BEKİR HAKİ EFENDİ

Bekir Haki bin Molla Ahmed Son devir din âlimlerinden.
A- A+

Son devir din âlimlerinden. 1299 (m. 1882) yılında Dağıstan'ın Karabağ eyaletinde doğdu. Babası Safioğulları'ndan Molla Ahmed, annesi Medine Hanım'dır. İlk tahsilini önce babasından, sonra Karabağ'da Seyyid Abdülaziz Çelebi'den gördü. Burada Arapça ve Farsça gramer bilgilerinin yanı sıra din ilimlerinin tahsilinde temel sayılan metinleri okudu.

1318 (m. 1900) yılında ailesiyle birlikte hicret ederek önce Van'a, sonra Tokat'a gitti; ailesi Zile ilçesine bağlı Tevfikiye köyünde iskan edildi. Bekir Haki o tarihte Tokat müftüsü olan Hacı Osman Efendi'nin derslerine devam ederek icazet aldı. Bundan sonra İstanbul'a gitmek istediyse de o sıralarda talebe-i ulumun İstanbul'a gitmesine izin verilmediğinden bu arzusunu ancak 1330 (m. 1912)'de gerçekleştirebildi.

Son devir din âlimlerinden.
Başlık ResmiSon devir din âlimlerinden.

Son devir din adamlarından Bekir Haki Efendi.

Tokat'ta çok iyi yetişmiş olan Bekir Haki Efendi; gerek disiplinli çalışması gerekse zekası sayesinde, talebelik hayatının bundan sonraki bölümünde girdiği her seviyedeki imtihanı üstün derecelerle kazanmıştır.

İstanbul'un Süleymaniye semtindeki Yoğurtçuoğlu Medresesi'ne yerleşerek Fatih dersiamlarından Muharrem Lütfi Efendi'nin derslerine devam etti ve 1330'da ondan icazet aldı. Aynı yıl İstanbul'da ilk defa açılan Medresetü'l-vaizin imtihanını kazandı. Ertesi sene Meclis-i Kebir-i Maarifte açılan imtihanı birincilikle kazandığı için Maarif Nezareti tarafından Üsküp Darülmuallimin-i edebiyyat-ı Farisiyye hocalığına tayin edildiyse de bazı sebeplerden dolayı bu vazifeye gidemedi.

1332 (m. 1914) yılında açılan ruus imtihanını üstün başarı ile kazanarak müderris ünvanını aldı ve Bayezid Darülhilafeti'l-Aliyye Medresesi ikinci sınıf birinci şube sarf ve lügat müderrisliğine tayin edildi. Bir yandan da Mekteb-i Kuzat'a yazılarak 1333 (m. 1915)'te buradan mezun oldu; böylece naib (kadı) olma hakkını kazandı. 1335 (m. 1917)'de Muhallefat-ı Umumiyye Kassamlığı dördüncü sınıf katipliğine, ertesi sene Darülhikmeti'l-İslamiyye ikinci sınıf katipliğine, 1339 (m. 1920)'den itibaren de İstanbul Kadılığı ikinci sınıf katipliğine tayin edildi. İki ay sonra da önceki memuriyeti olan Darülhikmeti'l-İslamiyye ikinci sınıf katipliğine tekrar getirildi.

1341 (m. 1922)'de Mahmud Paşa Mahkeme-i Şer'iyye ikinci sınıf katipliğine tayin edildi. Ertesi sene İbtida-i Dahil Medresesi feraiz ve intikal müderrisi, 1342 (m. 1924)'te ise Sahn Medresesi belagat-ı Arabiyye müderrisi oldu. Aynı sene Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile medreseler lağvedilince vazifesine son verilen ve çok yetersiz olan dersiam maaşıyla geçinmek zorunda kalan Bekir Haki Efendi, İstanbul Barosu'na bağlı olarak dokuz yıl avukatlık yaptı.

Soyadı kanunundan sonra Yener soyadını alan Bekir Haki Efendi, 1358 (m. 1939)'dan itibaren on sene kadar İstanbul Müftülüğü müsevvidliği yaptı. 1368 (m. 1949)'da kendi isteğiyle emekli oldu; daha sonra üç yıl kadar Süleymaniye Kütüphanesi'nde tasnif işinde çalıştı ve 1372 (m. 1953)'te buradan da ayrıldı. 1374 (m. 1954)'te tekrar memuriyete dönerek altı yıl süreyle Eminönü müftülüğü yaptı.

27 Mayıs 1960 ihtilalinden sonra İstanbul Müftüsü Ömer Nasuhi Bilmen Diyanet İşleri Başkanlığına getirilince, Bekir Haki Efendi vekaleten, on beş gün sonra da asaleten onun yerine tayin edildi. Fakat dönemin İstanbul valisi ile ezanın Türkçe okunması konusunda ağır bir tartışma yapması üzerine 2 Mayıs 1961'de vazifesinden alınarak İstanbul Müftülüğü raportörlüğüne getirildi. Bunun yanı sıra İstanbul merkez vaizliğine başladı. Bu dönemde Şehzadebaşı ve Fatih camilerinde verdiği vaazlara kalabalık ve seçkin bir cemaat devam etmiştir.

Raportörlük vazifesinden Nisan 1964'te ayrılan Bekir Haki Efendi, Aralık 1965'te yeniden İstanbul Müftülüğüne vekaleten tayin edildi ve bir sene kadar bu vazifede kaldı. Bundan sonra Ocak 1972'ye kadar İstanbul merkez vaizliğine devam etti. İlerlemiş yaşının da etkisiyle bu tarihte resmi vazifelerden ayrıldı. 4 Mart 1975'te doksan üç yaşında vefat etti ve Edirnekapı Kabristanı'na defnedildi.

Üstün bir zeka ve güçlü bir hafızaya sahip olan Bekir Haki Efendi, medrese sisteminin gereği olarak İslamî ilimlerin her dalıyla ilgilenmişse de özellikle hadis ve Arap edebiyatı alanlarında otorite idi. Türkçe, Arapça ve Farsça şiirler yazmıştır. Kendisi tasavvufî meşrebe sahipti; bundan dolayı son derece mütevazı bir hayat yaşadı. Son devir Osmanlı âlimlerinin çoğu gibi ne yazık ki o da eser vermemiştir.

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
Rehber İnsanlar Sayfası