Yıldırım Sultan Bayezid Han devrinde yetişen fıkıh ve tıp âlimi. İsmi, Hıdır bin Ali bin Hattab olup, Hacı Paşa diye meşhurdur. Lakabı Celaleddin'dir. Hacı Paşa, 740 (m. 1339) senesinden sonra Konya'da doğdu. 827 (m. 1424) senesinde Birgi'de vefat etti.
Bursa kadısı faziletli Kadızade, birgün hocasının huzurunda Cebriye ve Sünnî mezheplerinden sordu. Hocası şöyle buyurdu: “Cebr, hakiki ve taklidi olmak üzere iki kısımdır. Hakikisi; bütün işlerini Allahü tealaya ısmarlayıp emir ve yasaklara uyduktan ve sebeplere yapıştıktan sonra ihtiyarı bırakmaktır. Taklidisi ise; işlerini nefsin arzularına ısmarlayıp nefsin şehvetlerine uyup emir ve yasaklarda iradesinin olmadığını; “Benim gücüm ve iradem yoktur. Allahü teala ezelde ne yazmışsa, o olur.” demesidir. Bu, küfürdür.” Sonra buyurdu: “Birgün Resulullah elinde iki kitapla Eshabına geldi. Sağ elindeki kitap için; “Bu kitap, Allah'tandır. İçinde Cennetlik olanların isimleri vardır.” buyurdu. Diğer elindeki kitap için; “Bu kitap, Allah'tandır ve içinde Cehennemliklerin ismi vardır.” buyurdu. Eshab-ı Kiram; “Mademki öyledir, amel etmesek olur mu?” dediler. Resul-i Ekrem; “Amel ediniz, çalışınız, herkes ne için yaratıldıysa, o iş ona kolay gelir.” buyurdu. Yani Resulullah Efendimiz demek istedi ki Cennet ehlinin alameti vardır. Bu alametin bulunduğu kimse de Cennetliktir. Cehennem ehlinin de alameti vardır. Bu alametin bulunduğu kimse Cehennemliktir. Sonra şöyle buyurdu: Cennet ehlinin alametini kazanman lazımdır. Nitekim Resulullah'ın Eshabı böyle yaptı. Çok amel etmeye çalışıp ameli, kitaba güvenip terk etmediler. Hakikate kavuşmuş olanların hâline erişirsen ki buna erişmek Peygamber Efendimizin şeriatine uymakla olur. O zaman; “Benim kudretim ve ihtiyarım yoktur, hepsi Allahü tealadandır.” dersin. Ama sen de biliyorsun ki geçmiş din büyükleri, dinin emirlerine uymak için çok çalıştılar, zor mücahede ve çetin riyazetlere katlandılar. Onların hâlleri böyle olunca biz amel hususunda nasıl çalışmayalım deriz?” Hacı Halife Abdullah bu sözleri söyleyip bitirince Molla Kadızade dedi ki: “Çok doğru söylediniz. Ben, Molla Sinan Paşa ve Molla Hasan Samsunî bu hususta çoktan beri konuşuyoruz. Molla Samsunî der ki: Resulullah'ın emrine uymaktan başka kurtuluş yolu yoktur. Bize lazım olan şey, O'na tâbi olmaktır."
Anadolu'da ilim öğrendikten sonra, Şam'da Zahiriyye medresesinde Kutbeddin et-Tahtanî'den ilim tahsil etti. Sonra Mısır'a geçti ve büyük Hanefî âlimi Ekmeleddin Babertî'den yüksek din bilgilerini öğrenerek fıkıh âlimi oldu. Anadolu'dan Mısır'a tahsil için gelen Molla Fenarî, Ahmedî, ve Müeyyed bin Abdülmü'min'e tahsil hususunda yardımcı olmuştur. Seyyid Şerif Cürcanî ders arkadaşlarındandır. Mübarek Şah Mantıkî'den de aklî ilimleri tahsil etti. Aklî ve naklî ilimlerde tahsilini tamamlayıp, faydalı eserler yazdı.
Kahire'de talebe iken bir ara ağır hastalığa yakalanması, tıp tahsiline yönelmesine yol açtı. Celaleddin İbnü'ş-Şöbekî ve başka tabiplerle çalışarak kısa zamanda, devrinin en meşhur tabiplerinden oldu. Sultan Melik Mansur Kalavun'un Bimaristanında, yani Kahire'nin büyük hastahanesine baştabip tayin edildi. İlaçlar ve hastalıklar üzerine ihtisasını ilerlettikten sonra memleketine döndü. Aydınoğulları beylerinden İsa Bey'in teveccühüne mazhar oldu. İsa Bey için Şifaü'l-eskam ve devaü'l-a'lam adlı eserini, Türkçe olarak da Teshil adlı muhtasar bir tıp kitabı yazdı. İsa Bey kendisini Ayasoluğ (Selçuk) kadısı olarak tayin etti. Müderrislik ve tabipliğe de devam etti. Hacı Paşa ünvanını ile Aydınî nisbetini de bu tarihten itibaren kullanmaya başladı.
İsa Bey'in vefatı ve Aydınoğulları Devleti'nin kargaşaya düşmesi üzerine 800 (m. 1398) senesi sonlarında Konya'ya gitti. Bu arada Anadolu'yu işgal eden Timur Han'ın tabipleriyle görüştü. Yapılan ilmi münazarada, ilminin üstünlüğünü, tababetteki ehliyeti ve dirayetini kabul ve tasdik, ettiler.
Mecmaü''l-envar adlı tefsirini Sultan II. Murad'a ithaf etti. Sonra Birgi'ye döndü. Az zaman sonra 827 (m. 1424) senesinde burada vefat etti. Vefat tarihini 1413 veya 1417 olarak verenler de vardır. Kabri Hıdırlık mevkiinde olup 1935 yılında üzerine bir abide taşı dikilmiştir.
Hacı Paşa, ömrü boyunca, Allahü tealanın dinini öğrenmek, insanlara doğru yolu öğretmek için uğraştı. Öğrendiği tıp bilgilerini, Allahü tealanın kullarını tedavide kullandı, insanların hem ruh, hem de bedence sağlam; dünya ve ahirette huzurlu olmaları için çalıştı. Bir çok talebe yetiştirdi. Tıp ilmindeki ihtisası sebebiyle “Anadolu'nun İbn-i Sina'sı” diye tanındı. Tefsir, kelam, mantık ve tıp sahasında çeşitli eserler yazdı. Tıp kitapları Türkçe, diğerleri Arapçadır.
Eserleri:
-
1Şifaü'l-Eskam ve devaü'l-a'lam: Hacı Paşa'nın kendisine esas şöhretini kazandıran eseridir. Anadolu'da yazılan ilk tıp kitaplarındandır. 782 senesi Ramazan ayında (m. 1380) senesinde tamamladığı bu Arapça eseri Aydınoğlu İsa Bey'e ithaf etmiştir. Kitabın umumi planı, İbni Sina'nın Kanun'una benzemektedir. Dört makaleden (kısımdan) meydana gelen eserin birinci makalesinde nazarî ve amelî umumî bilgiler, ikinci makalesinde yiyecek ve içecekler, üçüncü makalesinde organik hastalıkların sebepleri, dördüncü makalesinde de cüzzam, ateşli hastalıklar, verem, kırık-çıkık, burkulma, yaralar gibi umumî hastalıklar yer almaktadır. Ayrıca son makalede hijyen üzerinde ehemmiyetle durulur. Zehir ve panzehirlerden bahsedilir. Mumyalama metodları anlatılır. Hacı Paşa kitabın girişinde, eseri yazarken karşılaştığı güçlükleri, hocalarından yaptığı tahsili, hastahane tecrübelerini ve okuduğu tıp kitaplarını bildirmektedir. Ayrıca bir çok tecrübelerine de yer vermiştir. Açık bir ifadeyle yazılmıştır. Çok yazma nüshası vardır. Müellifin el yazısı nüshası Topkapı Sarayı kütüphanesi, Üçüncü Ahmed Kısmı, No: 2070'dedir.
-
2Teshil fi't-tıb: Hacı Paşa daha sonra Şifa kitabını Türkçe kısaltıp, Teshil adını vermiştir. Bunlar arasındaki fark, Arabça'sının ilmî olması, Türkçe'sinin ise halka hitap edip, pratik olmasıdır. Çok yazma nüshası vardır. Sultan II. Bayezid devri tabiplerinden Sabuncuoğlu Şerefeddin'in talebesi Muhyiddin Mehi bunu Müfid adıyla nazma çekmiştir. Ankara'da Milli Eğitim Bakanlığı Umumi Kütüphanesi'ndedir.
-
3Müntehabü'ş-şifa: Bu da Şifa'nın başka bir Türkçe muhtasarıdır. Aydınoğlu İsa Bey'e ithaf edilmiştir. Teshil'e benzer ama daha ehemmiyetlidir. Latin harfleri ile neşrolunmuştur.
-
4Et-Tealim fî ilmi't-tıb: Bu eserini Kahire'de iken yazmıştır. Tarihte yetişmiş meşhur tabiplerle hocasının ve kendisinin tecrübelerine dayanarak yazdığını beyan ettiği bu kitap dört kısımdır. Birinci kısım tıp ilminin esaslarına dair nazarî ve amelî bilgileri havidir. İkinci kısımda hasta yemekleri ve ilaçlardan; üçüncü kısımda uzuvlardaki hastalıkların sebep, emare ve tedavilerinden; dördüncü kısımda da organik olmayan hastalıklardan bahseder. Vasıyet kısmında bugün tıp etiği denilen tabiplik ahlakına dair tavsiyeler vardır. Müellif hattı nüshası Süleymaniye Kütüphanesi, Turhan Valide Sultan Kısmı, No: 258/1'de kayıtlıdır.
-
5El-Feride fî zikri'l-ağziyetü'l-müfide: Pratik bilgileri havi bir tıp el kitabıdır. Kahire'de 20 Receb 771'de yazılmıştır. Et-Teâlim kitabının muhtasarı, özetidir. Üç kısımdır. Müellif hattı nüshası Süleymaniye Kütüphanesi, Turhan Valide Sultan Kısmı, No: 258/2'de kayıtlıdır.
-
6El-Usulü'l-hamse: Ayasoluğ'da (Selçuk) iken kaleme alınmıştır. Sağlığı korumak, mizacı düzeltmek ve başlıca hastalıkları ilaçla tedavi etmek için gereken bilgileri ihtiva eder. Tek yazma nüshası Manisa İl Halk Kütüphanesi'ndedir.
-
7Kitabü's-seade ve'l-İkbal: Şifa kitabının muhtasarı, özetidir. Selçuk'da 800 (m. 1398) senesinde yazılmıştır. El-Kümmiyyü'l-Celaliyye adıyla da bilinir. Yazma nüshaları vardır. Bir nüshası Nuruosmaniye Kütüphanesi, No: 3063'tedir. 913 (m. 1507) senesinde Türkçe'ye tercüme olunup Sultan II. Bayezid'e takdim olunmuştur. Bu tercümenin yazma nüshası Süleymaniye Kütüphanesi'ndedir.
-
8Mecmau'l-envar fî cemii'l-esrar: Kur'anı Kerim tefsiridir. Hacı Paşa'nın en mühim eseridir. Sultan II. Murad'a ithaf olunmuştur. On cilttir. Bunlardan sadece ilk ve 10. cildin bir kısmı günümüze intikal etmiştir. Bu yazmalar, Süleymaniye (Carullah Efendi Kısmı, No: 94) ve İstanbul Üniversitesi (Arapça Yazmalar, No: 1794) kütüphanelerindedir.
-
9Şerhu Tavaliu'l-envar fî ilmi'l-kelam: Kadı Beydavî hazretlerinin mantığa dair Tavali adlı eserine şerhtir. Mesalikü'l-kelam fî mesaili'l-kelam diye de tanınır. 781 Safer ayında tamamlanmıştır. Aydınoğlu İsa Bey'e ithaf olunmuştur. Yazma nüshaları vardır. Bir yazma nüshası Süleymaniye Kütüphanesi. Fatih Kısmı No: 3053'te kayıtlıdır.
-
10Şerhu Levamiü'l-esrar: Siraceddin Urmevî'nin mantığa dair Metaliü'l-envar adlı eserine Kutbeddin Tahtanî'nin yaptığı şerhe bir haşiyedir. 784 (m. 1382) senesinde yazılmıştır. Yazma nüshaları vardır. Bir tanesi Ragıb Paşa Kütüphanesi No: 891'de kayıtlıdır.
-
11Risale-i Bevasir: Basur hastalığına dairdir.
-
12İhtilacname: İnsan uzuvlarının seğirmesiyle alakalıdır.
-
13Kitabü De'bi's-salihîn: Şeriat, tarikat, hakikat ve marifet makamları hakkındadır. Arapçadır. Yazma nüshası İstanbul Üsküdar'da Hacı Selim Ağa Kütüphanesi'ndedir.