Şafiî mezhebi âlimlerinden. Künyesi, Ebü'l-Feth olup; ismi, Ali bin Muhammed bin Hüseyin bin Yusuf bin Abdülaziz'dir. Babasının ismi Ahmed'dir de denilmiştir. Sicistan yakınlarındaki Büst şehrinde doğdu. 401 (m. 1010) senesinde Buhara'da, Özcent kasabasında vefat etti.
İbn-i Hakim, Ali bin Muhammed için; “O, asrının bir tanesiydi. Ebu Hatem bin Hıbban'dan çok hadis-i şerif dinledi. Kendisinden de Ebu Osman es-Sabunî, Hüseyin bin Ali el-Berde'î hadis-i şerif rivayet ettiler. Ali bin Muhammed (rahmetullahi aleyh) bir kere Nişabur'a geldi. Orada olanlar onun ilmine ve edebine hayran oldular. O, edip idi. Nazım ve nesir hâlinde yazılmış çok şiirleri vardır.” dedi. Ebü'l-Feth Büstî Samanîler devletinde katiplik yaptı. Sonra sultan Mahmud bin Sebüktekin'in yanında itibarı çok arttı. Sonra ayrılarak Buhara tarafına gitti.
Ebü'l-Feth Büstî buyurdu ki: “Kim kendi bozuk hâlini düzeltirse, kendini çekemeyenlere fırsat vermemiş olur.” “Büyüklerin âdetleri, âdetlerin en büyüğüdür.” “Kötülüğü bize bulaşmasın diye, kötü kimselerin alçak işlerine meylimiz yoktur.” “Büyüklerin huzurundaki edepsizlik ve dostların arasında onları aşağı görmek ne büyük cehalettir.” “Geçimini sağlayacak kadar sana nimet verilmiş ise, bunun dışında elinden çıkan şeylere üzülme.” “İnsanlarla iyi geçinmek, onlara güçlük ve zorluk göstermemekle olur.” “Kişide iman, ihlas ve pişmanlık bulunursa, Allahü teala onun bütün günahlarını affeder.” “İnsanın her işinde ölçülü hareket etmesi, büyüklerini memnun eder.” “Allahü teala, nice günah işlemiş kimselere yardım etti. Onları iyi hale getirdi. Fakat, dininin yolunu tıkamak, ona zarar vermek isteyenlere karşı ise cebbardır. Onlara ceza vermeye gücü yeter.” “Kişinin dünya malını arttırmaya çalışması, kendisi için bir noksanlık ve onun kârı, kazancı ise, hayır olmayıp hüsrandır.” “Ey sonu harap olacak olan bir evi tamir etmeye çalışan kişi! Allahü tealaya yemin olsun ki, bu çalışma; harap olacak ömür için tamirden başka bir şey değil de nedir?”
“Ey aklını, fikrini, gönlünü, mal, mülk toplamaya vermiş kişi! Böyle yapma, bu işlerden geri dur. Zira; mal, mülk sevincinin neticesi hüzün ve kederdir. Ağlayıp sızlamaktır.” “Gönlünü, dünyanın gelip geçici, yaldızlı şeylerine kaptırma, onun sefası kederdir. Onunla birlikte olmak, insanı Allahü tealaya ibadet etmekten uzaklaştırır.” “İnsanların kalblerini kazanmayı, hoşnut ve razı etmeyi isteyerek, herkese iyilik et. İyilikten ayrılma. Bu yolda insanlara hizmetin devamlı olsun. Çünkü insan, iyiliğin kölesidir. Sana bir sıkıntı ve zarar gelirse, sen bunu yapanlara karşı gücün yettiğinde affedici ve hatalarını görmeyici ol.” “Ey İnsanoğlu! Allahü tealanın emirlerini hatırından çıkarma ve bütün azalarını O'nun yolunda kullan. Elin, ayağın, gözün, kulağın, itaatten çıkarsa; tekrar Allahü tealanın ve O'nun Peygamberinin buyurduklarını onlara öğret ve yaptırmaya çalış.” “Allahü tealadan başkasından bir şey isteyen; iyi bilsin ki, o yardıma âciz ve güçsüz bir kişiden başkası değildir.” “İnsanlarla sulh içinde olup, onlara zarar vermeyen, onların her türlü zarar ve sıkıntılarından korunmuş olur. Neşe ve huzur içinde yaşar.” “Ey şu anda sevinç içerisinde olan zalim kişi! Sen gaflet uykusunda bulunmaktasın. Bir gün gelir zulmün cezası verilir. Sevinç ve neşeni devamlı kalır sanma. Şimdi sana neşe ve sürur veren bir zamandır. Sana ceza, üzüntü ve sıkıntı veren zaman gelecektir.” “Ey İnsanoğlu! Körpe ve taze olan şu gençliğinle gururlanma. Her şeye gücünün yetmesi, seni aldatmasın. Senden önce, nice gençler saçı ağarmadan bu dünyadan ayrılıp gittiler. Genç ve taze bir fidanken göçtüler. Farz et ki, gençlik, sahibine bir takım özür olacak şeyler gösterir. İhtiyarın özrü yoktur. Onun ileri sürdüğü şeyler, şeytanın eğlencesi olacak şeylerden başka değildir.”
Ebü'l-Hasan Atikî hazretlerinin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte bildirilen; “Elhamdü lillahillezi tevada'a küllü şey'in li-azametihi ve'l-hamdü lillahillezî hada'a küllü şey'in li mülkihi ve'l-hamdü lillahillezi istesleme küllü şey'in li kudretihi.” duası.