AHMED DİYOBENDÎ

İmam-ı Rabbânî Ahmed el-Fârûkî es-Serhendî İslam alimi
A- A+

Hindistan’da yetişen velilerden. Doğum ve vefat tarihleri belli değildir. Onbirinci hicrî asırda yaşadı. Seharenpur’a yakın Diyobend şehrinde doğdu. Hayatı hakkında fazla bir bilgi yoktur. İlim öğrenmek için çeşitli beldeleri dolaştı. Serhend şehrine giderek İmam-ı Rabbanî hazretlerine talebe oldu. İhlası sebebiyle İmam-ı Rabbanî’nin iltifat ve merhametine kavuştu. İmam-ı Rabbanî, Ahmed Diyobendî’nin terbiyesini halifesi Mir Muhammed’e havale etti. Ahmed Diyobendî ondan pek çok manevî ilimler elde etti.

Sonra tekrar İmam-ı Rabbanî’nin huzuruna gelip sohbetlerine devam ederek kemale geldi. Bir süre sonra icazet, diploma ve halifelik aldı. Ahmed Diyobendî’nin sohbetleri çok tesirliydi. Dinleyenler kendinden geçerdi. Pek çok talebe feyz almak için ona müracaat etti. Onun teveccüh ve tasarrufları gayet tesirliydi. Bir süre Ekberabad’da insanlara Allahü tealanın emir ve yasaklarını anlattı ve onlara doğru yolu gösterdi. Onun sohbetlerinin bereketi ile Bengale’nin ileri gelenlerinden Kasım Han, Eshab-ı Kiram düşmanlığından vazgeçip Ehl-i Sünnet vel-cemaat itikadına kavuştu. Ahmed Diyobendî’nin huzurunda tövbe edip talebeliğe kabul edilmesini istedi. Talebeliğe kabulü ile Ahmed Diyobendî’nin manevî terbiyesi altına girdi. Hocasına çok muhabbet besleyen Kasım Han, yüksek manevî derecelere kavuştu.

Kasım Han’ın teklifi üzerine Bengale’ye giden Ahmed Diyobendî’ye âlimler, salihler, büyük küçük herkes talebe oldu. Bazı zatlar ondan halifelik ve başkalarını yetiştirmek için icazet, diploma aldı. Ahmed Diyobendî, insanlara doğru yolu anlatmak için hilafet aldığı ilk zamanlarda hocası İmam-ı Rabbanî hazretlerine şöyle bir mektup yazdı:

“Bendeniz kendimde hiçbir manevî hâl ve kemal bulmuyorum. İki kişiye zikir ile ilgili bir vazife vermiştik. Onlarda birçok hâller görüldü.”

Bunun üzerine İmam-ı Rabbanî şu cevabı yazdı:

“Mektubunuzda; ‘Kendimde bu yolun büyüklerine ait hâller, ilimler ve marifetlerden bir şey bulamıyorum. Bununla beraber iki kişiye bu yolu öğrettim. Onlarda bunun tesirleri, garip hâller görüldü. Bunun sebebi nedir?’ diye yazıyorsunuz.

Bil ki o iki kişide görülen hâller, sizin hâllerinizin aksetmesiyle meydana gelmiştir. Sizin hâlleriniz onların istidad aynasında görülmüştür. İlim sahipleri oldukları için kendi hâllerini bilmişlerdir. Maksat bu hâllerin hâsıl olmasıdır. Bu hâlleri bilmek de ayrı bir devlet ve nimettir. Bazısına bu ilmi verirler, bazısına vermezler. Bununla beraber her ikisi de evliyalık hâlidir. Allahü tealaya yakın olmakta eşittirler.”

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
Rehber İnsanlar Sayfası