İstanbul velilerinden. Babası Şeyh Feyzullah Efendi, dedesi Şeyh İbrahim Hayrani’dir. 1277 (m 1860) senesinde doğdu. 1319 (m. 1901) senesinden sonra vefat etmiştir. Kabri İstanbul Topkapı taraflarındadır.
Kucuk yaşta tahsil hayatına başladı. Bir taraftan babasının sohbetlerinde bulunuyor, bir taraftan da ilim tahsiline devam ediyordu. Mevlevi Esad Dede’den, Farsca edebiyat dersi aldı. Babasının vefatı uzerine, yerine gecti ise de bir muddet, Şeyh Said Efendi vekaleten babasının yerine şeyhlik makamında bulundu. Fatih Dersiamlarından Urfalı Mehmed Efendinin, daha sonra Kadiri Şeyhi Şerefeddin Efendinin sohbetlerinde bulundu. Bir sure sonra Kadiriyye ve Nakşibendiyye yollarında hilafet aldı.
Ali Behcet Efendi, 1299 (m. 1881) senesinde babasının yerine şeyhlik makamına oturarak, talebe yetiştirmekle meşgul oldu. Birkac kere hacca gitti. Bu sırada zamanın kutbu olan İmaduddin Hindi el-Kadiri ile goruştu ve ondan feyiz aldı. Ali Behcet Efendi, gayet mutevazi, arif, edip, riyazet ehli, fakirleri doyuran, guler yuzlu, ikram sahibi bir zat idi. Az konuşurdu. Cok şiir söylemiştir.
Bir na’tı şöyledir:
Zuhurun kainata verd-i revnak ya Resulallah
Nigahın ehl-i ışka virdi revnak ya Resulallah.
Vücudun olmasaydı hiç vücud bulmaz idi âlem
Vücudun sırr-ı zat-ı Hazreti Hak ya Resulallah.
İder her zerre Hakkı zikr ve tesbih sırr-ı hâl ile
Senin ta’limi sırrın oldu el-Hak ya Resulallah.
Alıp dersi sırr-ı hilkatden gönül bulmaktır nuru
Senin nurun cihana virdi revnak ya Resulallah
Kapında abd-ı kemter Behçet didarına müştak
Ümid-i şefkatinle buldu revnak ya Resulallah.