Meşhur hadis âlimlerinden. İsmi Hişam bin Ebu Abdullah Destüvaî, künyesi, Ebu Bekr el-Basri'dir. Kütüb-i Sitte ravilerinden olup, hadis ilminde hafız derecesindedir. Yüz bin hadis-i şerifi senetleriyle ezbere bilir. Ayrıca ticaretle uğraşır, satmak istediği malları Ahvaz'ın kasabalarından Destüva'dan getirdiği için Destüvaî nisbesini almıştır. 153 veya 154 (m. 770) senesinde vefat etmiştir.
Hadis-i şerif rivayet ettiği hadis âlimleri Katade bin Diame, Hammad bin Ebu Süleyman, Yahya bin Ebu Kesir, Şuayb bin Habbab, Âmir İbni Abdülvahid ve diğerleridir. Kendisinden hadis-i şerif rivayet eden âlimler ise, oğulları Abdullah bin Hişam, Muaz bin Hişam, Şu'be bin Haccac, İbn-i Mübarek, Abdülvaris bin Sa'id, Yahya Kettan ve diğerleridir.
Hişam Destüvaî, ilmi ile âmil, vera ve takvasıyla (haram ve şüphelilerden kaçmasıyla) meşhur bir zat idi. Heysem bin Katn; “Hişam Destüvaî'den daha çok ölümü hatırlayan birisini daha görmedim.” demiştir. Bir hadis-i şerif rivayet ederken; “Şüphesiz bu hadis-i şerifi nice kimseler rivayet etti ve vefat ettiler, şimdi onların dilini toprak yedi.” derdi.
Hişam Destüvaî'nin rivayet ettiği hadis-i şeriflerden bazıları şunlardır:
“Rüku ve secdede itidalli (ölçülü) davranın ve köpeklerin oturdukları gibi ayaklarınızı yere sermeyin.”
“Melekler suret (canlı resmi) bulunan eve girmez.”
“Hibesinden (bağışından) dönen kimse, kusmuğunu yiyen köpek gibidir.”
Ebu Hüreyre buyurdu ki: “Resulullah Efendimiz şöyle dua ederdi: “Allah'ım! Cehennem azabından, kabir azabından ve Mesihü'd Deccal'in fitnesinden sana sığınırım.”
“Kim Ramazan orucunu, inanarak ve sevabını Allahü tealadan bekleyerek tutarsa, geçmiş günahları mağfiret olunur.”
“Kim Kadir Gecesi'ni inanarak ve sevabını Allahü tealadan bekleyerek ihya ederse, geçmiş günahları mağfiret olunur.”
“İlmin kalkıp, cehaletin yerleşmesi, içki içilmesi, zinanın yayılıp açıkça yapılması, erkeklerin azalıp, kadınların çoğalması, hatta elli kadına bir erkeğin düşmesi, kıyamet alametlerindendir.”
EY İLİM EHLİ!
Hişam Destüvaî; “Bir kitapta okudum, şöyle yazıyordu: İsa Aleyhisselam şöyle buyurmuş: “Dünyada çalışmadan rızıklandırılacağınız halde dünya için çalışıp ahiret için çalışmıyorsunuz. Halbuki orada ancak ahiret için çalışan rızıklandırılacaktır. Bozuk din adamları size yazıklar olsun. Ücretinizi alıyor, işi zayi ediyorsunuz. Yakında işin sahibi işini isteyecektir. Karşılık olarak yakında dünyadan çıkıp kabrin karanlığına girecek ve kabrin sıkmasıyla muhatap olacaksınız. Allahü teala size namazı ve orucu emrettiği gibi hatalardan ve günahlardan sakınmanızı da emretti. İlim ehli birisi rızkının endişesinde olup kabrindeki yerini nasıl küçümser? Halbuki rızkının Allah'ın ilminde ve kudretinde olduğunu bilir. İlim ehli olan kimse Allah'ın takdirini nasıl itham eder ve ona isabet edene razı olmaz? İlim ehli olan kimse dünyasını ahretine nasıl tercih eder ve üstün tutar? Dünyada kavuşacağı nefsin arzusuna giden şey onun ahiretine zarar verir.” buyurdu.
“İsa Aleyhisselam buyurdu ki: “Ey âlimler topluluğu! Siz, zakkum ağacına benzersiniz. Çiçeğinize bakan kimse hayran olur, tadan kimseyi ise öldürürsünüz. Sözleriniz hastayı iyileştirmeyen ilaç, amelleriniz ise ilaç kabul etmez hastalık gibidirler. Ağzınızdan çıkan hikmetler ile kulağınız arasında dört parmak mesafe olmasına rağmen işitmezsiniz. Ey âlimler topluluğu! Allahü teala dünyayı amel etmeniz için yarattı. Ameli bırakmanız için değil. Ey âlimler topluluğu! İlmi amel etsinler diye değil de sadece söylemiş olmak için bildiren kimse nasıl ilim ehli olabilir? İlim başınızın üstünde, amel ise ayaklarınızın altındadır. Hür olanlar kerim değil, kölelerde müttekî değildir.”