Yemen’in meşhur ilim ve irfan merkezlerinden biri olan Terim şehrinde yetişen büyük velilerden Ahmed bin Alevî (v. 1565), hem tasavvufi derinliği hem de zahidâne yaşantısıyla tanınan kâmil bir mürşiddir. Soyu Peygamber Efendimize (s.a.v.) dayanan bir seyyid olup, hayatını sünnet-i seniyyeye bağlılık ve halkı irşad ile geçirmiştir.
Ahmed bin Alevî, küçük yaşlardan itibaren Kadı Ahmed Şerif ve Şeyh Abdurrahman bin Ali gibi dönemin büyük alimlerinden ders almıştır. Tasavvuf, fıkıh ve hadis ilimlerinde mütehassıs olmuş, derslerinde karmaşık meseleleri gayet açık ve tane tane anlatmasıyla meşhur olmuştur. Çoğunlukla sükutu tercih eder, Allahü Teala'nın büyüklüğünü düşünerek zaruret olmadıkça konuşmazdı.
Ahmed bin Alevî, nefis terbiyesinde çok önemli bir yeri olan yemek yeme adabı üzerine alimlerin bildirdiği şu yedi mertebeyi açıklamıştır:
1-Yaşayacak kadar yemek: Hayatta kalmak için zorunludur.
2-İbadet gücü için yemek: Farz namaz ve orucu eda edebilecek kadar yemek; bu ilk iki mertebe farzdır.
3-Nafile ibadetler için yemek: Nafile namaz ve oruca takat yetirecek kadar yemek müstehabdır.
4-Helalinden çalışmak için yemek: Geçimini temin edecek kuvvete sahip olmak için yemek; dinin beğendiği tokluktur.
5-Midenin üçte birini doldurmak: Sünnete uygun ölçüdür.
6-Midenin üçte birinden fazlasını doldurmak: Mekruhtur; bedene ağırlık ve ibadete karşı tembellik verir.
7-Zarar verecek kadar aşırı yemek: Sağlığı bozar, Peygamber Efendimizin "Her hastalığın aslı çok yemektir" hadisi gereği haram sayılmıştır.
Kazaya Rıza ve Sabır: Çocuğu vefat eden bir talebesinin "Ya oğlumu dirilt ya benim canımı al" feryadı üzerine ona; "Allah'ın takdirine razı olup sabretmek, isyan etmekten daha hayırlı ve sevap kazandırıcıdır" diyerek manevi olgunluğun anahtarını göstermiştir.
Deniz Suyunun Tatlılaşması: Hac yolculuğu sırasında denizden aldığı tuzlu su, onun kabına girdiği anda Allah'ın izniyle içenler için tatlı ve güzel bir suya dönüşmüştür.
Hızır Aleyhisselam ile Görüşme: Talebesi Muhtar’a, Hızır Aleyhisselam ile karşılaşacağını fakat onu tanıyamayacağını haber vermiştir. Nitekim Muhtar dağda bir köylü kılığındaki Hızır (a.s.) ile karşılaşmış, ancak o kaybolduktan sonra gerçeği anlayabilmiştir.
Müstecâbü’d-Dua: Duası kabul olunan bir zattı. Kuraklık çeken memleketler için yaptığı yağmur duaları ve şifa bekleyen hastalar için niyazları derhal karşılık bulurdu.
1565 (m. 973) yılında Yemen'in meşhur evliya kabristanı olan Zenbil Kabristanı'na defnedilmiştir. Kabri, günümüzde de feyz ve bereketinden istifade etmek isteyenler tarafından ziyaret edilmektedir.