Evliyanın meşhurlarından. Dördüncü asırda yaşamış olup doğum ve vefat tarihleri bilinmemektedir. Tasavvufta Muhammed bin Yusuf Benna’nın sohbetlerinde yetişti. Şöyle demiştir:
“İsfahan’da Muhammed bin Yusuf Benna’nın sohbetlerinde bulundum. O, daima helal yemek ilminden anlatırdı. Ben de sohbetlerini yazardım. Bir müddet huzurunda kaldıktan sonra hacca gittim. Hac dönüşünde Basra’ya gelince hocamın vefatını haber aldım. Çok üzüldüm ve hocam vefat ettikten sonra İsfahan bana ne lazım diyerek Basra’ya gidip orada kaldım.”
Yine şöyle anlatmıştır: “Sehl-i Tüsterî’nin talebeleri onun hallerini ve sohbetlerini naklederlerdi. Ben de onun sohbetlerinden nakledilen şeyleri yazardım. Bir gün dere kenarında abdest alırken notlarım suya düştü, buna çok üzüldüm. O gece Sehl-i Tüsterî’yi rüyada gördüm. Bana; ‘Ey mübarek! Defterinin suya düşmesi sebebiyle çok mu üzüldün? O sözlere olan muhabbetinin hakkını, Allahü tealanın hakkını ve dostlarının hakkını yerine getirmek için onlarda yazılı olan şekilde amel etmez misin?’ buyurdu. Ben de; ‘Bu arzuya takat yoktur.’ dedim. Biz böyle konuşurken, Peygamber efendimiz, Eshab-ı kiramdan bir cemaat ile teşrif ettiler. Resulullah efendimiz bana bakıp, tebessüm ederek; ‘Bu taifeye ve sözlerine muhabbet, hakikattir.’ buyurdu. Sehl-i Tüsterî; ‘Estağfirullah ya Resulallah!’ dedi. Peygamber Efendimiz tebessüm etti. Bu halin sevinci içerisinde uyandım.”