Kafkasya'da yetişen ve Yalova'da vefat eden mücahit Nakşîlerden. Dağıstan'ın Timurhansuro eyaletinin Ghunib bölgesinde Kikunu köyünde 1251 (m. 1835) yılında doğdu. 1896 yılında ailesi ile birlikte Dağıstan'dan hicret ederek önce Bursa sonra Yalova'ya 12 kilometre uzaklıktaki Reşadiye köyüne yerleşti. Kikunu köyünde yetişti. Burada manevî terbiyesini aldı. Ahmed Sugurî bu köyden geçerken köye uğradı ve “Buradan yeni doğmuş bir çocuğun nuru gözüküyor. Bu nur yerden göğe her yeri aydınlatacak. O büyük bir velî olacak” buyurdu.
Ebu Muhammed Medenî zamanında Dağıstan evliyalar beldesi idi. O devirde Dağıstan'da iki büyük Nakşî büyüğü var idi. Birisi Şeyh Muhammed Yaragî, diğeri de Seyyid Cemaleddin Gumukî idi. Ebu Muhammed başta Ahmed Sugurî olmak üzere bütün bu şeyhlerden tasavvuf yolunu aldı ve Nakşî, Kadirî, Çeştî, Halvetî, Rufaî ve Şazilî yollarında yetişti. Kafkasya'dan gelen mücahit velîlerden Ebu Muhammed Medenî. Ebu Muhammed Medenî'nin Yalova Güney (Reşadiye) köyündeki Türbesi (sağda) ve kabri (solda).
Bir defasında Şeyh Muhammed Medenî Nakşî yolunda hilafet almadan önce Hacı Nuri ve Hacı Murtaza onun köyüne uğradılar ve ona, "Biz Ahmed Sugurî hazretlerine gidip ona intisap edeceğiz, talebe olacağız. Bizimle gelmek ister misin?" dediler. O da peki deyip birlikte Ahmed Sugurî hazretlerine gittiler. Ahmed Sugurî hazretleri onlara nasihat etti ve Ebu Muhammed Medenî'ye zikir tâlim etti. Diğer ikisine ise hiçbir vazife vermedi. Onlara dedi ki: "Bendeki olanı Ebu Mahammed'e verdim. Size verecek bir şey kalmadı. Siz ikiniz ondan tasavvuf bilgilerini alın. Bundan böyle benden kim tasavvuf dersi almak isterse Ebu Muhammed Medenî'ye gitsin."
Ebu Muhammed Medenî hazretleri hem maddi hem manevî olarak Ruslarla cihat etti. Onun bu manevî gücünden korkan Ruslar onu Sibirya'ya sürüp öldürmek istiyorlardı. Bir defasında Ruslar Ebu Muhammed hazretlerinin bulunduğu yeri muhasara ettiler. Ebu Muhammed hazretleri bir eve girdi. Bir kadın Ruslar'a eve girdi diye haber verdi. Ancak Ruslar evin içinde hiçbir şey bulamadı. O gece kadın hastalandı ve bir iki gün içinde öldü. Şeyh Ebu Muhammed'i Sibirya'ya sürmüş iseler de sonra serbest bıraktılar. Şeyh bütün ailesini toplayarak gemi ile Trabzon'a geldi. Trabzon'da karaya çıkınca bir kıraathaneye uğradı. Burada Sibirya'da beraber olduğu Muhammed Tavil adlı birisi kendisini tanıdı. Muhammed Tavil, "Elhamdülillah sağ sâlim kurtulmuşsunuz. Benim misafirimsiniz," diyerek onu evine götürdü. Bu arada Ebu Muhammed Medenî hazretlerinin Trabzon'a geldiğini duyan Sultan Abdülhamid Han kendisini İstanbul'a getirmesi için bir gemi gönderdi. Gemi gelene kadar Ebu Muhammed Hazretleri Muhammed Tavil'in evinde misafir kaldı. Muhammed Tavil her gün yastığının altında iki altın buluyordu. Durumu Şeyhe arz edince “Kimseye söylemediğin müddetçe bu yastığın altında her gün iki altın bulacaksın.” dedi.
Şeyh Ebu Muhammed İstanbul'a doğru yola çıktıktan sonra Muhammed Tavil'in hanımı yatağı temizlerken iki altın buldu. Telaşla kocasına sordu. O da unutarak durumu anlattı. Karısı da komşulara anlatınca bir daha altın bulamadılar. Sultan Abdülhamid Han onun için İstanbul'da bir zaviye kurmak istedi ise de o kabul etmedi. Yalova tarafına gitmek istediğini söyledi. Sultan da istediği yere yerleşme izni verdi. O da şimdi medfun bulunduğu Yalova Reşadiye köyüne (Şimdi Güneyköy) yerleşti ve burada dergah kurdu. Yeğeni Şeyh Şerefeddin de yanında idi. Burada halkı irşad ettikleri gibi Kafkasya ve Sibirya'dan gelen göçmenlere de yardım ediyorlardı. Onlara dinlerini öğretiyorlardı.
Kafkasyalılar için burası ikinci bir vatan olmuştu. Orman köyü olan bu köy kısa zamanda gelişmiş iki cami, bir okul ve 700 at yetiştiren bir yer olmuştu. Okulda 6 dershane vardı. Reşadiye köyünün maddî ve manevî rehberi olan Ebu Muhammed Medenî 1331 (m. 1913)'de vefat etti. Aynı köye defnedildi. Yerine Şeyh Şerefeddin geçti.