&Nbsp;
Anadolu velilerinden. Doğum tarihi belli değildir. Babasının ismi Emir Ali Küçük'tür. 915 (m. 1509)'da vefat etmiştir. Mevlana Türbesi'ne defnedilmiştir.
Zamanın âlimlerinden ve tasavvuf büyüklerinden ilim öğrendi. Şeyh Adil'den icazet, diploma alarak, halifesi oldu. Çelebi Cemaleddin, hocası hayatta olduğu müddetçe kendisine başvurulmasına rağmen, ders vermedi. Hiç kızmazdı. Dostuna, düşmanına aynı muamelede bulunurdu. Onun bu geniş müsamahakar hâlini anlayamayanlar; “Bu kadar yumuşaklığın, insanlara karşı bu kadar tahammül ve sabır göstermenin mânâsı nedir?” şeklinde sözler söylediklerinde; “Hilm, yumuşaklık kılıcı, demir kılıçtan, hatta yüz zafere sebep olan kılıçtan daha keskindir.” diye cevap verirdi. Onun hilmi, güzel ahlâkı ve yaşayışı zamanındaki insanlar arasında gıbta ile imrenerek konuşuldu.
Hocasının vefatından sonra ders vermeye, insanlara nasihat etmeye başladı. Meclisleri ilim, irfan ve fazilet sahiplerinin toplandığı yer oldu. Bulunduğu her yerde hürmet görürdü. Çok ihsan ve ikramlarda bulunurdu. Sultan da kendisine pek çok ikram ve iltifatta bulundu. Evinde sabah akşam misafirlere, komşularına, fakir, yetim ve dullara devamlı yemek çıkardı. Yolculara yemek ve binek temin ederdi. Gezdiği yerlerde, muhtaçlara imkanları dahilinde bir şeyler vererek, onları sevindirirdi. Bazı kimselere verdiği elbiselerini talebeleri muhafaza etmek için yüksek fiyatla satın alırlardı. Hayır, hasenat ve iyilik yapmakta acele ederdi. Sebebi sorulduğunda; “Hayır yapmakda acele etmek lazımdır. Tehir ve sonraya bırakmakda, çabuk geçen ömre güvenmek ve cimrilik korkusu vardır.” buyururdu.
Çelebi Cemaleddin hazretlerinin medfun olduğu Konya'daki Mevlana Türbesi.
Onun büyüklüğünü anlamayanlardan biri hacca gitmek üzere yola çıktı. Yolda hırsızlar yolunu kesti. Bütün parasını aldılar. Hiç parası kalmayınca perişan bir hâle düşüp çok mahzun oldu. Bitkin bir şekilde ağlarken, o anda birden bire Çelebi Cemaleddin'i karşısında gördü. Elinde bulunan keseyi verip; “Bunu al ve kimseye söyleme.” buyurup kayboldu. Bu sırada o şahıs, kesedeki paraları saydığında çalınan altınları kadar olduğunu gördü. Hac dönüşünde Çelebi Cemaleddin'in dergahına gidip çok teşekkür etti. Onun hizmetine ve talebeleri arasına girdi. Ömrünün sonuna kadar yanından ve sohbetlerinden ayrılmadı.
Devamlı yemek verdiği, ikram ve ihsanda bulunduğu için maddî ihtiyacı olabilir diyerek, onu seven zenginler kendisine yardımda bulunmak düşüncesiyle huzuruna geldiklerinde, düşündüklerinin aksine gayet bolluk içinde olduğunu görürlerdi. Hatta daha söze başlamadan; “Allahü teala, kendisi için verenlere, bire yüz ihsan eder.” buyururdu.
Çelebi Cemaleddin, elli sene insanlara doğru yolu anlattı, Allahü tealanın emir ve yasaklarını bildirdi.