CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal, Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının görüşmelerinde söz alarak kürsüye çıktı. Baykal, En son 23 Nisan 2010'da TBMM Genel Kurulu'na hitap eden Baykal'ı kürsüde gören milletvekilleri cep telefonlarına sarıldı.

CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal, Türkiye'de en büyük tahribatı yaşayan alanın adalet ve yargı alanı olduğunu savunarak, 2010 referandumundan sonra yargının, iktidar tarafından hedef olarak seçildiğini ileri sürdü.

"CD'LER, ISLAK İMZALAR İMAL EDİLDİ"

Baykal, şöyle devam etti:

"Bu dönemde tabii hakim ilkesi tahrip edilmiştir. Sulh ceza hakimlikleri kurulmuş, DGM, özel yetkili mahkemeler, son olarak sulh ceza hakimlikleri ihdas edilmiştir. Masumiyet karinesi ihlal edilmiştir. Tutukluluk tedbir olmaktan çıkmış, cezaya dönüşmüştür. Delilden sanığa değil, sanıktan delile gitme yöntemine geçilmiştir. Gizli tanık üretilmiştir. Hükümlülerle pazarlık yapılmıştır. CD'ler ve ıslak imzalar imal edilmiştir.

İddianameler emniyette hazırlanmış, emniyet savcılıkta ve hatta mahkemelerde davaları yönlendirmiştir. Sonucunda Genelkurmay Başkanı terör örgütü yöneticisi olarak suçlanmış ve müebbet hapse mahkum olmuştur. Yargı, TSK, Deniz Kuvvetleri ve aydınlarla hesaplaşmanın aleti haline getirilmiştir."

"HSYK TALİMATLA İŞLİYOR"

HSYK'nın, siyasi talimatla işleyen bir kurum haline getirildiğini savunan Baykal, "O nedenle, Gezi davasında Beşiktaş Futbol Kulübü taraftarlarına dava açılmakta, bir gazetecilik faaliyeti casusluk suçlamasına sokulmakta, akademisyenler düşünce açıkladıkları için, gazeteciler bir yayın organına destek verdikleri için tutuklanabilmektedir." ifadesini kullandı. Baykal, düzenlemenin "yargıya yönelik müdahalelerin en kabası" olduğunu savunarak, artık hakimlik teminatı veya yargı bağımsızlığının kalmadığını ileri sürdü.

Düzenlemenin, hukukun temel ilkelerine ve anayasaya aykırı olduğunu ifade eden Baykal, Anayasa Mahkemesi karar alıncaya kadar "sıfırlanan üyeliklere" yeni atamaların yapılacağını kaydetti.

"HUKUK TEMEL ALMAK ZORUNDA OLDUĞUMUZ BİR ÇERÇEVEDİR"

Deniz Baykal, şunları vurguladı:

"Elbette cemaatten talimat alan bir yüksek yargı mensubu hiçbir şekilde kabul edilemez. Ne yazık ki böyle bir durumun var olduğu da bir gerçektir. Tabii Türkiye bu noktaya kimler tarafından, hangi hesaplarla, hangi iş birliğiyle taşınmıştır? konusunu günü gelince ele alırız ama bugün, yargıdaki cemaat etkisinin kırılması gerektiği açıktır. 'Hukuk bir ihtiyaç varsa askıya alınabilir. Ancak bir ihtiyaç yoksa uygulanabilir' diye bir ilke olamaz. Hukuk, tüm sorunların çözümünde temel almak zorunda olduğumuz bir çerçevedir.

Cemaat sorununu hukuk içinde çözmenin geçerli yolları vardır. Anayasa'nın 139'uncu maddesindeki 'meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler' ibaresi bireysel inceleme, soruşturma ve disiplin uygulamalarıyla bu sorunun çözülebileceğini gösteriyor."