HENNAD BİN SERÎ

Hennad bin Serî bin Mus'ab-ı et-Teymî Kufe'de yetişen hadis âlimlerinden.
A- A+

Kufe'de yetişen hadis âlimlerinden. Adı Hennad bin Serî bin Mus'ab-ı et-Teymî, künyesi Ebu Serî'dir. Büyük bir hadis âlimidir. 152 (m. 769)'de Kufe'de doğdu. 243 (m. 857) senesinin Rebiulevvel ayında vefat etti.

Hadis âlimlerinden olan Hennad bin Serî, insanların kendisini örnek aldığı bir âlimdi. Dünyaya düşkünlüğü yoktu. Haramlardan sakınması çok olup, daima ilimle meşgul olur, ilmiyle amel ederdi. Birçok âlimden ilim aldı. Onlardan rivayet ettiklerini toplayıp kitap haline getirdi. Kitabü'z-zühd eserinin sahibidir. O, Şüreyk bin Abdullah, İsmail bin lyaş ve bu ikisinden rivayette bulunanlar ile Ebu Sa'id Eşec ve daha birçok âlimden ilim alıp, hadis-i şerif rivayet etti. Kendisinden de, İmam-ı Buharî'den başka, Kütüb-i Sitte'nin müellifleri olan İmam-ı Müslim, Nesaî, Tirmizî, Ebu Davud, İbn-i Mace ve Ebu Zür'a, Ahmed bin Hanbel ve daha pek çok âlim ilim alıp, hadis-i şerif rivayetinde bulundular.

Onun hadis ilmindeki üstünlüğünü ve rivayetindeki sikalığını birçok âlim bildirdi. Ahmed bin Hanbel'e; “Kufe'de hangi âlimin rivayetlerini yazalım?” diye sorulduğunda; “Sizin Hennad bin Serî'ye yapışmanız lazımdır.” buyurdu. Kuteybe de; “İmam-ı Şafiî'nin hocası olan Vekî'nin, Hennad'ı tazim ettiği kadar başka birisini tazim ettiğini görmedim.” İmam-ı Nesaî; “O, sika bir ravidir.” dedi. Muhammed bin Ahmed bin Hammad bin Ebu Süleyman-ı Kufî, hicrî 331 senesinde vefat eden âlimler hakkında bilgi verirken buyurdu ki: “Hennad, hadis ilminde çok kuvvetli ve sika bir ravi idi. Ondan çok ilim alıp, yazdım. Fakat cenazesinde bulunamadım.”

Ahmed bin Seleme Nişaburî onu şöyle anlatıyor: Hennad, çok ağlar ve çok ibadet ederdi. Bir gün Kur'an-ı Kerim okumasını bitirdikten sonra, tekrar abdest alıp mescide gitti. Zevale (öğleye yakın vakte) kadar namaz kıldı. Bende onunla beraber mescitte idim. Sonra evine döndü. Tekrar abdest alıp mescide geldi ve bize imam olup namaz kıldırdı. Daha sonra ikindi vaktine kadar namaz kıldı. Bu sırada Kur'an-ı Kerim okurken sesini yükseltiyor ve çok ağlıyordu. İkindi vakti girince, bize imam olup namaz kıldırdı. Bundan sonra da Kur'an-ı Kerim'i alıp okumaya başladı. Akşam namazına kadar devam etti. Onun bazı komşularına; “İbadettene sabırlı kimse!” dedim. Onlardan birisi dedi ki: “Bu, onun 70 seneden beri devam ettiği gündüz ibadetidir. Sen onun gece ibadetinin nasıl olduğunu bir görseydin! O, evlenmedi ve eğlenmedi. Onun için; “Ona, Kufe'nin garibi.” denilir.

Onun rivayet ettiği hadis-i şerifler, Sahih-i Buharî'nin dışındaki Kütüb-i Sitte'nin hepsinde mevcuttur. Bu hadis-i şeriflerden bazıları şunlardır: “Bir kimse helaya girmeden, (Allahümme inni eûzü bike mine'l-hubs ve'l-habâis) desin!” İmam-ı Mesruk, Hazreti Aişe'ye, Resulullah'ın amelini sorduğunda, O da; “Resulullah devamlı olan ameli severdi.” cevabını verdi. “Ne zaman namaz kılardı?” deyince; “Horozun sesini işittiği zaman kalkar, namaz kılardı.” dedi.

Yine Hazreti Aişe şöyle anlatır: “Yanıma Medine Yahudîlerinden iki ihtiyar kadın girdi ve; “Ölüler, gerçekten kabirlerinde azap olunurlar.” dediler. Ben, kendilerini yalanladım. Onları tasdik etmeye gönlüm razı olmadı. Sonra çıkıp gittiler. Yanıma Resulullah girdi. Kendisine; “Ya Resulallah! Medine Yahudîlerinden iki kocakarı yanıma geldiler ve ölülerin kabirlerinde azap gördüklerini söylediler.” dedim. Resulullah da; “Doğru söylemişler! Hakikaten onlar, öyle azap görürler ki, o azabı hayvanlar bile işitir.” buyurdular. Artık bundan sonra, Resulullah'ın hiçbir namazda, kabir azabından Allahü tealaya sığınmadığını görmedim!”

Hennad bin Serî'nin Kitabü'z-zühd ve Müntehamin hadis-i Bakî bin Mahles ve Hennad ve Farisî adlı eserleri vardır.

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Türkiye Gazetesi Yayınları