HACE EVLİYA-İ KEBİR

HACE EVLİYA-İ KEBİR Abdülhâlık-ı Gocdüvanî'nin yetiştirdiği evliyanın büyüklerinden ve onun ikinci halifesi
A- A+

Abdülhâlık-ı Gocdüvanî'nin yetiştirdiği evliyanın büyüklerinden ve onun ikinci halifesi. Aslen Buharalıdır. 627 (m. 1230)'da vefat etmiştir. Kabri Buhara yakınlarında Hakriz Hisarı'nda Ayyar burcu yakınındadır.

Rivayet edilir ki; Hace Evliya, önceleri Buharalı bir âlimden ilim tahsil ediyordu. Bir gün, Buhara çarşısında nur yüzlü bir zat gördü. Bu zata gönlü meyletti. O zat çarşıdan bir miktar et alıp paket yaptırmıştı. Hace Evliya, bu zatın yanına yaklaşarak; “Efendim! Müsaade buyurursanız, bu paketi evinize kadar ben taşımak istiyorum.” dedi. O da kabul edip, beraberce o nur yüzlü zatın evine kadar geldiler. Bu zat, Ehl-i Sünnet âlimlerinin ve evliyanın büyüklerinden olan Abdülhâlık-ı Gocdüvanî hazretleri idi. O da bu genci gönülden kabul eyleyip; “Bir saat sonra gelin! Yemeği beraber yiyelim.” buyurdu.

Hace Evliya oradan ayrıldıktan sonra, gönlünün önceki hocasının derslerinden soğumuş, yeni karşılaştığı bu nurlu zata meyletmiş olduğunu hissetti. Bir saat sonra Abdülhâlık-ı Gocdüvanî'nin huzuruna koştu. Abdülhâlık-ı Gocdüvanî, bu sohbette onu oğulluğa kabul etti. O da bundan sonra eski hocasının derslerine hiç gitmeyip, Abdülhâlık-ı Gocdüvanî hazretlerinin sohbetlerine devam etti. Hace Evliya'nın önceki hocası, her ne kadar onu Abdülhâlık-ı Gocdüvanî'nin sohbetlerinden vazgeçirmeye, bu yolda ilerlemesine mâni olmaya çalıştı ise de başaramadı. Bunun için her gördüğü yerde kendisine hakaret ediyor, ayıplıyor, dil uzatıyor ve ağır sözler söylüyordu. Hace Evliya ise hiç cevap vermeyip sabrediyordu.

Bir gece, kendisine hakaretlerde bulunan bu eski hocasının çirkin bir günah işlediğini keşif yoluyla gördü. Ertesi gün karşılaştıklarında, o hoca yine ağır sözler söylemeye başladı. Bunun üzerine Hace Evliya, ona hitaben; “Ey Üstad! Utanmaz mısın ki, gece şu çirkin günahı işlersin, gündüz olunca da bizi hak yolundan döndürmeye çalışırsın!” dedi. O kimse, mahcup oldu, utandı, kızardı, hiçbir şey söyleyemedi. Hace Evliya'nın, Abdülhâlık-ı Gocdüvanî hazretlerinin sohbetinde bulunmakla, bu keşif ve keramet hâline kavuştuğunu, kendisinin, buna mâni olmaya çalışmakla çok büyük hata ettiğini anladı. Hâline tövbe etti ve hemen Hace Abdülhâlık hazretlerinin sohbetlerine koştu. Eski hâline pişman olup, gayretle, sohbet ve hizmete devam etti. O da Hazreti Hace'nin talebelerinden, sevdiklerinden oldu.

Hace Evliya-i Kebir, Abdülhâlık-ı Gocdüvanî hazretlerinin huzurunda, sohbet ve hizmetinde bulunmakla çok yüksek derecelere kavuştu. Onun, Ahmed Sıddîk'tan sonra ikinci halifesi oldu. Abdülhâlık-ı Gocdüvanî, Vasiyetname risalesinde, manevî oğulları Hace Evliya-i Kebir'e buyurdu ki: “Sana vasiyet ederim ey oğul ki; her hâlinde ilim, edep ve takva üzere ol! İslam âlimlerinin kitaplarını oku! Fıkıh ve hadis öğren! Cahil tarikatçılardan sakın! Şöhret yapma! Şöhrette afet vardır. Aslandan kaçar gibi cahillerden kaç! Bidat sahibi sapıklar ve dünyaya düşkün olanlar ile arkadaşlık etme! Helalden ye! Çok gülme! Kahkaha ile gülmek gönlü öldürür. Herkese şefkat ve merhamet et! Kimseyi hakir görme! Kimse ile münakaşa, mücadele etme! Kimseden bir şey isteme! Tasavvuf büyüklerine dil uzatma! Onları inkâr eden felakete düşer. Mayan fıkıh, evin mescit olsun!”

Evliya-i Kebir vefatına yakın, kendisine halife olarak talebelerinden beş tanesini seçerek bildirmiş olup, bunların isimleri; Hace Dihkan-ı Kaltî, Hace Zeki Hüdabadî, Hace Süleyman, Hace Sökmen ve Hace Garîb'dir. Hace Evliya-i Kebir buyurdu ki: “Allahü Teâlâyı zikre devam eden kişi, O'nun vecd ve istiğrakı ile öyle bir mertebeye ulaşır ki, zikir kalbini kuşattığı için pazara girse bile hiçbir ses duymaz.”

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
Rehber İnsanlar Sayfası