DİNEVERÎ, Ebü'l-Feth

Ahmed bin Muhammed bin Ahmed ed-Dineverî el-Bağdadî Bağdat'ta yetişen Hanbelî mezhebi âlimlerinden
A- A+

Bağdat'ta yetişen Hanbelî mezhebi âlimlerinden. İsmi, Ahmed bin Muhammed bin Ahmed ed-Dineverî el-Bağdadî'dir. Künyesi, Ebu Bekr'dir. Babasının künyesi de Ebü'l-Feth idi1. Hanbelî fakihlerinin büyüklerinden ve meşhurlarındandır. Hadis ilmini Ebu Muhammed et-Teymî'den, Ca'fer es Sirac'dan ve başka âlimlerden aldı. Fıkıh ilmini Ebü'l-Hattab'dan öğrendi. Fıkıhta daha çok yükseldi. Zamanının fakihleri arasında en büyüğü oldu. Âlimler ile yaptığı münazaralarda hep üstün gelirdi. Onun bu üstünlüğünü, Şafiî âlimlerinin büyüğü Es'ad-ı Mihenî de kabul ettiğini bildirmektedir. 532 (m. 1138) senesinde Bağdat'ta vefat etti.

Hanbelî âlimlerinin en büyüklerinden olan Ahmed Dineverî mezhebini bildiren çok kitap yazdı. Bunlardan Et-Tahkik fî mesaili't-ta'lik kitabı çok kıymetlidir. Kendisinden birçok büyük âlimler ders okuyup icazet aldılar. Ebü'l-Feth bin Menî ve Vezir İbn-i Hübeyre bunlardandır3. İbnü'l-Cevzî diyor ki: “Ben de, hocamız İbn-i Zagunî vefat ettikten sonra, dört sene kadar onun dersinde bulundum.” Kendisi şöyle anlatıyor: “Hocamız Ebü'l-Hattab'dan fıkıh öğreniyordum. Derse başladığım ilk sıralarda, ilim halkasının sonunda oturuyordum. Orada diğer insanlar, ilimdeki derecelerine 5göre oturuyorlardı. Hocamla aramızda iki üç kişi vardı. Hocamın önünde bulunan birisiyle bir aralık bazı meseleleri konuştuk. İkinci gün, ben yine âdetim üzere meclisteki halkanın sonuna oturdum. Bu kişi de yanıma gelip oturdu. Hocamız da ona; ‘Yerini niçin terk ettin?’ deyince, o da; ‘Bununla beraber oturmak için terk ettim.’ diye cevap verdi. Yemin ederim ki, kısa bir zaman sonra, fıkıh ilminde yükseldim. Bu konudaki ilmim, onunla daha çok kuvvetlendi. Artık ben de, onunla beraber hocamın yanında oturmaya başladım.” 

İbnü'l-Cevzî şöyle anlatıyor: “Onun yanında salih kimselerden bahsedildiği zaman, kalbi yumuşar, ağlar ve; ‘Allahü tealanın yanında, âlimlerin kadr-ü kıymeti çoktur. Rabbimin, beni de onlardan yapmasını niyaz ederim.’ derdi.” Ebü'l-Beka' bin Taberzed diyor ki: “Onun vefat ettiği gün, Kadı Ebu Bekr bin Abdülbakî'nin yanında idim. Hemen bize haber verildi. Bunun üzerine o da: ‘Lâ ilâhe illallah!.. Akranlarımızın ölümü, direklerin yıkılması gibidir.’ dedi.”

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Türkiye Gazetesi Yayınları