BOSTAN ÇELEBİ

Bostan bin Ferruh Mevlevîyye yolunun büyüklerinden.
A- A+

Mevlevîyye yolunun büyüklerinden. Görünen ve görünmeyen kemalat, olgunluklar, yüksek haller sahibi veli. İsmi Mustafa Bostan olup Mevlevîlik tarihinde Bostan Ekber olarak bilinir. 961 (m. 1554)de Konya'da doğdu. 1040 (m. 1631) yılında Konya'da vefat etti. Mevlana Türbesi'ne defnedildi.

Henüz dünyayı teşrif etmeden önce büyük bir velî olacağı ve insanlara İslamiyeti öğreteceği, büyük Mevlevî şeyhi Çelebi Ferruh tarafından müjdelenmişti. Bu müjdenin verilmesinden birkaç ay sonra dünyaya gelen çocuğa Bostan ismini verdi. Çelebi Ferruh hazretleri, Bostan'ın eğitim ve terbiyesiyle bizzat ilgilendi. Onu din ve fen ilimleriyle tasavvuf ilminde en yüksek mertebeye çıkardı ve kendi yerine halife tayin etti.

Bostan Çelebi gerek çocukluğunda, gerekse gençliğinde, tabiatı icabı dünyaya gönül bağlamayanlar gibi giyinirdi. Hocası Çelebi Hüsrev hazretlerine ve diğer tasavvuf ehline ziyadesiyle hürmet gösterip çok hizmet ederdi. Gurur ve kibirden uzaktı. Çehresi gayet nuranîydi. Bir kuru ekmek parçasıyla kanaat ederdi. Çeşitli yemekler yemeye düşkünlük göstermez istek duymazdı. Vakitlerinin çoğunu halvetle, yalnızlıkla, Allahü tealayı zikir ve sükunet hâli üzere geçirirdi. Onda küçük yaştan itibaren görülen bu hâller, herkes tarafından sevilmesine yol açtı.

1012 (m. 1603) yılında Çelebi Ferruh hazretlerinin vefatından sonra Mevlana Celaleddin-i Rumî hazretlerinin türbesi yanındaki Mevlevîhanede talebelerin yetiştirilmesi işiyle meşgul olmaya başladı. Konya'da devlet adamları ve halk ondan istifade edebilmek için sohbetlerine koşarlardı. Hiç isim vermeden sohbetine gelenlerin hallerine ve yaşayışlarına göre konuşurdu. Herkes onun sohbetinde ya bir bilmediğini öğrenir veya hatalarının neler olduğunu anlar, ona göre hareketlerini ayarlardı.

Bostan Çelebi hazretlerinin hâl, hareket ve tavırlarında gizli manalar ve işaretler bulunduğu firaset sahipleri ile halkın çoğu tarafından bilinirdi. Mesela av ile fazlaca ilgilenirse, müritlerinin çokluğuna; harp aletleriyle meşgul olursa ordunun cihada çıkacağına; elbise ve sarığını sık sık değiştirirse devlet kademelerinde tayinler olacağına; giyinişinde değişiklik yapmayıp aynı elbiseyi uzun süreli giyerse umumî rahatlık ve ferahlığa; fazla ihsan ve bağışlarda bulunursa bolluk olacağına; tutumluluk gösterirse kıtlık ve pahalılığa; sadaka vermekte gayret gösterirse veba hastalığı çıkacağına işaret olurdu. Her bir tavrı ve hâli boş değildi ve bir mânâya işaretti. Bütün hareketleri ve davranışlarının gelecekte olacak işlere ait birer nümune, örnek olduğunu basiret sahipleri, kalp gözleri açık olanlar bilirdi. Bilhassa bazı müşkillerine, meselelerine cevap bekleyenlerin onun söz ve hareketlerinden durumlarına göre cevap mahiyetinde işaret aldıkları pek yaygındır.

Mesela yolculuğa çıkmış birisi hakkında kötü bir haber duyulsa, doğru mu yalan mı bilinmese, fakat Bostan Çelebi; “Falanca şehirdedir, üzülme!” buyurursa, bu sözü o kimsenin hayatta olduğuna müjdedir. “Falanca yerdedir, üzülme.” demez, susarsa, o haberin acı, kötü olduğuna yorumlanırdı. O mürşid-i kamil olup Allahü tealanın nuru ile bakan bir zat idi. Bu sebeple bir işin başından ve sonundan haberi olurdu.

Bostan Çelebi hazretleri Konya'da talebeler yetiştirmekte iken, Mevleviyye yoluna düşman olanlar, kendisine çok eziyet vermekte idiler. Tam bu sıralarda Osmanlı tahtında değişiklik oldu ve Üçüncü Mehmed Han'ın vefatıyla tahta Birinci Ahmed Han geçti 1012 (21 Aralık 1603). Birinci Ahmed Han'ın sultan olduğu zaman, Osmanlı Devleti çok zor şartlar ile karşı karşıya idi. Devlet batıda Avusturya ve doğuda İran ile harp halinde bulunduğu bu sırada; içte celali adı verilen asiler yirmişer otuzar bin kişilik gruplar meydana getirmişler, köyleri yakıp yıkmaya, üzerlerine gönderilen orduları bozmaya başlamışlardı. Bu iç gaile, Osmanlı Devleti'ni temelinden sarsacak bir manzara görünümündeydi. Bilhassa İran, bu iç fitneyi körüklüyor ve Osmanlı Devleti içerisindeki hurufiler de bütün güçleri ile bu fitne hareketlerini destekliyorlardı.

Mevlevîyye yolunun büyüklerinden.
Başlık ResmiMevlevîyye yolunun büyüklerinden.

Bostan Çelebi'nin sandukası.

Bostan Çelebi hazretleri, Sultan Birinci Ahmed'in tahta geçmesinden sonra büyük ceddi Mevlana Celaleddin-i Rumî hazretlerinin manevî işareti üzerine İstanbul'a geldi. Kadir gecesi olması muhtemel bir gecede Ebu Eyyub el-Ensarî hazretlerinin kabr-i şerifini ziyaret etti. Aynı gece Sultan Ahmed Han da şöyle bir rüya gördü:

Saray-ı hümayundaki hususî köşkün etrafında heybetli ve nuranî zatlar geziniyordu. Onların kimler olduğunu araştırınca yakın adamlarından birisi gelerek; “Sultanım! Mevlana Celaleddin-i Rumî hazretleri köşkünüzü teşrif ettiler. Peşindekiler, onun dervişleri ve talebeleridir.” dedi. Bu haberi alan Sultan büyük bir sevinçle sarayın içine girdi ve orada Mevlana Celaleddin-i Rumî hazretlerini gördü. İkram ve iltifat olmak üzere ona saltanat tahtına oturmasını teklif etti. O zaman Mevlana hazretleri; “Arşın gölgesi altında oturanlar, bu birkaç ağaç parçasından yapılmış tahta iner mi? Bu tac ve taht sizindir.” buyurdu. Bu sırada Sultan Ahmed Han, Mevlana hazretlerinin orada bulunuşunu fırsat bilip ondan devlete isyan eden, azgınlık ve taşkınlık yapan celalilerin hakkından gelebilmek için himmet ve hayır duada bulunmalarını istedi. Mevlana hazretleri ona; “Sen eğer bizim çocuklarımıza karşı azgınlık ve taşkınlık edip onlara sıkıntı verenlere mani olursan, biz de bunun mükafatı olarak manevî yolla size karşı gelenlerin zararlarını ve çıkardıkları fitneleri def ederiz. Bostan'ımıza var, himmetine sarıl!” diye tembih eyledi.

Mevlana hazretleri oradan Ebu Eyyub el-Ensarî hazretlerini ziyarete gitti. Sultan Ahmed de kendisini takip etmişti. Gördü ki Ebu Eyyub el-Ensari hazretleri hayatta ve Mevlana hazretlerinin torunlarından biriyle sohbet etmektedir. Mevlana hazretleri de oraya varıp bu büyük sahabiyle sohbetten sonra veda edip ayrılırken; “Benim Bostan'ım budur.” diye işaret etti. Sultan Ahmed tam bu esnada uyandı. Böyle mübarek bir rüya görmenin şükranesi olarak Allahü teala için kurbanlar kestirdikten başka, derhal Eyüb Sultan'a ziyarete gitti. Orada Bostan Çelebi'yi görünce sevindi. Mevlana Celaleddin-i Rumî hazretlerinin tembihi üzere saray-ı hümayuna davet etti. O da bu daveti kabul etti.

Sultan ona Mevlana hazretlerinin oturduğu yere oturmasını teklif ettiğinde; “Mübarek dedemin yerine oturmam edebe sığmaz.” diyerek, Sultanın akşamki rüyasına işaret etti. Böylece Ahmed Han, Mevlana hazretlerinin; “Bostan'ımıza yapış.” sözündeki inceliği ve Bostan Çelebi'nin de hâlinin yüksekliğini ve velî olduğunu anladı. Kendisine pekçok hürmet ve saygı gösterdi. Sohbetlerinden bereketlendi ve bütün sıkıntılarının giderilmesi için emirler verdi. Bu mübarek zata ve Mevleviyye yolunun büyüklerine eziyet edenlerin, rahatsızlık verenlerin cezalandırılmasını istedi. Zaten Sultan Ahmed Han'ın, Bostan Çelebi'ye gösterdiği hürmeti duyan fesadçılar, büyük bir korkuya kapılmışlar ve sözlerini kesmişlerdi.

Bostan Çelebi bir müddet sonra Konya'ya gitmek üzere padişahtan izin istedi. Bu mübarek zattan ayrılmak, genç padişah Ahmed Han'a çok ağır geldi. Büyük bir kalabalıkla kendisini İstanbul'dan uğurladı. Ayrılırken memleketin isyancıların şerrinden kurtulması için pekçok dua eden Bostan Çelebi, Konya'da da muhteşem bir kalabalık tarafından karşılandı. Bostan Çelebi'nin ayrılışının üzerinden çok geçmeden Ahmed Han'ın Anadolu'da celaliler üzerine gönderdiği ordunun zafer haberleri gelmeye başladı ve kısa sürede asilerin tamamı temizlendi.

Mevlevîyye yolunun büyüklerinden.
Başlık ResmiMevlevîyye yolunun büyüklerinden.

Bostan Çelebi'nin medfun olduğu Konya'daki Mevlana Külliyesi.

Sultan Ahmed Han Bostan Çelebi hakkında şu şiiri söylemiştir:

“Mesnevîsin işitip Hazreti Mevlânâ'nın,
Güşvâr oldu kulağımda kelâmı ânın.

Def ü ney nâle edip Mevlevîler etti semâ,
Eyledik yine safâsını bugün devrânın.

Cedd-i a´lâlarıma himmet edegelmiştir,
Ben de övsem yeridir lütfunu ol sultânın.

Emr-i Mevlâ ile bir himmet ede Mevlânâ,
Gele ayağıma hep gülleleri a´dânın.

Bahtiyâ bendesi ol Hazreti Mevlânâ'nın,
Taht-ı ma´nâ'da odur pâdişâh-ı dünyânın.”

Bostan Çelebi bundan sonra daha rahat ve huzurlu bir şekilde talebelerine ders verdi. Bir gün yine Mevlevîhanede talebeleri ile meşgulken içeriye bir haberci girdi. Şeyhe, kendisini Lala Mustafa Paşa'nın gönderdiğini ve ondan Şam'da boş bulunan Mevlevî Dergahı'na bir halife göndermesini istirham ettiğini bildirdi. Bostan Çelebi bu istek üzerine himmet ve teveccühlerine kavuşmuş olan Kartal Dede'yi oraya halifesi sıfatıyla göndermek istedi. Ancak Kartal Dede'ye hocasından ayrılık çok zor geldi. Gözyaşları içinde bu hususu hocasına arzetti ve ayrıca; “Vaiz ve zikr meclisleri için lazım olan ilmim de yok.” diyerek kendisinin bu vazifeden bağışlanmasını arz eyledi. Bunun üzerine Bostan Çelebi ona:

“Ağız senden, söz bizden. Sana büyük bir âlim de mürid olur.” diyerek onu teselli etti ve mazeret kapısını kapadı. Kartal Dede hocasının duaları bereketiyle Şam'a vardı. Vardığı gün şehrin büyük camilerinden birinde vaaz verdi. Halkın yanısıra büyük âlimler ve devlet adamları da vaazına geldi. Vaazında derin ve ince mânâlardan bahseden Kartal Dede'yi dinleyenler hayran kaldı. Onu umduklarından da daha yüksek buldular. Yine aynı gün camide bulunan büyük âlim Âlemi Dede de onun sözlerine hayran kaldı. Âlemi Dede, Bağdadlı olup Irak'ın çeşitli yerlerinde ilim tahsil etmişti. Tahsilini tamamladıktan sonra İstanbul'da Fatih Camii'nde ders vermiş, talebeleri Mısır'a kadı gönderilmiş, böylece orada da tanınmıştı. Allahü tealanın hikmeti bu sırada hacdan dönerken Şam'a uğradı ve böylece Kartal Dede ile tanışarak kendisine talebe oldu.

Bostan Çelebi hazretlerine talebeleri kendisinden sonra dergahın ve talebelerin işleri ile kimin ilgileneceğini sorduklarında; “Hilafet, Ebu Bekr Çelebi'nindir.” buyurdu. Ebu Bekr Çelebi, Ferruh Çelebi'nin oğluydu.

Bostan Çelebi hazretleri, kendisine gelenlere dinin emirlerini öğretir, onları her bakımdan yetiştirirdi. Hatta özel olarak dergahına getirmek suretiyle, pekçok kimseyi naklî ilimlerde kemale kavuşturduğu rivayet edilmektedir. Bunlardan bir tanesi şu şekildedir:

Gelibolu'da kerametleri açıkça bilinen Ağazade Şeyh Muhammed Efendi, gençliğinde bile taattan ayrılmamış ve bu şekilde yetişmişti. Daha pekçok güzel vasıfları vardı. İlim tahsilinde ilerlemek ve ilmine göre amel etmek arzusuyla dolup taştığı bir gecede şöyle bir rüya gördü. Çeşmeleri ve çimenleri olan güzel bir yerde etrafı seyredip dinlenirken aniden bir Mevlevî yiğidi görünüp; “Sizi Mevlana'nın Bostan'ına davet ediyorlar.” dedi ve kayboldu. Uyanınca gördüklerine hayret etti. Kendi kendisine biraz düşündükten sonra rüyasında gördüğü o dinlenme yerine gitti. Orada aynen rüyada gördüğü zatı gördü ve peşinden yine kayboldu. Şeyh Muhammed Efendi bu hâl üzerine artık bir an olsun gecikmeden Anadolu'ya geçti. Konya'ya varıp Mevlana hazretlerinin türbesini ziyarete gitti. Oraya varınca rüyasında kendisini davet eden zatı yeşil renkli mihrapta büyük dedesi Mevlana hazretlerinin ruhaniyetine teveccüh etmiş ve bu sebeple kendinden geçmiş bir vaziyette buldu. Fakat içeri girmesiyle birlikte; “Hoş geldin, safalar getirdin.” diyerek kendisine seslendi ve iltifatta bulundu. Bu zat Bostan Çelebi idi. Muhammed Efendi derhal Bostan Çelebi'ye talebe oldu. Allahü tealanın ihsanı, hocasının himmet ve bereketiyle kısa zamanda yetişip icazet, diploma aldı. Bostan Çelebi'nin sohbetlerinde ve ders halkasında böyle manevî derecesi yüksek zatların bulunduğunu İsmail Ankaravî Rüsuhî Dede gazellerinde ifade etmişlerdir.

Uzun yıllar verdiği derslerle yüzlerce kıymetli talebe yetiştiren Bostan Çelebi, vefatına yakın onlara şu nasihatlarda bulundu:

“Halifelerimize itaat ediniz. Onların himmetleri ile dedelerimizin bereketlerine kavuşmaya çalışınız. Onlar hakkında itikadınız ve inancınız temiz olsun. Muhalefet edenlerin vesveselerinden sakınınız. Mesnevî'nin işaretlerini üstaddan, ehlinden öğreniniz. Vakitlerinizi Allahü tealanın beğendiği şeyleri elde etmeye çalışmakla geçiriniz. Nefsin arzu ve isteklerinden sakınıp ibadetleri yerine getirmekte gevşeklikten sakınınız. Bunlardan geri durmayınız. Hallerinizi ve niyetlerinizi düzeltiniz. Ahlakınızı güzelleştiriniz. Böylece kıyamet günü pişman olmak durumu ile karşı karşıya kalmazsınız.”

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
Rehber İnsanlar Sayfası