MEGİLÎ

Muhammed bin Abdülkerim bin Muhammed Kuzey Afrika'da yetişen İslam âlimlerinden
A- A+

Kuzey Afrika'da yetişen İslam âlimlerinden. İsmi Muhammed bin Abdülkerim bin Muhammed (Ömer) el-Megilî et-Tlemsanî et-Tuvatî olup o zamanda bulunan âlimlerin en yükseklerindendir. Megile ismindeki meşhur ve büyük bir Berberî kabilesine mensuptur. Buna nisbetle Megilî denmiş ve daha çok bu isimle tanınmıştır. 844 (m. 1440) senesinde Cezayir'in Tlemsan şehrinde dünyaya geldi. 909 (m. 1503) senesinde Tlemsan yakınlarında bulunan Tuvat beldesinde vefat etti. Vefatının 910 (m. 1504) ve 921 (m. 1515) seneleri olduğu da rivayet edilmiştir.

Tlemsan'da ilk tahsilini yaptı. Kur'an-ı Kerim'i ezberledi. Ebu Zeyd Abdurrahman es-Se'alebî ve Yahya bin Yüdeyr gibi zamanının meşhur büyük âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Bicaye'de Ebü'l-Abbas el-Veglisî'den ilim aldı. Akıl, zeka, hafıza ve gayretinin pek fazla olması sebebiyle, kısa zamanda ilerleyerek kemale geldi. Fıkıh ilminde mütehassıs oldu. Kendisinden ise; Fakih Eyd Ahmed, Akıb el-Ensamnî, Muhammed bin Abdülcebbar gibi zatlar ilim öğrendiler.

Cezayir'in güney batısındaki Tuvat (Touat) yakınlarındaki Tementit beldesine gitti. Burada büyük bir refah içinde yaşayan, ancak cizye ödemek gibi mükellefiyetlerini muntazam yerine getirmeyen Yahudîleri görünce İslam hukukunda zimmîlerin ahkamına dair bir eser kaleme aldı. Yahudîlerin faaliyetleri ile kendilerine verilen zimmet ahdini bozduklarını, himaye hakkını kaybettikleri ve kanunsuz olarak yaptıkları havraların da yıkılması gerektiğini söyledi. Bu sözleri ulema arasında büyük münakaşa meydana getirdi. Bu mevzuda görüşmek üzere 882 (m. 1477) senesinde Vattasî sultanının yanına gitti ise de sultan kendisini kabul etmeyince geri döndü.

Tuvat kadısı Abdullah bin Ebu Bekr el-Asnunî, vaziyetin Megilî'nin anlattığı gibi olmadığını müdafaa etti. Bunun üzerine ikisi Fas, Tunus ve Tlemsan ulemasının huzurunda münazaraya çıktılar. Ulemanın ekserisi Megilî'yi destekleyince ortalık karıştı. Yahudîlerin refahından memnun olmayan bir topluluk Yahudîlere saldırıp havralarını yıktı. Bunun üzerine Megilî havaliyi terk etmek zorunda kaldı. Sudan'a gitti. 897 (m. 1492) senesinde huzuruna çıktığı Kano Sultanı Muhammed Rumfa'dan iltifat gördü. Burada sultana nasihatler ihtiva eden bir risale yazdı. Gao'ya geçti. Songay hakimi Eskiya Muhammed'in huzuruna çıktı. Buna da nasihatlerde bulundu. Oğlunun Tementit'te Yahudîlerce öldürüldüğünü işitince Tuvat'a döndü. Bu Ali'deki zaviyesine yerleşti. 909 (m. 1503) senesinde burada vefat etti.

Âlim zatlar ile görüşüp sohbet eder, kendini başkalarından üstün ve kıymetli bilmezdi. Doğru bildiğini söylemekten de çekinmezdi. Büyük İslam âlimlerinden Celaleddin-i Süyutî ile mektuplaşırdı. Mantık ilmine medreselerde gereğinden fazla ehemmiyet verilmesini tehlikeli bulan ve bu yolda El-Kavlü'l-Meşkuk fî Tahrimi'l-İştigal bi'l-Mantık adında bir eser kaleme alan İmam-ı Süyutî'nin bu sözüne karşı çıkarak Minehu'l-Vehhab adlı eserini yazdı. Bu eseri Batı Afrika medreselerinde hâlâ yaygın olarak okutulmaktadır. İmam-ı Senusî ile de kelam meseleleri üzerine yazışmaları vardır. Eyd Ahmed, Akib bin Abdullah el-Ensamünî, Ebü'l-Abbas el-Venşerisî ve Muhammed bin Abdülcebbar el-Fecicî Megilî'nin yetiştirdiği talebelerdendir.

Megilî'nin Sünnet-i seniyyeye muhabbet ve bağlılığı çok idi. Hayli kerameti görülmüştür. Hitabeti fasih ve beliğ idi. İfade ve ikna kabiliyeti pek fazlaydı. Münazara ilminde de mütehassıs idi. Gayet cesur bir zattı. Afrika beldelerinde dolaşıp İslamiyeti tebliğe çalışması sonra gelenlerde büyük hayranlık uyandırmış ve kendisi müceddit olarak görülmüştür. Bilhassa Büyük Sahra'daki seyahatleri ve sultanlara yazdığı nasihatnameler büyük alâka görmüştür. Onüçüncü hicrî asırda yaşayan Malikî âlimi ve sultan Osman el-Fudî, Megilî'nin risalelerinden çok istifade etmiştir. Moritanya ile Mali arasındaki geniş mıntıkada yaşayan Künte kabilesi, Megilî'yi onuncu hicrî asrın müceddidi sayar. Künteler ve diğer Batı Afrika Kadirîlerinin tarikat silsilesinde Megilî'nin de ismi vardır.

Batılı yazarlar ilmî hüviyetini ve dini tebliğdeki muvaffakiyetini teslim etmekle beraber, kendisini sert, uzlaşmaz, silahlı hareketlerin lideri, Yahudîleri merhametsizce öldürten mutaassıp bir şahsiyet olarak tanıtmışlardır. Halbuki bu devirde Müslümanlar Endülüs'ten kovulmuş, üstelik Hıristiyanlar Afrika'daki Müslüman beldelerini de işgal etmekteydi. Fas'taki Vattasî sultanlığı ise buna ses çıkaramamaktaydı. Bu esnada Yahudîler, Müslümanlar arasında idarî kontrolü ellerine almak üzere idi. Halk bütün bu olup bitenlerden ciddi şekilde rahatsızdı. Megilî, biraz da bu hissiyata tercüman olmuştur.

Eserleri: Megilî çoğu kelam ve fıkıh üzerine otuzdan fazla eser kaleme almıştır. Bazıları şunlardır:

1- El-Bedrü'l-Münir fî Ulumi't-Tefsir
2- Misbahü'l-Ervah fî Usuli'l-Felah
3- Mugni'nNebil Şerhu Muhtasarı Halil
4- Şerhu Büyu'î'l-Acal
5- Menhiyyat
6- Telhisü'l-Miftah
7- Miftahü'n-Nazar
8- Şerhu'l-Cümel fi'l-Mantık
9- Tenbihü'l-Gafilin an Mekri Mülebbisin
10- Şerhu Hutbeti'l-Muhtasar
11- Mukaddimetün fi'l-Arabiyye
12- Fethü'l-Mübin
13- Ahkamü Ehli'z-zimme: 1972'de Londra'da basılmıştır
14- Ecvibe an Es'ileti'l-Emir Eskiya el-Hac Muhammed: 1985'de Oxford'da basılmıştır. Fransızcaya da tercüme olunmuştur
15- Risale fî Umuri's-Saltana (Tacüddin fima Yecib ale'l-Müluk): Kano Sultanı Muhammed Rumfa için yazmıştır. İngilizce tercümesiyle beraber 1932'de Beyrut'ta neşrolunmuştur
16- Cümle Muhtasara fî ma Yecuzü li'l-Hükkam min Reddi'n-Nas ani'l-Haram: Muhammed Rumfa'ya nasihatlerdir. 1952'de Kahire'de basılmıştır
17- Lübbü'l-lübab fi reddi'l-fikri ile'ssavab

Ayrıca, Kaside-i Bürde vezninde, Resulullah Efendimizi medhü sena eden birçok kasidesi vardır.

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
Rehber İnsanlar Sayfası