Onuncu asırda yaşayan evliyadan. İsmi Ahmed bin Osman’dır. Künyesi Ebü’l-Abbas, lakabı Şihabüddin’dir. Nesebi Hazreti Ali’ye ulaşır. Tarikat silsilesi ise Şeyh Muhammed Şehadî vasıtasıyla Seyyid İbrahim Burhaneddin Desukî’ye dayanır. Mısır’ın Şernub kasabasında doğduğu için Şernubî nisbesiyle bilinir. 931 (m. 1525)’de doğdu ve 994 (m. 1585)de Antalya civarında bir yerde vefat etti. Orada defnedildi.
Şernub’da doğup büyüyen Ahmed bin Osman hazretleri, yedi yaşında koyunları otlatırken, ilahî bir cezbeye kapıldı. İçine Allahü tealanın aşkı düşüp gece-gündüz ibadetle meşgul olmaya başladı. Annesinin vefatından sonra Mekke-i mükerremeye gitti. Yedi yıl orada kalıp âlimlerle velilerin ilim meclislerinde ve sohbetlerinde bulundu. Hac ibadetini ifa edip sevgili Peygamberimizin kabr-i şerifini ziyaret etti. Yedi sene müddetle Mekke’de kaldı. Sonra 945 (m. 1538) senesinde memleketi olan Şernub’a döndü. Demenhur’a giderek ibadetle meşgul oldu.
Bir gece rüyasında Peygamber Efendimizi gördü. Peygamber Efendimiz ona; “Ey Ahmed! İstanbul’da Şeyh Nureddin’e git, ondan tasavvuf ilmini öğren. Zira kendisi bu zamanda ariflerin reisidir.” buyurdu. Bu emir üzerine İstanbul’a giden Ahmed bin Osman Şernubî hazretleri Şeyh Nureddin’in huzuruna vardı. Evliya bir zat olan Şeyh Nureddin onu görünce; “Merhaba ey Peygamber Efendimizin emri ile gelen kimse! Merhaba ey derviş oğlu derviş!” buyurdu.
Şeyh Nureddin’in iltifat ve ihsanlarına kavuşan Ahmed bin Osman Şernubî ona talebe oldu. Sohbet ve hizmetinde bulunarak tasavvuf yolunda ilerledi. Bir müddet sonra hocası ona Allahü tealanın emir ve yasaklarını insanlara anlatmak hususunda icazet, diploma ve hilafet vererek memleketine gönderdi. İnsanların kurtuluşa ermelerini sağlamak hususunda gayret gösterdi. Pekçok kimse onun sohbetlerinde bulunarak istifade etti.
Bir müddet sonra talebelerinden birkaç kişi ile birlikte İstanbul’a gitmek üzere yola çıktı. Mısır’ın Dimyat iskelesinden bir gemiye bindi. Günler süren bir yolculuktan sonra Antalya civarında bir yere çıktılar. Bu sırada ağır hastalığa tutulan Ahmed bin Osman Şernubî birkaç gün kendini iyi hissetti. Yolculuk esnasında uğradığı köy ve kasabalardaki insanlara vaaz ve sohbetleriyle çok faydalı oldu. Zikir ve ibadetle meşgul iken vefat etti.
O sabah erkenden vefat ettiği beldedeki caminin imamı, Şeyh Ahmed bin Osman Şernubî’nin vefat ettiği eve giderek; “Vefat eden Şeyh’in gaslini, yıkamasını ben yapacağım. Çünkü dün gece rüyamda Fahr-i Kainat efendimiz böyle emir buyurdu.” dedi. Cenazesini yıkayıp namazını kıldıktan sonra cami yakınında bir yere defnettiler.
Kendisi âlim, faziletli ve güzel ahlaklı bir zat olan Ahmed bin Osman Şernubî’nin birçok kerameti de görülmüştü. Pekçok mürid ve halifeleri vardı. Bunların en meşhurları, zamanının en meşhur âlim ve velilerinden Şeyh Nasırüddin İbrahim Lekanî ve Şeyh Muhammed Bülkinî hazretleriydi. Şernubî hazretlerinin Tabakatü’l-evliya adlı eseri dünyaca meşhurdur.