara Yahudileri yerleştirdi, onlara devlet kurdu. Osmanlıya yaptıklarından dolayı Filistinliler ve Araplar hala ağır bedel ödemeye devam ediyor. Meseleleri hala çözülemedi. Hala ecnebilerin vaatlerine kanıyor ve hala meselelerini onların çözeceğini inanıyorlar. Bu ümmet, Filistinliler ve Araplar dinlerine dönmedikçe bu mesele hallolmaz. Bu toprakların kurtarılması, hürriyetine kavuşması için bütün İslam ülkelerinin İslam üzerinde birleşmesiz lazımdır” ifadelerini kullandı.

"TÜRKLERİN BİZİM TARİHİMİZDE BÜYÜK YERİ VARDIR"

Filistin’in işgalden kurtulup bağımsızlığını kazanmada Türklerin büyük rolü olduğunu söyleyen Yunus el-Halit, açıklamasını şu şekilde sürdürdü:

“Bizim kanaatimize göre Osmanlı milletinin, bu ülkenin işgalden kurtulup hürriyetine kavuşmasında çok büyük bir rolü oldu. Nurettin Mahmut İbni Zengi Türk’tür. Mescidi Aksa’nın işgalden kurtulmasında büyük rol oldu. Milletin dinini öğrenmesine büyük katkı sağladı. Onlar bu halkı Şam şehirlerinde her bakımdan kalkındırıp bir millet olmasını sağladı. Onlar Haçlılara karşı savaşarak zafer kazandı. Selahaddin Eyyubi de Nurettin Mahmut Zengi komutanlardı. Onların asılları Türk’tür. Onlar Haçlılara karşı savaştılar ve kazandılar. Mescid-i Aksa’yı hürriyetine kavuşturdular. Türklerin bizim tarihimizde büyük yeri vardır. Ümmet üzerinde büyük etkisi oldu. Filistin’in ve ümmetin kurtuluşunu Türklerin kurtarmasını umuyorum ve bekliyoruz.”

"OSMANLI İMPARATORLUĞUNUN GEMİLERİ DENİZLER VE OKYANUSLARDA DOLAŞIRKEN SÜKUNET VE BARIŞ HAKİMDİ"

Filistin İslam Üniversitesi Tarih ve Arkeoloji Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Ghassan Mahmut Saşa ise “Osmanlı İmparatorluğu’nun Filistin’den ayrılmasının yüzüncü yılında, Osmanlı İmparatorluğu’nun tarihte bilinen en büyük ve en güçlü imparatorluk olduğunu söylememiz gerekir. Tarihi kaynaklar Osmanlı İmparatorluğu’nun 20 milyon metrekareye hükmeden en büyük imparatorluk olduğunu söyler. Osmanlı imparatorluğunun gemileri denizler ve okyanuslarda dolaşırken sükunet ve barış hakimdi. İtalya ve Doğu Avrupa Osmanlıyı öfkelendirmekten korkardı. ABD, George Washington döneminde Osmanlıya vergi öderdi. Viyana ve Avusturya’da Osmanlıya vergi öderdi. Tarihi kaynaklar, Osmanlı yönetiminin sürdüğü 4 yüzyıl içinde Filistin’e Yahudi ayağı değmediğini yazar. Yine tarihi kaynaklar şehrin girişindeki büyük kapının üzerinde Yahudilerin şehre girişinin yasak olduğu bir Osmanlı fermanının asılı olduğunu yazıyor. Tonlarca altın verseler de bu toprakların Yahudilere satılmayacağı kaydediliyor. Kudüs’ün Filistin toprağı olduğu kaydediliyor. Osmanlı fermanında Kudüs’e Yahudilerin girişinin yasak olduğu şehre girmek isteyen Yahudilerin en fazla dört aylık ikamet izni veren kırmızı bir kart alması gerektiği yazılı olduğu belirtiliyor. İkamet süresi 4 ayı geçmesi durumunda kutsal Kudüs şehrinin korunması için bu kişiler şehirden dışarı çıkartılıyordu. Osmanlı tarihini okuduğumuzda, Osman bin Ertuğrul, Sultan I. ve II. Beyazıt ve Fatih Sultan Mehmet’in hayatını okuduğumuzda ihtişam, şeref ve haysiyet görüyoruz. Osmanlı sultanlarının hayatlarını çocuklarımıza öğretiyoruz. Osmanlı’nın Avrupa’yı nasıl titrettiğini ve 50 ülkeyi yönettiğini çocuklarımıza öğretiyoruz. Osmanlı hilafetinin ihtişamının geri döneceği günü ve Müslümanların İsrail işgalinden kurtarmasını sabırsızlıkla bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.

Osmanlı, 28 Aralık 1516’da Sinan Paşa önderliğinde Yavuz Sultan Selim’in Mısır Seferinde Kudüs’e girişinin ardından 400 yıl hükmetti. İngilizlerin 24 Ekim 1917’de Kudüs’e saldırmalarının ardından şehir 9 Kasım 1917’de düştü. Kudüs’ün Osmanlı’nın hakimiyetinden çıkma süreci ise şöyle:

KANAL HAREKATI

1915 ve 1916 yılında Mısır’da Osmanlı hakimiyetini yeniden sağlamak ve Süveyş Kanalı’nı ele geçirerek İngiltere’nin Hindistan yolunu kesmek amacıyla girişilen iki kanal harekatı başarısızlıkla sonuçlanınca savaşın ağırlık noktası Filistin ve Suriye’ye kaydırıldı. Bunun üzerine Mekke Şerifi Emir Hüseyin ile anlaşan ve onlara Suriye-Irak ve Hicazı içine alan müstakil bir Arap Devleti kurma vaadinde bulunan İngilizler, Siyonistlere Filistin’de bir devlet kurmaları sözünü vermişti. Böylece İsrail’in kurulması için zemin hazırlanarak, Filistin meselesi olarak bilinen olayların zemini hazırlanmıştı.

GAZZE SAVAŞLARI

Şerif Hüseyin ayaklanmanın bastırılması için 4. Ordu’dan bir kısım birlikler Hicaz’a gönderildi. Ordunun geri kalan kısmı ise Gazze, Batı Şeria ve Birüssebi hattında savunmaya çekildi. 1917 baharında İngilizler Gazze’ye saldırdı. 1. ve 2. Gazze Savaşları yapıldı. İngilizler, Türklerin kahramanca savunması karşısında çekilmek zorunda kaldılar. Takviyelerini arttırmaya başlayan İngilizlerin Filistin cephesinde toplanmaları üzerine Cemal Paşa’nın uyarısıyla yıldırım ordularının Irak cephesinde kullanılmasından vazgeçilerek, Filistin ve Suriye cephesinde kullanılması kararlaştırıldı.

KUDÜS’ÜN DÜŞÜŞÜ

Savaş hazırlıklarını tamamlayan İngilizler 24 Ekim 1917’de 138 bin askerle taarruza başladılar. Birusseba ve Gazze Savaşını kazandılar. 9 Kasım 1917’de Kudüs düştü. Türk ordusu Kudüs’ten savaşarak çekildi. Bu çekiliş sırasında tarihin kaydettiği birçok kahramanlık öyküsü yaşandı. Bu öykülerden biri Kanal Harekatı sırasında yaşandı.

"BİZİ DÜŞMANA ÇİĞNETMEYİN"

Cepheye koşan Osmanlı askerlerinin yollarına Filistinli kadınlar çıkarak onlara yiyecek verdi. Bir askerin günlüğündeki yazılarda şunlar yazılıdır:

“Müfreze tam bir sürat ve mükemmeliyetle toplanıp yola düzülmüştü. Filistin’in kahraman anaları Zedud köyünden geçen yolun iki tarafına dizilmiş, ellerinde bakır bakraçlarla askerlerimize su, süt ve yoğurt ikram ediyorlardı. Bu fakir Arap köyünün asil evlatları, ana vatan uğruna kurban giden Türk çocuklarına yaprakları üzerinde taze koparılmış portakallar ikram ettiler. Ve müfreze köyden ayrılırken ateşin bir muhafaza içinde saklanmış inciler gibi gözüken beyaz dişlere ve derinliklerinde zeka kaynayan güzel koyu siyah gözlere sahip cevval Arap kadınları eski bir geleneğe uyarak arkamızdan bağırıyorlardı; ’Geriye dönmeyin, bizi düşmana çiğnetmeyin’. Ve sonu gelmeyen zılgıtlar.”

OSMANLI ASKERİ ONBAŞI HASAN USTA’NIN 55 YILLIK KUDÜS NÖBETİ

Gazze’de yüksek lisans yapan Rukiye Hüseyin Osmanlı, Tarihçi İlhan Bardakçı’nın 21 Mayıs 1972 Cuma günü karşılaştığı Onbaşı Hasan Usta’nın hikayesini hatırlattı. Tarihçi İlhan Bardakçı’nın kaleminden hikaye şöyle:

"Ben, o gün buraya bırakılmış 20. Kolordu 36. Tabur 8. Bölük 11. Ağır Makineli Tüfek Takım Komutanı Onbaşı Hasan’ım... Yarabbi. Baktım, bir minare şerefesi gibi gergin omuzları üzerindeki başı, öpülesi sancak gibiydi... Ellerine bir kere daha uzandım. Gürler gibi mırıldandı; ’Sana, bir emanetim var oğul. Nice yıldır saklarım. Emaneti yerine teslim eden mi?’ Elbette, dedim, buyur hele... Konuştu; ’Memlekete avdetinde yolun Tokat Sancağı’na düşerse... Git, burayı bana emanet eden kumandanım Kolağası (Ön yüzbaşı) Musa Efendi’yi bul. Ellerinden benim için bus et (öp). Ona de ki’ Sonra, kumandanı olduğu takımın makinelisi gibi gürledi; ’O’na de ki gönül komasın. Ona de ki 11. Makineli Takım Komutanı Iğdırlı Onbaşı Hasan, o günden bu yana, bıraktığın yerde nöbetinin başındadır. Tekmilim tamamdır kumandanım dedi dersin.’ Öleyazdım. Sonra yine dikeldi. Taş kesildi. Bir kez daha baktım. Kapalı gözleri ardından, dört bin yıllık Peygamber Ocağı ordumuzun serhat nöbetçisi gibiydi. Ufukları gözlüyordu. Nöbetinin başında idi. Tam 55 yıl kendisini unutuşumuzdaki nadanlığımıza rağmen devletine küsmemişti."

ŞANLIURFA'DA KUDÜS PROTESTOSU

Şanlıurfa'da cuma namazının ardından düzenlenen yürüyüşte, ABD'nin Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıma kararı protesto edildi.
Balıklıgöl'deki Dergah Camisi'nde cuma namazını kılan vatandaşlar, ardından Sivil Toplum Kuruluşları Platformu öncülüğünde ellerindeki çeşitli dövizlerle tekbir getirip ABD ve İsrail aleyhine sloganlar atarak yürüyüş yaptı. Yürüyüşten sonra, ABD Başkanı Donald Trump'ın, Tel Aviv'de yer alan ABD'nin İsrail Büyükelçiliğini Kudüs'e taşıma ve Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıma kararı basın açıklamasıyla protesto edildi. Açıklamanın ardından eylemciler, Balıklıgöl'den Haşimiye Meydanı'na kadar yürüdü. Çeşitli sloganların atıldığı yürüyüşte özel harekât polisleri zırhlı araçlarla önlem aldı.

ABD'nin Kudüs'ü "İsrail'in başkenti" olarak tanımasına tepkiler

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, ABD'nin Kudüs'ü "İsrail'in başkenti" olarak tanımasını protesto amacıyla pazar günü İstanbul Yenikapı'da büyük bir miting düzenleyeceklerini bildirdi.

Karamollaoğlu, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, ABD Başkanı Donald Trump'un Kudüs'ü "İsrail'in başkenti" olarak tanıdıklarını ve Tel Aviv'deki temsilciliklerini Kudüs'e taşıyacaklarını söylediğini anımsattı.

Bu kararın vahim sonuçlar doğurabilecek bir karar olduğuna dikkati çeken Karamollaoğlu, "Bu karar, yangına benzin dökmek gibi bir netice doğurabilir. Kararı telin için pazar günü Yenikapı'da buluşacağız, bütün vatandaşlarımızı, kardeşlerimizi saat 13.00'te Yenikapı'ya davet ediyoruz." dedi.

Karamollaoğlu, mitingin davetini tüm ülkeye yaptıklarını ve kesinlikle bir Saadet Partisi mitingi olmadığına değinerek, buradan çıkacak gür bir sesin hem İsrail'e hem de ABD'ye bir nota vazifesi göreceğini vurgulandı.

Trump'un iç politikada sıkıştığı için bu adımı attığını aktaran Karamollaoğlu, "Bu adım, hangi gerekçeyle atılmış olursa olsun İslam ülkelerinin çok daha ciddi tavırlar sergilemeye ihtiyacı var." ifadesini 
kullandı.

Temel Karamollaoğlu, konuyla ilgili hükümetten de ciddi adımlar beklediklerini belirterek, şunları kaydetti:

"Şu anda İslam dünyasının bir numaralı meselesi ABD'nin attığı bu adım olmalıdır. İslam İşbirliği Teşkilatı'nın toplantıya davet edilmesi, çok önemli bir adım, ancak buradan çıkacak ses, Türkiye'nin tavrına bağlıdır. Kesinlikle cılız olmamalı, yaptırım içermeli. Hükümetin İsrail'le olan siyasi, ticari, sosyal ve varsa askeri münasebetleri süratle kesilmelidir. İsrail, laftan anlamaz, sadece yaptırımdan, güçten anlar. İslam ülkeleri bir araya gelmeli, dik durmalı."

ABD'nin Kudüs'ü İsrail'in başkent olarak tanımasına Şırnak ve Bingöl'de tepkiler 

Şırnak ve Bingöl'de sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlar, ABD Başkanı Donald Trump'ın Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıma ve Tel Aviv'deki büyükelçiliklerini Kudüs'e taşıma kararını protesto etti.

Şırnak'ta Yeni Mahalle Geylani Camisi'nin bahçesinde düzenlenen basın açıklamasına, aralarında Cihannüma, AGD, AK Parti İl Başkanlığı, Milli Gençlik Vakfı (MGV), İnsani Yardım Vakfı (İHH), Nuh Eğitim Derneği, Ensar Vakfı, TÜGVA'nın bulunduğu sivil toplum kuruluş temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.

Katılımcılar İngilizce, Türkçe ve Arapça yazılı dövizlerde "Katil Amerika Ortadoğu'dan defol", "Kudüs halkı yalnız değildir" yazılı dövizleri taşırken, kalabalık sık sık "Katil Amerika ", "Siyonist İsrail" sloganları atıldı.

İHH İl Temsilcisi Serdar Tatar, burada yaptığı açıklamada, ABD ve İsrail'in kanlı işgal planlarının devam ettiğini, Kudüs'ün Müslümanların elinden çıkmasının 100. yıl dönümünde böyle bir kararın 
alınmasının çok manidar olduğunu belirterek, bunun siyonizm ve emperyalizm ortaklığının planlanmış hareketi olduğunu söyledi.

"İsrail'in Filistin ve Kudüs'te varlığı gayri meşrudur, varlık sebebi işgaldir ve işgal devam etmektedir. İsrail'in işgali ulusal ve uluslararası hiçbir hukukta onaylanmış değildir, onaylanması da mümkün olamaz." diyen Tatar, ABD'nin, BM'nin uluslararası hukukun ve sistemin kararlarına karşı koyduğunu, İsrail'in tüm dünyaya meydan okuyarak hukuku tanımayacaklarını beyan ettiklerini bildirdi. 

Elâzığ, Bingöl ve Tunceli’de cuma namazı sonrası Kudüs protestosu

Elâzığ, Bingöl ve Tunceli’de cuma namazı sonrası ABD Başkanı Donald Trump’ın verdiği Kudüs kararına binlerce kişi tepki gösterdi. 

Türkiye genelinde olduğu gibi Elâzığ, Bingöl ve Tunceli'de de cuma namazı sonrasında ABD Başkanı Donald Trump’ın, Kudüs’ü İsrail’in "bölünmemiş başkenti" olarak tanıyacağı yönündeki açıklamasına karşı protesto düzenlendi. Elâzığ'da İzzet Paşa Camisi önüne binlerce vatandaş toplanırken, Belediye Başkanı Mücahit Yanılmaz, AK Parti Elâzığ İl Başkanı Ramazan Gürgöze ve STK temsilcileri de katıldı. Ellerindeki ‘Katil İsrail Filistin’den defol, Kudüs özgürlüğüne kavuşacak’ dövizleriyle tekbir getiren kalabalık, ‘Kahrolsun İsrail ve Amerika, cenk cihat şehadet’ sloganları attı. 
ABD Başkanı Donald Trump’ın hukuksuz Kudüs açıklamasının insanlık vicdanını yaraladığını belirten AK Parti Elâzığ İl Başkanı Ramazan Gürgöze, “Cumhurbaşkanımızın kesin şekilde ilan ettiği üzere Kudüs, tüm Müslümanların kırmızı çizgisidir. Bu, bölgemizde barışı ve istikrarı tehdit etmeye yönelik bir adımdır. Alınan kararın, İsrail ve Filistin toplumları arasındaki husumeti arttırmaktan başka sonucu olmayacaktır. Asla kabul edilemez gördüğümüz bu karardan en kısa sürede dönülmelidir” dedi. 
Bingöl'de de binlerce kişi katıldı 

ABD Başkanı Donald Trump’un Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma kararını açıklamasının ardından Bingöl’de de birçok STK, cuma namazı sonrasında bir araya gelerek ortak bir basın açıklaması düzenledi. Merkez Dörtyol saat kulesi önünde düzenlenen basın açıklamasına, binlerce vatandaşlar katıldı. Bingöl İslami Kardeşlik ve Dayanışma Platformu adına basın açıklamasını okuyan Orhan Buğrahan, Kudüs’e yapılan saldırılarda son noktaya gelindiğini aktardı. Buğrahan açıklamasında, "Bir yandan gönül coğrafyamıza ölümler yağdırılırken, bir yandan da kutsallarımız çiğnenip topraklarımıza el uzatılmaktadır. Hadsizliğin, saldırganlığın ve hukuksuzluğun geldiği son nokta olarak Siyonizmin bu devirdeki kullanışlı piyonu Trump aracılığıyla ilk kıblemiz Kudüsümüzü işgalci İsraillilerin Siyonist emelleri doğrultusunda başkent ilan etme cüretinde bulunmuşlardır” ifadelerini kullandı. 

Kararı ve hükmünü tanımadıklarını dile getiren Buğrahan, “Bizim için hiçbir hükmü olmayan bu beyan için merhum şairimizin deyimiyle de diyoruz ki, 'Ey düşmanım sen benim ifademde hısımsın, gündüz geceye muhtaç bana da sen lazımsın.' Din, dil, mezhep ayrımı gözetmeksizin tüm mazlumların hakkını savunmaya devam edeceğiz. Kendilerini dünyanın efendisi dünyanın geri kalanını da kendi kölesi olarak gören bencil, saldırgan medeniyetin mensuplarını ve taraftarlarını lanetliyoruz” diye konuştu. 
Yapılan duanın ardından İsrail ve ABD aleyhine sloganlar atan kalabalık grup daha sonra sessizce dağıldı. 

Tunceli'den Trump'a "Kudüs" tepkisi 

Tunceli'de de cuma namazı çıkışı Atatürk Mahallesi’ndeki Yunus Emre Camii önünde bir araya gelen grup ellerinde “Kudüs bizimdir”, “Tunceli Kudüs’e sahip çıkıyor”, “Kudüs kırmızı çizgimizdir” yazılı dövizlerle ABD Başkanı Trump’a tepki gösterdi. Grup adına açıklamada bulunan AK Parti Tunceli İl Başkanı Fatih Tek, ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs açıklamasının, insanlık vicdanını yaralayarak bölgedeki sorunları derinleştirdiğini söyledi. Kudüs’ün tüm Müslümanların kırmızı çizgisi olduğunu belirten Tek, “Bu, bölgemizde barışı ve istikrarı tehdit etmeye yönelik bir adımdır. Alınan kararın, İsrail ve Filistin toplumları arasındaki husumeti arttırmaktan başka sonucu olmayacaktır. Asla kabul edilemez gördüğümüz bu karardan en kısa sürede dönülmelidir. İslam’ın sesini susturmak, kendi kurguları olan terör örgütlerini bahane ederek Müslümanların iradelerini esir etmek isteyenler, tarihte defalarca olduğu gibi yine hüsrana uğrayacaklardır” şeklinde konuştu. 
Tunceli'deki tepkilerin dile getirildiği basın açıklamasına Tunceli Valisi ve Belediye Başkan Vekili Tuncay Sonel, partililer, STK'lar ve çok sayıda vatandaş katıldı. 

HATAY DA SESSİZ KALMADI

Hatay'ın Hassa ilçesinde, Memur-Sen İlçe Temsilciliği üyeleri ve vatandaşlar ABD'nin Kudüs'ü "İsrail'in başkenti" olarak tanıma kararına tepki gösterdi. İlçe merkezindeki 15 Kasım Gürhan Ergüneş Parkı önünde toplanan grup, Kur'an-ı Kerim okuyup dua ettikten sonra ellerindeki döviz ve Türk bayraklarıyla slogan atarak ABD'nin aldığı kararı protesto etti.