Hadis âlimi. İsmi Ebu Salih Abdullah bin Salih bin Muhammed bin Müslim el-Cühenî el-Mısrî’dir. Mısırlı olduğu için Mısrî, Cühen kabilesine mensup olduğu için Cühenî nisbetleriyle tanınmıştır. Cühen kabilesi, Kahtanîlerin Kuda’a kolundandır. Medine’nin limanı olan Yenbu’da otururlardı. İslamiyetten sonra fetihlere katılarak Suriye, Irak ve Mısır’a yerleştiler. Ebu Salih, meşhur hadis ve fıkıh âlimi Leys bin Sa’d’ın katipliğini yaptığı için kendisine “Katibü’l-Leys” künyesi de verilmiştir. 137 (m. 754) yılında muhtemelen Mısır’da dünyaya geldi. 139 (m. 756) yılında doğduğunu söyleyen kaynaklar da vardır. Mısır’da 223 (m. 838) senesi, Muharrem ayının dokuzuncu günü 86 yaşında vefat etti. Cenazesi aşure günü defnolundu.
Ebu Salih el-Mısrî, Bekr bin Mudar, Muaviye bin Salih, Musa bin Uley bin Rebah, Abdurrahman bin Şureyh, Sa’id bin Abdülaziz, Yahya bin Eyyüb el-Mısrî, Abdullah bin Lehia, İbn-i Süleym, Mufaddal bin Fedale, İbrahim bin Sa’d ez-Zührî, Abdullah bin Vehb, Abdülaziz bin el-Macişun gibi hocalardan ders aldı. Ancak kendisinin en meşhur hocası Leys bin Sa’d’dır. Kendisinden yirmi sene ilim okumuştur. Hocasının hadislerini tamamen istinsah etmiş; böylece büyük bir muhaddis olmuştur. Hocasıyla beraber 161 senesi Şevval ayında Mısır’dan çıkıp Bağdat’a gelmişlerdir. Zengin bir zat olan Leys bin Sa’d, bu talebesine o kadar itimat ederdi ki, bütün hesaplarını ve mallarının işletilmesi işini onun eline bırakmıştı.
Ebu Salih el-Mısrî’nin talebesinin en meşhurları şunlardır: İbn-i Zenceveyh, Ebu Bişr İsmail bin Abdullah es-Semmuyye, Ebu Ubeyd el-Kasım bin Sellam, Ebu Mervan Abdülmelik bin Habib es-Sülemî, Ebu Amr Sehl bin Zencele er-Razî, Ebu Abdullah Hasan bin Şüca el-Belhî, Ebu Sa’id Abdurrahman bin İbrahim ed-Dımeşkî, Ebu Abdullah Ahmed bin Nasr el-Kureşî, Ebu Muhammed Reca bin Mürecci el-Mervezi, Ebu Asım Huşyeyş bin Esram en-Nesaî, Ebu Ahmed Merrar bin Hammuye es-Sekafî, Ebu Muhammed Abdullah bin Abdurrahman ed-Darimî, Ebu Abdullah Muhammed bin Yahya ez-Zühlî, Ebu Mes’ud Ahmed bin Furat ed-Dabbî, Ebu Bekr Ahmed bin Mansur er-Ramadî ve İmam-ı Buharî.
İmam-ı Buharî’nin de, hocası Ebu Salih’ten bazı rivayetleri vardır. Sahih adlı eserine almamış olsa bile, Edebü’l-Müfred adlı eserinde kendisinden 38 tane hadis-i şerifi doğrudan rivayet etmektedir. Diğer meşhur hadis kaynaklarında Ebu Salih’in rivayet ettiği hadis-i şeriflerin benzerleri başka ravilerin ismiyle rivayet olunmaktadır.
Ebu Salih el-Mısrî hakkında kaynaklarda fazla bilgi bulunmamaktadır. Âlimlerin ekserisi kendisini güvenilir ve doğru sözlü bir muhaddis olarak vasıflandırmaktadır. Yahya bin Main sika olduğunu söyler. Ebu Zür’a, hasenü’l-hadis (hadisleri hasendir); Ebu Hatim, selimü’n-nahiye (mu’teberdir) derken, İbn-i Ebu Hatim, hasenü’l-hadis olduğunu söyler ve yalan söylemediğini bildirir. Rivayete göre Ebu Salih’e düşman olan bir komşusu vardı. Sırf kötülük yapmak saikiyle, Ebu Salih’in hocalarının ismini kullanarak, sanki o rivayet etmiş gibi hadisler uydurmuş ve Ebu Salih’in yazısına benzer şekilde yazarak onu kitapları arasına koymuştur. Bazı âlimlerin, Ebu Salih’in rivayetlerine ihtiyatla yaklaşmalarının sebebi budur. Yine de cerh edilmiş değildir. Yani hadis uyduran ve yalan söyleyen birisi olarak vasıflandırılmamıştır.
Ebu Salih el-Mısrî züht ve takva sahibi idi. İbadetleri fazla, zikri devamlı idi. Kelime-i tehlili çok söylerdi.
Abdullah bin Salih el-Mısrî, hadis-i şeriflerin toplanıp yazıldığı bir devirde yaşamıştır. Hocalarından işitip rivayet ettiği hadis-i şerifleri topladığı bir cüz’ü vardı. Bu cüz, günümüze kadar intikal etmiştir. Yedi varaktan müteşekkil tek nüshası, Kahire’de Darü’l-Kütübi’l-Mısriyye’de bulunmaktadır. Bu cüz’de 87 hadis-i şerif yer alır. Ebu Salih, 23 tanesini Abdullah bin Vehb’den rivayet etmiştir. Geri kalan 64 hadis-i şeriften 1 tanesini İmam-ı Malik bin Enes’ten, 3 tanesini de Leys bin Sa’d’dan rivayet etmiştir. Diğer 60 hadis-i şeriften hiçbirinin senedinde Abdullah bin Salih’in ismi geçmemekle beraber, 28 tanesinin yine hocası Abdullah bin Vehb ve birinin de hocası Leys bin Sa’d’dan rivayet edildiği anlaşılmaktadır.
Abdullah bin Salih el-Mısrî’nin rivayet ettiği bazı hadis-i şerifler şunlardır:
Hazreti Peygamber hayvanların hapsedilerek eziyetle öldürülmesini yasakladı. Tavukları taşlayanları görünce bu işi men buyurdu ve hayvanlara eziyet eden kimseye lanet etti.
Resulullah, abdestten arta kalan suyu ayakta içerdi. “Kadın ancak velisinin izniyle nikahlanabilir.”
“Necasete basan kimse, eğer bastığı şey yaş ise ayağını yıkasın, kuru ise yıkamasın.”
“Yedi uzuv (alın ve burun ile eller, dizler ve ayaklar) üzerine secde etmekle emrolundum.”
“Eğer gücünüz yetiyorsa, bayram gününe kadar fıtır sadakasını vermemişseniz, bunu hemen veriniz.”
“Ramazan ayında yapılan umre, sevap bakımından hacca bedeldir.”
“Hastaları ziyaret ediniz. Cenazelere iştirak ediniz. Düğüne de davet edilip vaat etmişseniz gidiniz.”
“Sadece güzelliği için bir kadınla evlenmeyiniz. Ola ki güzelliği hayır getirmez. Malı çok olduğu için de bir kadınla evlenmeyiniz. Ola ki malının çokluğu hayır getirmez. Fakat dindar ve emanet ehli olanlara rağbet ediniz.”
“Namaz vakti olduğunda yemek (akşam yemeği) de hazır olursa, namazı geçirmemek şartıyla yemeğe başlayınız.”
“Hiçbiriniz, komşusunu duvarına mertek çakmaktan menetmesin.”
“İkramların en kötüsü zenginlerin davet edilip, fakirlerin davet edilmediği ziyafet sofralarıdır. Kim davete icabet etmezse Allah ve Resulüne asi olmuş olur.”
Resulullah Aleyhisselam, Ramazan ayının ilk üç gecesi mescide çıkıp, teravih namazı kıldı. İnsanlar da namaz kıldılar. Sabahleyin insanların birçoğu toplanmış ve bunu konuşuyorlardı. Dördüncü gece çıkmayıp evinde ailesi ile birlikte kaldı. Sabahleyin; “Ben bu teravih namazının size farz olmasından ve sizin buna güç yetiremeyeceğinizden korktum. Yani onun için mescide çıkmayıp evde kıldım.” buyurdu.
“Kim Ramazan ayını inanarak ve sevabını Allah’tan bekleyerek ihya ederse geçmiş günahları affedilir.”
Hazreti Aişe der ki: “Resulullah Aleyhisselam asla eliyle bize vurmadı ve kimseye de lanet etmedi. Nefsi için kimseden intikam almadı. Ancak Allah’ın koyduğu sınırlar ihlal edildiğinde, Allah için intikam aldı. Günah işlemek müstesna, kendisinden istenen hiçbir şeyi geri çevirmedi. İki iş arasında muhayyer bırakıldığında en kolay olanı tercih ederdi.”
Salim bin Abdullah der ki: “Resulullah bize Cuma günü guslü emrederdi.”
“Yalan söyleyerek insanların arasını bulan ve hayır söyleyen yalancı sayılmaz.”
“Ezanı işittiğiniz zaman, müezzinin söylediğini siz de tekrar ediniz.”
“Bir kimse din kardeşine kafir derse, o söz, sözü söyleyene döner.”
Bir bedevi gelerek Resulullah’a; “Kıyamet ne zamandır?” diye sordu. Resulullah; “Onun için ne hazırladın?” buyurunca, bedevi; “Hiçbir şey. Allah’a yemin olsun ki benim nafile namazım ve orucum da azdır. Ancak Allah ve Resulünü çok seviyorum.” cevabını verince, Resulullah; “Şüphesiz sen sevdiğinle berabersin.” buyurdu.
“Kim namaz kılarken Fatiha suresini okumazsa, kamil manada namaz kılmış olmaz. Ancak imama uyarsa olur.”
“Fıtrat, bıyıkları kısaltmak, tırnakları kesmek, koltuk altı kıllarını yolmak, kasıkları tıraş etmek ve sünnet olmayı gerektirir.”
“Helal kazancından sadaka veren kişi, sanki onu Rahman’ın eline koyar. O da onu, sizden birinin atının yavrusunu veya dişi devesinin yavrusunu büyüttüğü gibi, dağ gibi büyütür. Allahü teala ancak helal olanı kabul eder.”
“Bir insan Müslümanlığa girer; Müslümanlığı da güzel olursa; Allahü teala evvelce kendisinden sadır olmuş bütün günahlarını affeder. Ve her günahına karşılık da ona bir iyilik yazar. Ondan sonra bir iyiliğe karşılık on, hatta yedi yüz katı iyilikle; kötülük ise şayet Allahü teala affetmezse misli ile karşılık görür.”
“Cennet yolları insanın nefsinin hoşuna gitmeyen amellerle, Cehennem yolları ise insanın nefsini cezbeden şehvetlerle çepeçevredir.”
“Ben, Allahü tealanın yolunda gaza ederek öldürülmeyi, sonra tekrar diriltilip öldürülmeyi, sonra tekrar diriltilip öldürülmeyi pek arzu ederdim.”
“Şüphesiz ki Allahü teala Cennetliklere; ‘Ey Cennetlikler!’ der. Onlar da; ‘Lebbeyk ya Rabbî! Bütün hayırlar senin elindedir.’ cevabını verirler. Allahü teala; ‘Razı oldunuz mu?’ diye sorar. Onlar da; ‘Neden razı olmayacakmışız ya Rabbî! Yarattıklarından hiçbirine vermediğini bize verdin.’ derler. Allahü teala; ‘Size bundan daha kıymetlisini vereyim mi?’ buyurur. Onlar; ‘Ey Rabbimiz! Bundan daha kıymetli ne olabilir?’ diye sorarlar. Allahü teala da; ‘Size rıdvanımı helal kılıyorum. Artık size ebediyyen gadap etmem.’ buyurur.”
“Biriniz namaz kıldığı zaman, önünden hiç kimseyi geçirmesin. Onu mümkün olduğunca menetsin. Şayet yine dinlemezse, ona eliyle mani olsun. Çünkü o ancak bir şeytandır.”
“Biriniz esneme geldiği zaman mümkün olduğunca esnemesin.”
“Şüphesiz Allahü teala, ilmi insanlardan çekip alıvermez. Fakat ilmi, âlimleri yok etmek suretiyle kaldırır. Nihayet hiçbir âlim bırakmadığı vakit, insanlar birtakım cahilleri reis edinirler. Onlara sual sorulur. İlimsizlikle fetva verirler. Bu suretle hem saparlar, hem de saptırırlar.”
Hazreti Aişe der ki: “Resulullah üç parça beyaz bez ile kefenlendi. Bunların içinde gömlek ve sarık yoktu.”
Yine Hazreti Aişe der ki: “Resulullah’ın eli hiçbir kadının eline dokunmadı. Hiçbir kadınla el sıkışıp musafaha yapmadı.”