Osmanlı devrinde yetişen Hanefî mezhebi fıkıh âlimlerinin büyüklerinden. İsmi Muhammed bin Muhammed bin Yegan bin Armağan bin Halil'dir. Molla Yegan diye meşhur oldu. Aslen Aydınlı idi. Doğum tarihi bilinmemektedir. 865 (m. 1461) tarihinde Bursa'da vefat etti. Vefat tarihinin başka seneler olduğuna dair de rivayetler vardır. Bursa'da Yıldırım İmareti yanındaki Medresesi civarında defnedildiği rivayet edilir.
Çocukluğu Aydın'da geçti. Orada temel bilgileri öğrendi. Aydın'daki âlimlerden öğrenebileceği bilgilere sahip olduktan sonra Bursa'ya gitti. Bursa'da Molla Fenarî'den ilim öğrenip icazet aldı. Bursa'da çeşitli medreselerde müderrislik yaptı. Kendi adıyla anılan Molla Yegan Medresesi'nde senelerce müderrislik yapıp taliplerine ilim öğretti. Molla Fenarî'nin vefatından sonra başmüderris ve Bursa kadısı oldu. Sultan İkinci Murad Han, bu kıymetli ilim adamını çok severdi. Ona sık sık ihsan ve iltifatlarda bulunur, nasihatlarını dinlerdi. Hatta Molla Fenarî'den sonra onu Osmanlı şeyhülislamlığına tayin ettiği söylenir. Buna göre Molla Yegan, Osmanlı Devleti'nin üçüncü şeyhülislamı olmaktadır. Molla Yegan'la Sultan İkinci Murad arasındaki yakınlığa; Molla Güranî'nin Bursa'ya getirilmesi hadisesi en güzel örnektir. Bu hadise şöyle olmuştu: Molla Yegan hacca gitmiş Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere'deki mübarek yerleri ziyaret etmekle, Resul-i Ekrem'in ayak bastığı yerlere ve kabr-i şerifine yüz sürmekle şereflenmişti. Hac dönüşü Kahire'ye uğradı ve orada Molla Güranî ile tanıştı. Ondaki eşsiz ilmi, dinindeki olgunluğu ve güzel ahlâkını gören Molla Yegan, Molla Yegan'ın kabri Bursa Yıldırım Mahallesindeki Medresesinin yanındaki mezarlıktadır. böyle bir âlimin ancak Osmanlı mülkünde kıymet bulacağını ifade edip Molla Güranî'yi Bursa'ya davet etti. Beraberce Edirne'ye geldiler. Molla Yegan, Sultan Murad Han'ın huzuruna varınca Sultan; “Onca yer gezip gördün, bize ne hediye getirdin?” diye sual etti. Molla Yegan da; “Tefsir ve hadis ilimlerinde yetişmiş bir âlim getirdim.” cevabını verdi. Molla Güranî'yi getirip Padişah'a takdim etti. Padişah da onun ilmini takdir edip Hüdavendigar Gazi Medresesi müderrisliğine tayin etti. Daha sonra Manisa'da bulunan Şehzade Mehmed'e (Fatih'e) hoca tayin edildi.
Herkesin sevgisine mazhar olan Molla Yegan, keskin zekalı ve yumuşak huylu bir zat-ı muhterem idi. Dine uymakta, Allahü tealanın emir ve yasaklarını gözetmekte, Resul-i Ekrem'in güzel ahlâkı ile ahlâklanmakta, insanlara dinini öğretmekte çok ileriydi. Yüzü ak, boyu uzun ve sakalı gürdü. Çok cömert olup Allahü tealanın dostları ile yemek yiyip sohbet etmekten çok hoşlanır, onlar için nadide sofralarda leziz Molla Yegan'ın yıllarca ders verdiği kendi adıyla anılan Medrese (sağda) ve medresenin yandan görünüşü (solda). Medrese Bursa'nın Yıldırım semtinde yer alır. Kurtuluş Caddesinden Yıldırım Bayezid Camisi'ne dönüldüğünde sol tarafta bulunur. Molla Yegan Medresesinin kurucusu Kara Eyne Bey hakkında kaynaklarda bilgi bulunmamaktadır. Yıldırım Belediyesi tarafından 2005 yılında kamulaştırma çalışmalarının ardından restorasyonu başlayan Molla Yegan Medresesi bugün artık kültür ve ticaret merkezi olarak hizmet vermektedir. yemekler hazırlatırdı. Fakir-zengin herkesi sofrasına davet eder, o sofradan herkes doymuş olarak kalkardı.
Ömrünü, ilim öğrenmek ve öğretmekle Allahü tealaya ibadet etmekle geçiren Molla Yegan, pek çok talebe yetiştirdi. Talebeleri arasında; başta oğulları Yeganzade Mehmed Paşa ve Yeganzade Molla Sinanüddin Yusuf Balî olmak üzere; İstanbul'un ilk kadısı Hızır Bey, Karamanlı Küçük Ya'kub, İbnü'l-Hatib Molla Taceddin İbrahim, Ayasolug Çelebisi Molla Mehmed, Molla Halil Hayreddin, Hacı Hasanzade Molla Mehmed, Şeyhülislam Efdalzade Hamidüddin gibi âlimler vardı.
Daha çok talebe yetiştirmekle meşgul olan Molla Yegan, kitap yazmaya pek fırsat bulamamış bazı meşhur kitapların kenarlarına haşiyeler ve Risaletün fi'l-hulle adlı bir eser yazmıştır.