ABDÜLVEHHAB BİN ABDÜLKADİR GEYLANÎ

Abdülvehhab bin Abdülkadir el-Geylanî Fıkıh ve islam âlimi
A- A+

Hanbelî mezhebi fıkıh âlimlerinin büyüklerinden. İsmi, Abdülvehhab bin Abdülkadir bin Ebu Salih el-Geylanî el-Bağdadî olup; künyesi, Ebu Muhammed ve Ebu Abdullah’tır. Lakabı; Seyfeddin, İbnü’l-Kıdve ve Zahid’dir.

Ehl-i Sünnet âlimlerinin en büyüklerinden olan Seyyid Abdülkadir-i Geylanî hazretlerinin en büyük oğlu ve aynı zamanda talebelerinin önde gelenlerindendir. 522 (m. 1128) senesi Şaban ayının 2. günü Bağdat’ta doğdu. 593 (m. 1197) senesi Şevval ayının 15. Çarşamba gecesi orada vefat etti. Ertesi günü babasının medresesinde cenaze namazı kılınıp, Celbe Kabristanı’nda defnolundu.

Ebu Muhammed Abdülvehhab, küçük yaşta ilim tahsiline başladı. Babasından Kur’an-ı Kerim, fıkıh ve diğer ilimleri öğrenip, kısa zamanda yüksek ilimlere sahip oldu. Ayrıca İbnü’l-Husayn, İbnü’z-Zagunî, Ebu Galib bin el-Benna ve başka âlimlerden ilim öğrendi. Kendisinden ise, Muhammed bin Ya’kub icazet aldı. Ayrıca İbnü’l-Katî’î, İbnü’d-Debisi, Abdurrahman bin Gazzal, İbnü’l-Halil ve başka birçok zat da ilim öğrenip rivayetlerde bulundular.

Abdülvehhab bin Abdülkadir hazretleri, kardeşleri arasında fıkıh ve diğer ilimleri en fazla bilen olup, onların en âlimiydi. Bilhassa fıkıh ilminde çok yükselip, babasının hayatında onun medresesinde ders vermeye başladı. Yirmi seneden fazla böyle devam etti. Babasının vefatından sonra, artık orada müstakil olarak ders vermeye başladı.

İbnü’l-Kadisî diyor ki: “Abdülvehhab bin Abdülkadir, çok iyi bir fakih (fıkıh âlimi) idi. Züht sahibiydi. Haramlardan, şüphelilerden, hatta şüpheli olmak korkusu ile mubahların çoğundan sakınırdı. Bunun için vaazı çok tesirli olup, herkes sözlerinden istifade ederlerdi. Herkes tarafından sevilir, sayılır, hürmet edilirdi. Herkesten hüsn-i kabul görürdü. Aklının ve ilminin fevkalade çok olmasından başka, zekası, anlayışı ve hafızası da pek fazlaydı. Latife sahibi, gayet güzel, zarif bir zattı. İhtilaflı olan meseleleri gayet güzel hâllederdi. Vaazında ve diğer konuşmalarında çok fasih, pek tatlı konuşurdu. Mürüvvet sahibi ve cömertti. Fetvalarında gayet isabetliydi. Hakkı söylemekte kimseden çekinmezdi. Halife Nasır, bunu, mazlumların haklarını koruyacak ve ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarına cevap verecek makama tayin etmişti. İhtiyacı olanlar, kendisine müracaat ederlerdi.”

Derslerine ve vaazlarına devam eden yüzlerce insan, ilimde yükselmişler, çokları icazet almakla şereflenmişlerdir. Ömrü boyunca, İslamiyet’i doğru olarak anlatmakla meşgul olup, ders ve vaaz verdi. Çeşitli vazifelerde bulundu. Yüzlerce veli yetiştirdi. Hadis-i şerif de rivayet etti.

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
Rehber İnsanlar Sayfası