AHMEDÜ BAMBA

Ahmedü Bamba İslam alimi
A- A+

Senegal’de Muridiye tarikatının kurucusu, büyük ilim ve fikir adamı. 1266 (m. 1850)’de M’Backe köyünde doğdu, 1346 (m. 1927)’de Tuba köyünde vefat etti.

Doğduğu köy olan M’Backe’yi büyük dedesi Mame Maram 1186 (m. 1772) yılında kurmuştu. Mame Maram burada Kur’an-ı Kerim ile dini ve nakli ilimlerin okutulduğu bir medrese inşa ettirdi. Oğlu Mame Balla burada okudu ve dini ilimlerde yükseldi. Mame Balla ise oğlu Momar’ı Bamba’da Ahmedu adında din ve fen ilimlerinde yüksek faziletli bir hocanın derslerine göndermişti. Momar, öğrenimini bitirip köyüne döndükten sonra doğan çocuğuna hocasının hatırasına Ahmedu Bamba adını verdi.

Babası, küçük yaştan itibaren Ahmedu Bamba’nın yetiştirilmesi, terbiyesi ve tahsili için büyük bir özen gösterdi. Özel hocalardan dersler aldırdı. Ahmedu Bamba 9 yaşına geldiğinde bölge Fransızlar tarafından işgal edildi. Pek çok köyle birlikte M’Backe de yıkıma ve talana uğradı. Momar ailesini alarak Rip’te Porokhane köyüne yerleşti. Bu sırada Fransızlara karşı cihat hareketini başlatmış bulunan Maba Diakhu, Porokhane’de bir medrese kurdu ve eğitimin başına Momar’ı tayin etti.

Öte yandan Cayor’da Fransızlara karşı savaşan Lot Dior, memleketini terk etmek zorunda kaldı. Maba Diakhu tarafından kabul edilen Lot Dior, bu sırada Momar’la da iyi bir dostluk kurdu. Lot Dior yapılan antlaşma ile 1288 (m. 1871) yılında yeniden Cayor’un idareciliğine getirilince, Momar’a da kadılık teklif etti. Ancak bu teklifi kabul etmeyen Momar, Diorbel yakınlarındaki Pator köyüne yerleşti. 1291 (m. 1874) yılına kadar burada kaldı. 1291’de Cayor’a giderek burada daha önce yıkılan köylerinin hatırasına M’Backe-Cayor köyünü kurdu. 1298 (m. 1880)’de vefatına kadar burada kalan Momar, özellikle oğlu Ahmedu Bamba’nın tahsiliyle meşgul oldu. Onu Arapça, tefsir ve fıkıh bilgisi bakımından mükemmel bir hale getirdi. Ahmedu Bamba ilimde yükseldikçe, dinimizin emir ve yasaklarına uyumu da fazlasıyla artıyordu. Babasının vefatından sonra kendisine kadı olması teklif edildi, fakat kabul etmedi; gayesi tasavvuf büyüklerinin sohbetlerine gidip tarikat yolunda ilerlemekti.

Bu maksatla Saint Louis’e giderek Batı Afrika’nın en meşhur tarikatı olan Kadiriyye’nin halifesi El-Hac Kamara’ya bağlandı. Sonra hocasının işaretiyle meşhur Kadiri şeyhi Sidya’nın sohbetlerine kavuşmak üzere Moritanya’ya gitti. Ahmedu Bamba, Şeyh Sidya tarafından çok iyi karşılandı. Ondaki kabiliyet, zeka ve istidadı gören Şeyh Sidya, bu talebesi ile yakından ilgilendi. Şeyh Sidya’dan tasavvuf, akaid, Maliki fıkhı ve Sahih-i Buhari okuyan Ahmedu Bamba, tarikat makamlarında da kemal derecesine kavuştu. Şeyh Sidya kendisine icazet, diploma vererek Volof bölgesine halife tayin etti.

Ahmedu Bamba Senegal’e döndüğünde, Lot Dior ile Fransızlar arasındaki savaş kızışmıştı. Ancak Ahmedu Bamba, hocasının tavsiyesi ile harbe girmek yerine talebe yetiştirmeye kararlıydı. Bu sebeple büyük merkezlerden uzak kalmaya dikkat ederek Darau-Marnane adıyla bir köy kurdu. Burada inşa ettiği dergahta ders verdiğini duyan ilim talipleri buraya akın etmeye başladı. Bir süre sonra buranın ihtiyaca cevap vermediğini gören Ahmedu Bamba hazretleri, Baol’da Tuba köyünü kurdu (1304/1886). Talebeleri ve bağlıları gün geçtikçe artıyordu.

Bu sırada Baol ve Colof’ta siyasi karışıklıklar baş göstermişti. Fransızlar bu karışıklıklardan Ahmedu Bamba’yı sorumlu tutmaya başladı. Şeyh hazretleri 1309 (m. 1891)’de başkent Saint Louis’e giderek kendisinin fakir bir derviş olduğunu ve muridlerin eğitimiyle uğraşmaktan başka bir gayesi bulunmadığını belirtti. Buna rağmen Fransızlar tarafından Baol tahtının iddiacısı şeklinde takdim edildi. Mahalli yöneticiler, merkezi idareye Ahmedu Bamba ile mensuplarının büyük bir tehlike arz ettiği yolunda raporlar sundular.

Bu durum üzerine Ahmedu Bamba Colof’a giderek orada da Tuba adını verdiği yeni bir köy kurdu. Fakat etrafında toplanan talebe halkasının burada da artması sömürge yönetimini iyice rahatsız etti. Muridlerini dağıtması için kendisine baskı yapılmaya başlandı. Bu istekleri reddetmesi üzerine 1313 (m. 1895)’te tutuklanarak Saint Louis’e götürüldü. Oradan Gabon’a sürüldü. Mayombe Adası’nda uzun yıllar Hristiyanlaştırılmış halk arasında sürgün yaşadı. Bu sırada pek çok eser kaleme aldı. 1320 (m. 1902)’de serbest bırakıldı, ancak ertesi yıl yeniden tutuklandı ve bu defa Moritanya’ya sürüldü.

Ahmedu Bamba hazretlerinin tutuklanması ve sürgün hayatı, hadiselerin durmasını sağlamadı; aksine daha da alevlendi. Şeyh hazretlerini sevenler de yer yer şiddet hareketlerine varan gösteriler düzenlediler. Kimse vergisini vermez oldu. Ahmedu Bamba hazretleri sürgünde bulunduğu müddetçe kitapları elden ele geziyor ve kendisini sevenlerin sayısı çoğalıyordu. Sanki o sürgünde değil de muridlerinin her an yanında bulunan, onlara her an vaaz ve nasihat eden bir derviş idi. Bu hali gören Fransız otoriteleri, Ahmedu Bamba’nın kendi halinde bir derviş olduğu ve siyasi hadiselerle ilgisi bulunmadığı yolundaki sözlerine inanmaya başladılar. Bu sebeple Birinci Dünya Savaşı öncesinde kendisini serbest bıraktıkları gibi, din işleriyle ilgili şura meclisinin üyeliğine de tayin ettiler. Ayrıca kendisini Legion d’Honneur nişanıyla taltif ettiler; Ahmedu Bamba bunu kabul etmedi.

Ahmedu Bamba hazretleri hayatının son döneminde pek çok köyde ve şehir merkezlerinde dergah ve zaviyeler kurarak muridlerinin eğitimi ve ilim yayma işiyle meşgul oldu. 1346 (19 Temmuz 1927)’de vefat eden Ahmedu Bamba hazretleri Tuba köyünde defnedildi.

Ahmedu Bamba, mezhepsizlik ve Vehhabilik gibi Ehl-i sünnet olmayan yolların ortaya çıktığı o devrede her işinde tasavvufi kaynaklara başvururdu ve Ehl-i sünnet istikametinden ayrılmadı.

Yirmiyi aşkın eserinden bazıları şunlardır: Hadaiku’l-Fedail, Calibetü’l-Meragib, El-Cevherü’n-nefis, Mesalikü’l-Cinan, Mecmuu’l-Müfid, Sefinetü’l-Eman, Celibetü’s-Saade ve Mevahibü’n-Nafi.

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
Rehber İnsanlar Sayfası