HIRAKÎ

Ömer bin Hüseyn el-Hırakî Hanbelî mezhebi âlimlerinden.
A- A+

Hanbelî mezhebi âlimlerinden. İsmi, Ömer bin Hüseyn el-Hırakî olup, Ebü'l-Kasım diye künyelenir. Bağdatlıdır. 334 (m. 946) senesinde Dımeşkü'ş-Şam'da vefat etmiştir.

Babası Ebu Ya'la bin Abdullah el-Hırakî de Hanbelî fakihlerinden olup, İmam Ahmed bin Hanbel'in en sevdiği talebelerinden Ebu Bekr el-Mervezî'nin ders halkasında yetişmiş idi. 295 (m. 907) senesinde vefat etti. Hırka satışından dolayı Hırakî nisbetiyle meşhur olmuştur. Hırak, hırkalar demektir. Hırakî adıyla başka âlimler de vardır. Hırakî, zamanın meşhur âlimlerinden ilim aldı. Babasından başka, İmam-ı Ahmed'in oğulları Salih ve Abdullah ile Ebu Bekr el-Mervezî, Harb bin İsmail el-Kirmanî, Ebü'l-Fadl bin Abdüssemi' el-Haşimî ve meşhur Hanbelî fakihi Hallal'dan okudu.

Hırakî'nin günümüze ulaşan Muhtasaru'l-Hırakî adlı meşhur eserinin kapak sayfası.

Ebu Hafs Ömer bin İbrahim el-Ukberî, Ebu Muhammed Abdullah bin Osman es-Saffar, Ebü'l-Hasan bin Şem'un, Ebü'l-Hüseyn et-Temimî, Ebu Abdullah bin Batta, Ebu Bekr Hasan bin Yahya el-Mukrî gibi âlimler de Hırakî'den ders aldı. Hırakî devrinde, Irak ve bilhassa Bağdat'ta Şiî Büveyhoğulları hakimiyeti ele geçirmişti. Beldede Şiî / Karamita nüfuzu giderek arttı. Minberlerden Selef-i salihine, bilhassa Halife Hazreti Muaviye ve oğluna lanet edilmeye başlandı. Buna karşı çıkan âlimler takibata uğradı. Şiîlerin itikadı Mutezile ile aynı olduğu için, buna en çok muhalefet eden Hanbelîler, vaaz ve tedrisattan men edildi. Bazıları şehirden sürüldü. Ehl-i sünnetin Bağdat'ta yaşaması çok zorlaştı. Hırakî, Bağdat'ı terk edip Dımaşk-ı Şam'a geldi. Burada tedrisat ve telifata devam etti. Burada 334 (m. 946) senesinde vefat etti. Babü's-Sagir Kabristanı'nda Cerrah Camii karşısında defnolundu.

Hırakî'nin çok sayıda eseri vardır. El-Muhtasar adlı eseri çok meşhur ve makbuldür. 

Diğer eserleri Bağdat'ı terk ederken emanet bıraktığı bir evde yanmıştır. Muhtasaru'l-Hırakî, Hanbelî fıkhının en eski kitaplarından olup, mezhebin esas kaynağıdır. İmam Ahmed bin Hanbel'in önde gelen talebelerinden Ebu Bekr el-Hallal, hocasının fetvalarını Cami'ül-Kebir adlı eserinde yirmi cüz halinde toplayarak mezhebini sonraki nesillere nakletmiştir. Böylece Hanbelî mezhebinin nakledicisidir. Çünkü Ahmed bin Hanbel, fıkıh kitabı yazmamış; sağlığında da fetvalarının yazılmasına izin vermemişti. Hallal'ın hocasından nakillerine az bir ilave yaparak Ebü'l-Kasım el-Hırakî rivayette bulundu. Bu bakımdan Hırakî'nin Hanbelî mezhebine hizmeti çoktur. Hanefî mezhebinde mesela bir İmam Tahavî ne ise, Hanbelî mezhebinde Hırakî odur. Mezhepte müçtehittir. Müellifi bir isim vermediği için, mezhebin en özlü meselelerini ihtiva eden bu eser, Muhtasar adıyla tanınmıştır. Senelerce medreselerde ders kitabı olarak okutulmuştur. 

Talebeler tarafından ezberlenmiş; hatta manzum hale getirilmiştir. Muhtasar, Şafiî fıkıh kitaplarının tertibinde yazılmıştır. Hanbelî mezhebine ait 2300 kadar mesele bulunmaktadır. Bunların çoğu Hallal'dan gelen rivayetlerdir. Hırakî de bunlara esaslı tahriçlerde bulunmuştur. Ancak bunları diğerlerinden ayırmak kolay olmadığı için, hepsinin Ahmed bin Hanbel'den gelme rivayetler olduğu zannedilebilir gerekçesiyle tenkit edilmiştir. Hanbelî mezhebini Hallal'dan nakleden bir başka âlim de Gulamü'l-Hallal diye bilinen ve 363 (974) senesinde Bağdat'ta vefat eden Ebu Bekr Abdülaziz bin Ca'fer'dir. Bundaki rivayetler ile Hırakî'nin rivayetleri arasında altmış kadar fark bulunmaktadır.

KENDİNE YER HAZIRLA

Ömer bin Hüseyn Hırakî, Ebü'l-Fadl bin Abdüssemi'den naklen şöyle anlatmıştır: “Bir gün Feth bin Şehref'in yanına gitmiştik. Bize, bir gün önce gördüğü rüyasını şöyle anlattı: “Rüyamda Hazret-i Ali'yi gördüm. “Canım sana feda olsun ey Müminlerin emiri, bana bir şeyler anlat.” dedim. “Zenginlerin fakirlere tevazu etmesine güzeldir.” dedi. “Canım sana feda olsun, biraz daha.” dedim. “Fakirlerin zenginlere mihnet etmemesine güzeldir.” buyurdu. “Biraz daha söyle canım feda olsun.” dedim. Elinin içini açıp bana gösterdi, avucunda şu şiir yazılı idi. (Tercümesi): Yaratıldın yoktan, Öleceksin yakında, Gideceksin dünyadan. Bırak yer yapma, Bu fanî dünyada Kendine yer hazırla, Ebedî olan ahırette.””

Muhtasaru'l-Hırakî'nin 300'den fazla şerhi vardır. Bunların içinde en meşhur olanlarından biri de yanda kapak sayfası görülen Şemseddin ez-Zerkeşî'nin şerhidir. Muhtasaru'l-Hırakî'nin 300'den fazla şerhi vardır. Bunlardan en meşhur olanları şunlardır: Ebu Ya'la el-Ferra ve Şemseddin ez-Zerkeşî'nin şerhlerinden başka; İbnü'l-Benna el-Bağdadî'nin el-Muknî; Abdurrahman bin Ömer ed-Darir'in El-Vazıh ve İbni Kudame'nin el-Muğnî adlı şerhleri çok meşhur ve matbudur. 620 (m. 1223) senesinde vefat eden Hanbelî âlimi Muvaffaküddin İbni Kudame, Muhtasar'ı başka mezheplerle mukayeseli bir tarzda ve mezhepteki tercihleri bildirerek şerh edip El-Muğnî adını vermilmiştir. El-Muğnî, Hanbelî mezhebinin en sağlam ve meşhur kaynağı olarak çok tutulmuştur.

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Türkiye Gazetesi Yayınları