EBU BEKR BİN SALİM AYDERUS

Ebu Bekr bin Salim bin Abdullah Ayderus Evliyanın büyüklerinden
A- A+

Evliyanın büyüklerinden. İsmi Ebu Bekr bin Salim bin Abdullah Ayderus'tur. Doğum tarihi ve yeri bilinmemektedir. 992 (m. 1584) senesinde Hadramut köylerinden Aynat'ta vefat etti. Tasavvufta üstün haller sahibiydi. Zamanında herkes tarafından sevilen ve sohbetine gidilen bir veliydi. Küçük yaşta ilim tahsiline başladı. İlim öğrenme hususunda büyük bir gayret ve azim gösterdi. Ulumu âliyye denilen yüksek din bilgilerini öğrendi. Zamanının meşhur âlimlerinden Şeyh-i Kebir Ömer bin Şeybad'dan, Şeyhü'l-Fakih Abdullah bin Muhammed bin Sehl bin Kuşeyr'den, fıkıh âlimlerinden Ömer bin Abdullah bin Mahreme'den, Ahmed bin Alevî bin Hucdeb'den ilim öğrendi. Okuduğu her hocadan aldığı dersleri başarı ile tamamladı. Bu zatlardan sonra da zamanında benzeri az bulunan fazilet sahibi İbn-i Cemal'den ders alıp ilimde iyice yetişti. Artık ilim denizinde usta bir yüzücü olmuştu.

Tahsil devresinden sonra Aynat köyüne dönüp bir ev yaptırarak kendi köşesine çekildi. İlim ve ibadetle meşgul oldu. Geceleri az uyur, çok ibadet ederdi. Nefsini ıslah için çok gayret gösterdi. Nihayet Allahü tealanın ihsanları peş peşe gelmeye başladı. Pek az kimseye nasip olan üstün hâllere ve kemal derecelerine kavuştu. Kerametleri ve keşifleri görüldü. İnsanlar arasında güneş gibi parlayan bir evliya oldu. Bu hâlini görenler ziyaretine ve sohbetine koştular. Uzaktan yakından gelenlerle etrafı dolup taştı. Sohbetleriyle insanlara rehberlik etti. Meşhur hocası Seyyid Ahmed bin Alevî bin Hacder duyunca memnun olup onu çok methetti. Sonra bu hocasının huzuruna gitti. Hocası; “Sende bu yüksek hâller hangi sebeple hasıl oldu?” diye sorunca halini kısaca bildirip hepsinin Allahü tealanın ihsanı olduğunu ifade etti. Hocası ona Aynat köyüne dönüp orada insanlara rehberlik yapmasını söyleyince Aynat köyüne döndü. İnsanlara Allahü tealanın emir ve yasaklarını anlattı. İslamiyete uymalarını sağlayıp saadete ermelerine sebep oldu.

Ayrıca talebelere ders verdi. Bulunduğu yerde sohbetinden ve ilminden istifade edilen ve herkesin müracaat ettiği bir kimse oldu. Pek çok talebe yetiştirdi. Seyyid Ahmed Habeşî, Seyyid Abdurrahman bin Muhammed Caferî, Seyyid Muhammed Alevî, Seyyid Abdurrahman el-Beyd, Seyyid Yusuf Kadî, Seyyid Hasan bin Şuayb, Şeyh Ahmed bin Sehl, Muhammed bin Siraceddin bunlardan bazılarıdır. Son derece merhametli ve cömertti. Mallarını muhtaç, fakir, zayıf ve kimsesizlere yardım için ortaya koymuştu. Üstün ahlâk ve hoş muamelesi ile herkes tarafından sevilirdi. O kadar mütevazı idi ki kendisini tanımayanlar kendi hâlinde halktan biri zannederlerdi. Kerametlerini gizlerdi. Muhammed bin Siraceddin tarafından menkıbeleri “Bulugu'z-zafer ve'l-meganim fî menakıbı Şeyh Ebu Bekr bin Sâlim” adlı kitapta toplanmıştır.

Hadramut bölgesinde yetişen âlimlerin büyüklerinden olup çok kerametleri görüldü. Talebelerinin hepsinin hatırından geçenleri bilirdi. Talebelerinden biri Terim denilen yerde idi. Orada oturmak için bir ev yapmak istiyordu. Hocası Ebu Bekr Ayderus ile istişare etmeyi düşündü. Sonra hocasının gönderdiği bir haberci, ona evi yapması emri ile geldi. Habercinin Aynat denilen yerden çıkışı, onun istişare etmeyi düşündüğü vakte tesadüf ediyordu. Sevdiklerinden bazıları, gece kalkıp ibadet edebilmek için kahve içiyorlardı. Birisinin kahvesi tükendi. Parası olmadığı için satın da alamadı. Hocası ona ağaç kabuğu gönderdi ve ona; “Bundan pişir ve bir yerine bir şey olursa bundan üzerine koy.” diye haber gönderdi. O da böyle yaptı. Senelerce buna devam etti.

Talebelerinden birisi, tüccarlarla birlikte Hindistan'dan dönüyorlardı. Maksatları, Nedrü'l Meha denilen yere gitmekti. Rüzgâr muhalefeti sebebiyle çok yoruldular. Sonra Hindistan'a geri dönmeye ittifakla karar verdiler. Talebe, rüyasında Hocası Ebu Bekr bin Salim Ayderus'u gördü. O şöyle dedi: “Gemidekilere adakta bulunmalarını ve sevinmelerini söyleyin.” Uyandı ve gördüklerini haber verdi. Gücü yettiği kadar her biri adakta bulundu. Ondan sonra güzel bir rüzgâr çıktı. Onları Nedrü'l Meha denilen yere ulaştırdı. Talebe Aynat'a geldiğinde, daha hiçbir şey söylemeden, hocası onların başına neler geldiğini haber verdi ve; “İşte bu adağındır ve hatta bu şöyle olmuştur. Filanca şunu adamıştır.” diye uzun uzun anlattı.

Ebu Bekr bin Salim Ayderus, bir zaman, hapiste olan Ömer bin Bedr Küsayrî'ye haber gönderip hapisten kurtulacağını ve vali olacağını müjdeledi. Çok geçmeden o hapisten çıktı ve Hadramut'a vali oldu. Bir köylü devesini kaybetti, aradı bulamadı. Ebu Bekr bin Salim'in talebelerinden bazısı ona; “Hocamız senin devenin yerini bilir.” dediler. Köylü geldi ve Ebu Bekr bin Salim'e talebelerinin kendisine söylediği şeyi haber verdi. O da talebelerini çağırdı ve durumu sordu. Talebelerden biri dedi ki: “Efendim, sizden işittim ki dünya bizim iki elimiz arasındaki çanak gibidir diyordunuz. Bu köylünün devesi de dünyanın içindedir.” Ebu Bekr bin Salim, talebesini bir daha bu şekilde konuşmaktan menetti ve köylüye; “Deveni filanca vadide ara, belki orada bulursun.” buyurdu. Köylü devesini orada buldu.

Eserleri: Şu eserleri vardır:

1- Fethu'l-mevahib ve bugyetü't-talib,

2- Mi'racü'l-ervah ila menheci'l-veddah,

3- Miftahu's-serair ve kenzü'z-zehair,

4- Mi'racü't-tevhid.

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Türkiye Gazetesi Yayınları