Hadis ve fıkıh âlimlerinden. Meşhur âlim, Abdurrahman Cevzî'nin torunudur. Dedesinin künyesini ve lakabını almıştır. Künyesi Ebü'l-Ferec, lakabı ise Cemaleddin'dir. 606 (m. 1209) senesinde doğdu. 656 (m. 1258) senesinde Hülagu'nun Bağdat'ı istilası sırasında, babası ve iki kardeşi ile birlikte şehit edildi.
Abdülaziz bin Müneyna'dan, Ahmed bin Sarmad'dan ve diğer âlimlerden hadis-i şerif işitti. Kendisinden ise; Ubeyd el-Si'ridî, Şerefü'l-Mîdümî rivayette bulundular. Ebu Abdullah ibni Ahmed Harranî ve Süleyman bin Hamze el-Kadı da ondan icazet almışlardır. Babasının yerine, insanlara vaaz ve nasihatta bulunurdu. Babası Deriyye'de müderris olarak vazifelendirildiğinde, ona da Mustansıriyye Medresesi'nde Hanbelî mezhebi fıkıh bilgilerini öğretmesi için müderrislik vazifesi verildi. Meşhur ve makam sahibi kimseler derslerinde bulundular. Bağdat'ta muhtesiplik ve diğer bazı işlerde vazifelendirildi. Güzel şiirler yazmıştır. Şiirleri bir divanda toplanmıştır.
Sevgili Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselam'ı metheden bir şiirinin tercümesi şöyledir:
“Muhammed Aleyhisselam bütün Peygamberlere üstün kılındı. O'nun şerefi pek yüce, O'na olan hürmet pek çoktur. Allahü Teâlâ nın O'nun hakkında; “O (Rabbin), sen bir yetim iken (seni) barındırmadı mı?” buyurması O'na kâfidir. O, “Dürr-i yetim”, incilerin en kıymetlisidir. O, kendisiyle iftihar edilen en kıymetli bir incidir. O, bütün Peygamberlere üstün oldu. O'nun üstünlüğünü bütün Peygamberler kabul edip, söylediler. Allahü Teâlâ O'na salat eyledi (rahmetini bildirdi). Siz de O'na salat ve selam okuyunuz.”
Şiirlerinin toplandığı bir Divan'ı vardır.