Uzun ömür sahibi, ilimde deryalaşmış, Allahü tealanın emirlerine itaat eden Tabiîn'in büyüklerinden. İsmi, Ebu Reca' el-Utaridî İmran bin Milhan el-Basrî'dir. Adının Abdullah, babasının adının Teym olduğu da söylenmiştir. Temim Kabilesinin Utarid koluna mensup olduğu için Utaridî ve Temimî ve Basrî nisbetleriyle de tanınmıştır. Miladî 611 yılında doğmuş, Mekke'nin fethinde iman etmiş, fakat Peygamber Efendimizi görememiştir. Sonra Basra'ya gitmiş; Hazreti Ömer, Hazreti Ali, İmran bin Husayn, Ebu Musa, İbn-i Abbas ve Hazreti Aişe'den hadis-i şerif rivayet etmiştir.
Eyyub Sahtiyanî, İbn-i Avn, Cerir bin Hazim, Avfü'l-A'rabî, İmranü'l-Kasir, Mehdi bin Meymun, Ebü'l-Eşheb Utaridî, Hammad bin Necih, Sa'id bin Ebu Arube, Hasan bin Zekvan, Ebü'l Haris el-Kirmanî ve daha birçok hadis âlimi de Ebu Reca' hazretlerinden hadis-i şerif rivayet etmişlerdir. Eshab-ı Kiram'dan olan Ebu Musa el Eş'arî'den Kur'an-ı Kerim öğrenmiş ve bunu İbn-i Abbas'a okuyup, onun da tasvibini almıştır. Ebü'l-Eşheb el-Utaridî ve başkalarına da öğretmiştir.
Ebu Zür'a ve İbn-i Main onun sika (güvenilir, sağlam) olduğunu söylemişlerdir. İbn-i Sa'd da onun sika olduğunu söylemiş ve Kur'an-ı Kerim'i rivayet hususunda ilim sahibi olduğunu beyan etmiştir. Kırk yıl Müslümanlara imamlık yapmış, yüz yıldan fazla yaşamış, 105 (m. 723-24) yılında Basra'da vefat etmiştir. 117 (m. 735), 110 veya 109'da vefat ettiği de bildirilmektedir.
Hasan-ı Basrî'nin yanına gelen biri; “Size bir şey sormaya geldim.” dedi. Hasan-ı Basrî'nin yanında İbn-i Sirin de vardı. “Buyur sor.” dedi. O zat da; “Peygamber Efendimize biat eden cinnilerden acaba bugün sağ kalan var mıdır?” diye sordu. Hasan-ı Basrî; “Doğrusu bana böyle bir şeyden sual edileceğini zannetmiyordum. Bu hususta Ebu Reca el-Utaridî'nin malumatı vardır.” dedi.
Kesir bin Abdurrahman anlatır: “Biz Ebu Reca el-Utaridî'ye geldik ve Peygamberimize biat eden cinlerden hiç kalan var mı, biliyor musun?” diye sorduk. Buyurdu ki: “Bundan size haber vereyim. Bir köşke gittik ve kapısını hafifçe çaldık. Kapı açıldığı zaman birden ne görelim; bir yılan debelendi, kıvrıldı ve öldü, ben de onu bir yere gömdüm. O zaman; “Esselamü aleyküm.” diye pek çok kişinin oraya gelip selam verdiğini işittim. Fakat kimseyi görmüyordum; “Kimsiniz?” diye sordum. “Bizler cinleriz. Allah sana iyilikler versin. Senin bizim yanımızda büyük yerin, mevkiin var.” diye cevap verdiler. “O nedendir?” diye sorduğumda ise; “Senin defnettiğin yılan, Peygamberimize biat eden cinlerin sonuncusu idi.” dediler.”
Buyurdu ki: “Resulullah'a, peygamber olduğu bildirildiği zaman bizim yuvarlak taştan bir putumuz vardı. Biz onu yanımızda taşır devenin sırtına yükler, gittiğimiz yere götürürdük. Bir yerde durduk ve onu kumdan bir tepe yapıp üstüne koyduk. Su almak için bir pınara gittiğimiz zaman putun düşüp kumların içine gömüldüğünü gördüm. Onu kaldırdım ve “Bir 1ilah ki kendini; düşüp kumlara gömülmekten menedemezse o ilah olamaz, bir keçi bile kuyruğu ile vurup onun hayatına son vermeye kafidir.” dedim. Bu hadise benim ilk Müslüman olacağım zaman oldu ve Müslüman oldum. Daha sonra Medine-i Münevvere'ye gittim. Fakat Peygamberimiz vefat etmişti.”
Cahiliye devrindeki insanların hallerini şöyle haber vermiştir: “Biz cahiliye zamanında kumdan bir tepe yapar, üzerine bir çukur açar, içerisine süt döker ve ona tapardık. Daha sonra da o tepenin etrafını tavaf eder dönerdik. Bizler o zaman Allahü tealanın haram kıldığı şeylere tazim eder, hürmet ederdik. Hatta o zaman ok yığınına; buyur, emret, ey kendinden başka ilah olmayan mülkün sahibi, ilahımız derdik.” “Ben Peygamberimiz zamanına yetiştim. (Fakat onu göremedim.) O zaman küçük idim. Arap kavminden daha sapık bir kavim de görmedim. Beyaz koyunları getirir sonra da onlara taparlardı.” “Öldükten sonra güvenebileceğim, benim arkamdan gelecek, yüzümü topraklara sürerek Rabbim için kıldığım beş vakit namazdan başka, beni kurtaracak hiçbir şeyim yoktur.”
Ebu Reca çok ibadet eden bir zattı. Ebü'l Eşheb demiştir ki: “Ebu Reca', Ramazan ayının her on gününde namaz kıldırarak, Kur'anı Kerim'i hatim ederdi.” Ebu Reca hazretlerine; “peygamberin eshabından görüştüklerinin içinde, münafık olmaktan korkan bir kimse gördün mü?” diye soruldu. Cevabında; “Ben onlardan görüştüklerimin hepsinin Allahü tealanın aşkıyla yanan ve tamamen O'na tutulmuş bir kalb sahibi olduklarını gördüm.” buyurdu. “İnsanlara Allahü tealanın emirlerini bildiren ve yapacakları işleri anlatan kimselerle karşılaştım. Bunlar, Allahü tealanın emirlerini insanlara sevdirmiyor, nefret ettiriyor; müjdelemiyor korkutuyorlardı. Sizler böyle yapmayınız! Gücünüzün yettiği kadar ibadetlere sarılınız. Kalanını bırakınız. Çünkü insanların kendileri ve aileleri üzerinde hakları vardır (o işleri yapmalıdırlar).”
Hırsızlık yapan bir kimsenin Müslümanlığını sordular, cevabında; “İslamiyet nerede? İslam, duvar arkasında terk edilmiş.” buyurdu. Ebu Reca, İbn-i Abbas'dan nakille bildirdiği hadis-i kudside Peygamberimiz şöyle buyurdu: “Muhakkak ki sizin Rabbiniz rahimdir. Kim bir iyilik yapmaya niyet eder de onu yapmazsa, ona bir hasene (iyilik) yapmış sevabı yazar. Eğer onu yaparsa; onun gibi ondan yedi yüze kadar veya çok daha fazla hasene, iyilik yapmış sevabı yazar. Eğer bir kimsede bir kötülük yapmaya niyet eder ve onu yapmazsa; ona da Allahü teala bir iyilik yapmış sevabı verir. Eğer onu işlerse, ona bir kötülük (günah) yazar veya iyiliklerinden birini siler.” İmran bin Husayn'dan rivayetle Peygamberimiz şöyle buyurdu: “Cennet ehlini gördüm, ekserisi fakirlerdi.” Yine İmran bin Husayn ve İbn-i Abbas'tan rivayetle Peygamberimiz şöyle buyurdular: “Cennet'i gördüm ki, Cennet ehlinin ekserisi fakirlerdi. Cehennem ehlinin ekserisi ise kadınlardı.