EBU ALİ KALENDER

Şerefeddin Panipütî Hindistan'da yetişen evliyanın büyüklerinden
A- A+

Hindistan'da yetişen evliyanın büyüklerinden. Panipüt şehrindendir. Soyu İmam-ı a'zam hazretlerine dayanır. Irak'tan gelip buraya yerleşmişlerdir. Lakabı Kutb-i ebdal'dir. Ebu Ali Kalender veya Şerefeddin Panipütî diye meşhurdur. Doğum tarihi kat'i olarak tespit edilememiştir. 723 (m. 1323) senesinde Ramazan-ı şerif ayında Hindistan'ın Kirnal'in Bute Kihtar kasabasında vefat etti. Daha sonra kabri Panipüt'e nakledilmiştir.

Ebu Ali Kalender'in Hindistan'ın Panipüt şehrindeki Türbesinin dışarıdan görünüşü.

Ebu Ali Kalender'in Divan'ının kapak sayfası (sağda) ve ilk sayfası (solda).

Hayatı hakkında fazla bilgi bulunamamıştır. Babası Fahreddin Salar, askerî bir vazife sahibi idi. Tahsilini Panipüt (Panipat) şehrinde yaptı. Melami büyüklerinden Fahreddin Irakî ile tanınınca kendisine imrenerek kitaplarını nehre attığı ve tasavvuf yoluna girdiği anlatılır. Anadolu'ya gelip Şems-i Tebrizî ve Mevlana Celaleddin Rumî ile görüştüğü söylenir. Çeştiyye büyüklerinden Hace Kutbüddin-i Bahtiyar Kakî hazretlerinin manevî talebelerinden olduğu; Hace Nizamüddin-i Evliya'dan feyz aldığı rivayet olunur.

Ebu Ali Kalender'in Panipüt'teki türbesinin dış giriş kapısı (ortada) ve iç giriş kapısı (solda), Ebu Ali Kalender'in Panipüt'teki kabri (sağda).

Allahü tealanın aşkı ile kendinden geçmiş halde bulunurdu. İlk zamanlarında çok riyazet ve mücahede yaptı. Nefsinin arzularına uymaz, ona zor ve güç gelen ibadetleri çok yapardı. Evliyalık yolunda çok yükseldi. Farsça Divan'ı matbudur. Dostlarından Şeyh İhtiyareddin'e yazığı mektupları tasavvufî aşkı mevzu edinir. Marifet ve tevhid hakikatleri, dünyayı terk ederek ahireti istemenin lüzumu ve Hak tealayı sevmenin ehemmiyeti bildirilmektedir. Mesnevi-i Kelam-ı Kalender; Mesnevi-i Bu Ali Kalender, Hikemname (Hükümname, Hikemname) adlı eserleri de vardır. Avam lisanında yazılmış bu son eserin kendisine aidiyeti şüphelidir.

Hindistan'da Kirnal'in Bute Kihtar kasabasında vefat edip Panipüt'e nakledildiği için bugün her iki şehir de Ebu Ali Kalender hazretlerini sahiplenir ve aynı günde anma merasimi tertipler. Panipüt'teki kabri feyz dolu bir yerdir. Kendisini sevenler ziyaret etmekte, feyz ve bereketlerinden ve mübarek ruhaniyetinden istifade etmektedirler. Kabrinin yanında Mübarek Han ismiyle bir kabir daha olup bu zatın, Şeyh Şerafeddin hazretlerinin dostlarından ve talebelerinden olduğu söylenmektedir.

KALB GÖZÜNÜ AÇ

Şerafeddin Ebu Ali Kalender hazretleri, yazmış olduğu kıymetli mektuplarından birinde buyuruyor ki:

“Ey Kardeşim! Senin evliyalık yolunda ilerlemene yardım ettiklerinde ve sana bir cezbe verip seni, senin senliğinden çaldıklarında bilirsin ki aşk sana gelir, güzellik sana görünür. O güzelliği bilince ma'şuku tanırsın ve ma'şuka âşık olursun.

Ey Kardeşim! Allahü teala Cennet'i ve Cehennem'i yarattı. İkisini de dolduracağını buyurdu. “Ma'şukları âşıkları ile (Müminleri sevdikleri ile) beraber Cennet'e koyacağım. Şeytanı da taifesi ve sevenleri ile birlikte Cehennem'e atacağım.” buyurdu.

Ey kardeşim! Cennet'te ve Cehennem'de âşıktan, sevenden başkası yoktur. Cennet, dostların kavuşma yeridir. Kafirler ve münafıklar, dünyada inanmayıp yalanladıkları hakikati ahirette görüp anladıklarında, Cennet'e gitmek arzuları olacak, fakat dünyada yapmış oldukları düşmanlıklarının neticesi olarak ebediyyen Cehennem'de kalacaklardır. Cennet nimetlerinden mahrum olmak acısı ile yanacaklar, Cehennem'in acı azapları, bu sıkıntı yanında hiç kalacaktır. Cennet'te, dünyada iken Allahü tealanın muhabbeti ve sevgisi ile yananlar bulunduğu gibi, Cehennem'de de dünyada iken nefislerinin, şehvetlerinin ve şeytanın esiri olarak, bu ilahî muhabbet ve sevgiden uzak yaşayıp da öldükten sonra Allahü tealaya iman, O'na sevgi ve muhabbetin ne büyük bir nimet olduğunun farkına vararak; “Keşke bizler de dünyada iken iman etseydik, ilahî muhabbet ve sevgi nimetine kavuşsaydık.” diyerek, pişmanlık içinde yananlar bulunacaktır. Bunun için Cennet, dostlar için buluşma yeri, Cehennem ise düşmanlar için ayrılık ve pişmanlık yeridir. Ayrılık ve pişmanlık, kafirler ve münafıklar içindir. Kavuşmak ve sevinç ise Muhammed aleyhisselamın âşıkları ve sevenleri içindir.

Ey kardeşim! Kalb gözünü aç! İyi gör ve bil ki Allahü teala senin için neler yarattı, neler gösterdi. Ağaçlara güzellik koydu. Ağaçlarda çeşitli meyveler yarattı. Her birinin tadını ayrı ayrı yarattı. Halbuki o ağacın, kendinden, çiçeğinden ve meyvesinden haberi bile yoktur. Bunun gibi, nice mahluklarda senin faydalanman için nice güzel şeyler yarattı ki bu güzel şeylerin kendisinde bulunduğu mahluklar, (ağaç misali) kendilerinde bulunan bu güzel şeylerden habersizdirler. Kamışta şekeri, ceylanda miski, sığırda anberi, kedide zeban ve ağaçta kafuru yaratması böyledir.

Ey kardeşim! Nefsi iyi tanırsan, dünyayı iyi tanımış olursun. Ruhunu tanırsan, ahireti tanımış olursun. Gelip geçici olan dünyayı terkedip ahirete yönelmen, ahırete faydası olacak ameller yapman, nefsi, dünyayı ruhu ve ahireti tanıman nisbetinde olacaktır. Allahü teala hepimize selamet, saadet versin! Âmin.”

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Türkiye Gazetesi Yayınları