Tarihçi, edebiyat ve dil âlimi. İsmi ve künyesi, Ebü'l-Fadl Cemaleddin Ahmed bin Muhammed bin Hasan el-Hillî'dir. Doğum tarihi belli değildir. 682 (m. 1283)'de Bağdat'ta vefat etti. Şam'da vefat ettiği de rivayet edilir.
Nisbesinden Bağdat ile Küfe arasındaki Hille şehrinde doğup büyüdüğü anlaşılan İbn-i Mühenna'nın ailesi ve öğrenim durumu hakkında kaynaklarda bilgi yoktur. Hayatına dair bilinenler, çağdaşı ve muhtemelen talebesi olan Iraklı tarihçi İbnü'l-Fuvatî'nin verdiği sınırlı bilgilerden ibarettir. İbn-i Mühenna'nın kitaplarından geniş ölçüde nakillerde bulunan İbnü'l-Fuvatî ondan büyük bir saygıyla söz eder. İbn-i Mühenna Abbasî Devleti'nin Moğollar tarafından yıkılışına şahit oldu. Muhtemelen Bağdat'ta ve İlhanlı Devleti'nin merkezi Meraga'daki Darü'l-ilm ve'l-hikme ve'r-rasad'da resmi görevlerde bulundu.
İbn-i Mühenna'nın yazdığı Türkçe, Farsça ve Moğolca sözlük olan "Hilyetü'l-insan ve halbetü'l-lisan" adlı eserinin kapak sayfası.
İbn-i Mühenna dil, tarih ve ensap ilimlerinde geniş bilgi sahibiydi. Tercümanü'z-zaman ünvanıyla zikredilir. Yedinci yüzyıl ortalarında bütün İlhanlı sahasında olduğu gibi Irak'ta da Farsça, Türkçe ve Moğolca önem kazanarak yaygın şekilde kullanılmıştır. İbn-i Mühenna, "Hilyetü'l-insan ve halbetü'l-lisan" adlı sözlüğünü bu ortamda kaleme almıştır. Eserin Meraga veya Bağdat'ta yazıldığı tahmin edilmektedir. İlhanlı Devleti'nin resmi dili Türkçe olmakla beraber kültür, idare, ticaret ve toplum hayatında Arapça, Farsça ve Moğolca'nın da kullanıldığını dikkate alan İbn-i Mühenna eseri bu üç dilin belli başlı özelliklerini esas alarak Arapça yazmış, böylece devrinde bir ihtiyaca cevap verdiği gibi Farsça, Türkçe ve Moğolca'nın önemli kaynaklarından sayılan bir eser ortaya koymuştur. Bir mukaddime ile üç kısımdan meydana gelen sözlüğün İstanbul nüshasına göre 5-111. sayfaları Farsça'ya, 113-310 arası Türkçe'ye, 311-371. sayfaları Moğolca'ya ayrılmıştır. Eserin Farsça'ya ayrılan kısmı, genel dil bilgisi kurallarının anlatıldığı bir giriş ve yirmi sekiz bölümden meydana gelir. Birinci bölümde Allah'ın otuz üç ismiyle on üç terime Farsça karşılıklar gösterilmiştir. İkinci bölümde fiil çekimleri verilmiş, diğer bölümlerde ise çeşitli alanlardaki 1291 Arapça kelimenin Farsça karşılıkları kaydedilmiştir.
Sözlüğün Türkçe kısmı “nevi” adıyla iki bölüme ayrılmıştır. Birinci bölümde ses, şekil ve kısa etimoloji bilgilerine yer verilmiş, ardından yapım ve çekim ekleriyle isim tamlaması, zarflar ve edatlar işlenmiş, daha sonra fiil kip ve çekimleri üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde Allah'ın isimleriyle çeşitli ad grupları yirmi dört alt bölümde ele alınmıştır. Eserin Moğolca kısmında fiil ve zamir konusundaki bazı kısa bilgiler dışında dille ilgili herhangi bir açıklama yapılmamış, sadece çeşitli gruplara ait isim, fiil ve edatlar yirmi beş bölüm halinde sıralanmıştır.
Halk dilinden alınan malzeme ile maddi ve manevi kültür unsurlarına geniş yer verilen eser özellikle Türk ve Moğol kültür tarihi açısından önemlidir. Sadece sanat ve ziraata ait Türkçe tabir ve adların sayısı 100'den fazladır. Eserden, yedinci yüzyılda karışık bir etnik yapıya sahip olan bu bölgede konuşulan Türkçe'nin başka unsurlarla da karıştığı anlaşılmaktadır. Müellifin Türkistan Türkçesi diye nitelendirdiği Hakaniye (Kaşgar) Türkçesi ile bizim memleket Türkçesi dediği Azerbaycan edebi Türkçesine de yer verdiği eser, Azerbaycan Türkçesi'nin mevcudiyetini ve karakteristik özelliklerini belirtmesi açısından önemli olduğu kadar Türkmen lehçesinden bahsetmesiyle de dikkat çeker.
İbn-i Mühenna sözlüğünü hazırlarken faydalandığı eserleri de belirtmiştir. Bunlar "Nadirü'd-dehr ala lügati Meliki'l-asr", "Kitabü Yahya'l-melik", "Kitabü Tuhfeti'l-melik", Muhammed bin Kays'ın adı belli olmayan bir eseri ve Şerefüzzaman Tahir el-Mervezî'nin 418'de (m. 1027) yazdığı "Kitabü Tabayii'l-hayevanı"dır. Bunlardan ilk dördünün adı eserin Türkçe bölümünde, Türkler'in özelliklerinden bahseden beşinci eserin adı ise Moğolca bölümünde zikredilmiştir. Türkçe üzerine yazılmış ilk eserlerden biri olan İbn-i Mühenna Lugatı'nın altı nüshası bilinmektedir. Bunlardan biri İstanbul Arkeoloji Müzesi Kütüphanesi'nde, üçü Oxford'daki Bodleian Library'de, biri Berlin Staatsbibliothek'te, biri de Paris Bibliotheque Nationale'dedir. Kilisli Rifat (Bilge) sözlüğün İstanbul nüshasını bir önsözle birlikte neşretmiş (İstanbul 1340), ayrıca bir makale ile eseri değerlendirmiştir.
İbn-i Mühenna'nın kaynaklarda adı geçen diğer eserleri de şunlardır: "Vüzeraü'z-zevra", "Letaifü'l-me'ani fi şuarai zamanî", "El-Müşeccer fi'l-ensab".