Şafiî mezhebi fıkıh âlimi. Künyesi, Ebü'l-Feth olup; ismi, Es'ad bin Fadl el-Mihenî'dir. Es'ad el-Mihenî 461 (m. 1069) senesinde doğdu. 527 (m. 1133) senesinde Hemedan'da vefat etti. Es'ad el-Mihenî fıkıh ve hılaf ilminde üstün derecelere sahipti. El-Gazzî kendisini çok methetti.
Es'ad el-Mihenî, fıkıh ilmini İmam Ebü'l-Muzaffer Mansur bin Muhammed es-Sem'anî'den ve Merv şehrinde el-Muvaffak el-Hirevî'den öğrendi.
Ebu Sa'd bin Sem'anî onun hakkında: “El-Mihenî fıkıh ilminde mütehassıs olup, emsallerinden çok üstündü. Merv'deki Nizamiye Medresesi'nde ders verdi ve pek çok kimse kendisinden fıkıh öğrendi. Daha sonra oradan Gazne'ye gitti. Orada çok izzet ve ikram gördü. Oradan Hindistan'ın meşhur şehri Lahor'a gitti. Orada da insanlara ilim ve fazileti yaydı. El-Mihenî, çok olan malını ve mülkünü, Allahü tealanın yolunda sarf etti. Lahor'dan sonra Irak'a gitti ve oradaki Nizamiye Medresesi'nde ders vermeye bağladı. Şanı orada da yayılınca, ilim öğrenmek için yüzlerce kişi onun derslerine koştu.” demektedir.
Ebu Bekr Muhammed bin Ali el-Hatib, Es'ad el-Mihenî hazretlerine ömrünün sonlarına doğru hizmet etmiş, Kazvinli bir fıkıh âliminden şöyle nakletti: “Vefatı yaklaştığı zaman, ben Es'ad el-Mihenî hazretlerinin odasında idim. Bize; “Beni yalnız bırakınız, dışarı çıkınız!” dedi. Biz de onun bu isteğini yerine getirmek için dışarı çıktık. Fakat ben kapıda durup içerisini dinledim. Es'ad el-Mihenî hazretleri; “Allahü tealanın katında makbul olup da, dünyada kaçırdığım şeylere.” diyerek dövünüyor ve ağlıyordu. Vefat edinceye kadar bu sözü söyledi ve ağladı.”
Hafız Ebu Sa'd es-Sem'anî yine onun hakkında; “Es'ad el-Mihenî, Selçuklu Sultanı Mahmud tarafından Merv'e elçi tayin edildi. Oradan Hemedan'a gitti ve vefatına kadar orada kaldı.” demektedir.
Birçok eser yazan Es'ad el-Mihenî'nin en meşhur eseri, Ta'likatün fi'l-fıkhı ve'l-hılaf'tır.