Kıraat, nahiv ve edebiyat âlimi. Künyesi, Ebü'l-Abbas olup, ismi, Muhammed bin Yezid bin Abdülekber bin Umeyr bin Hassan bin Süleym bin Sa'd bin Abdullah el-Ezdî el-Basrî'dir. Hocası, Mazinî Elif-lam adlı eserini yazdığı zaman, kitap hakkında ne düşündüğünü kendisine sordu. O da güzel bir cevap verdi. Bu cevap hoşuna giden Mazinî'nin, “hakkı isbatedici” manasına kullandığı “Müberrid” kelimesi, onun lakabı oldu. Nahiv ilminde değişik bir usul takip eden Kufeliler, müberrid kelimesini tahrif edip “müberred” şeklinde söyleyerek, “soğutulmuş” manasına kullandılar. Mensubu olduğu Sümale kabilesi, Arapların Ezd kolundandır. 10 zilhicce 210 (25 mart 826) tarihinde Basra'da doğan Müberrid, Bağdat'ta yerleşti. 285 (m. 898) senesinde burada vefat etti. Cenazesi Babü'l-Kufe Mezarlığı'nda defnedildi.
Müberrid, Basra'da devrinin büyük âlimlerinden Ebu Ömer Cermî, Ebu Osman Mazinî, Ebu Hatim Sicistanî, Tevvezî, Ziyadî, Cahiz ve daha birçok âlimden ilim tahsil etti. Hocası el-Mazinî'den kıraat ve ayrıca Tasrifu'l-Mazinî adlı kitabı rivayet etti. Kitaplarında Mazinî'den çok sayıda rivayette bulundu. Tevvezî hakkında; “Şiirde Ebu Muhammed et-Tevvezî'den daha şair birini görmedim. er-Riyaşî ve el-Mazinî'den daha âlimdi.” derdi. Müberrid'in El-Kamil adlı eserinde Ziyadî, Cahiz ve Tevvezî'den rivayetleri vardır. Meşhur Arapça gramer âlimi Sibeveyh'den ders almamakla beraber, onun El-Kitab adlı eserini okumuş ve iyi anlamıştır. Müberrid bu kitaba o kadar bağlılık duymuştur ki, kendisinden okumak veya istinsah etmek için isteyenlere ödünç dahi vermekten kaçınmıştır.
Basra dil mektebine mensup olan Müberrid, zekâsının parlaklığı, hafızasının kuvveti, anlayış ve muhakemesinin fazlalığı sayesinde, daha genç yaşlarda nahiv ve lügat ilimlerindeki üstünlüğünü, çevresindekilere kabul ettirdi. Şöhreti Basra hududunu aştı. Çok fasih ve beliğ konuşurdu. Derslerinde takip ettiği bu üslup, herkesi hayran bırakırdı. Rivayetleri güvenilirdi. Zarif ve nükteli konuşmasıyla da adeta herkesi büyülerdi.
Kendisinden çok sayıda talebe istifade etti. Ebu İshak Zeccac, Ahfeş bin Süleyman, Muhammed bin Ca'fer es-Saydelanî, Ebu Bekr bin Serrac, Ebu Bekr bin Ebü'l-Ezher, İbn-i Keysan, İbn-i Dürüsteveyh, İsmail bin Muhammed Saffar, Ebu Abdullah Hakimî, Ebu Sehl bin Ziyad, Ebu Ali Tavmarî, Ebu Bekr Muhammed bin Yahya Sulî ve Nefteveyh talebelerinin önde gelenleridir. Ahfeş, Müberrid'in El-Kamil kitabını şerh etmiştir. Saydelanî, Müberrid'in damatlarındandır. İkisi de Müberrid'den rivayetlerde buluşmuştur. Serrac, Müberrid'in en genç talebesiydi. Ebu Bekr bin Ebü'l-Ezher ise Müberrid'in katibi idi.
244 (m. 858) yılında bir ayet-i kerimenin okunuşu ile ilgili, halife Mütevekkil'le Feth bin Hakan arasındaki bir münazaraya hakemlik yaptı. Devlet adamlarıyla dostluk kurdu. 247 (m. 861) yılında Mütevekkil'in öldürülmesinden sonra Bağdat'a gelerek, orada yerleşti. Bağdat valisi Ubeydullah bin Abdullah bin Tahir ve kardeşi tarafından himaye edildi. Dil konusunda başlıca rakibi sayılan Ebu'l-Abbas Sa'leb ile ilk defa burada karşılaştı ve ilmî münazaralarda bulundu. Bağdat'ta yıllarca insanlara ders vermekle meşgul oldu. İlminin çokluğu ve hafızasının kuvveti ile meşhur oldu. Dil meselelerinde delil olarak şiir okumadığı bir mesele yoktu.
Müberrid, Sa'leb ile gramer hususunda ilmî münazaralar yapmak ister; fakat Sa'leb bundan pek hoşlanmazdı. Bunun sebebi Sa'leb'in damadına soruldu: O ise şöyle cevap verdi: “Çünkü Müberrid'in ibaresi güzel, işaretleri tatlı, dili fasih, izahları son derece açıktır. Sa'leb'in takip ettiği metot ise muallimlerin metodudur. Bu sebeple ikisi bir mecliste karşı karşıya geldiklerinde hemen herkes Müberrid'e hak verir.” Yine Sa'leb'in damadına, Sibeveyh'in El-Kitab adlı eseri üzerinde Müberrid'in Sa'leb'den niçin daha bilgili olduğu sorulduğunda, “Çünkü Müberrid onu âlimlerden okudu; Sa'leb ise kendi kendine okudu.” cevabını verdi.
İbn-i Hallikan, Müberrid'in dil ve gramer konusunda imam olduğunu; edebiyat alanında faydalı telifatı bulunduğunu söyler. Müberrid, yaşadığı devirde, Irak'ta Arap dilinin önde gelen üstadlarından olarak tanınmıştı. Zeccac derki: “Müberrid Bağdat'a gelince, onunla tartışmak için bende oraya gittim. Sa'leb'den ders alıyordum. Bu sebeple Müberrid'i sıkıştırmaya karar vermiştim. Onunla tartışmaya başlayınca bana deliller sundu; illetlerini söylememi istedi. Benden öyle şeyler sordu ki; cevaplarını veremeyecek duruma geldim. Bu vesile ile onun âlim, fazıl ve çok akıllı ve zeki bir zat olduğuna kesin kanaat getirdim. Bundan sonra da artık ondan ayrılmadım.”
Sayrafî derki: “Cermî ve Mazinî tabakasından sonra nahiv ilmi Ebü'l-Abbas Muhammed bin Yezid el-Ezdî'ye (Müberrid'e) intikal etmiştir. Ebu Bekr bin Mücahid'in şöyle dediğini duydum: Kur'an-ı Kerim'in manaları hususunda, öncekilerin görüş belirtmedikleri konularda, Müberrid'den daha güzel cevap veren kimse görmedim. Sa'leb ilim dizginini elinde tuttuğundan, Müberrid'in geniş ilminden mahrum kaldım.” Ebu't-Tayyib Lügavî de şöyle der: “Ne asrında, ne de ondan sonra, Müberrid'in benzeri yoktur.” Kiftî derki: “Müberrid, ilimde, edebiyatta, ezberde, isabetli görüşlerinde, fasih oluşunda, beyanda, güzel hitabında, hüsnühatta, açık ifade ve tatlı izahlarında eşine rastlanılmamış biridir.”
Şair Buhturî ve şair İbn-i Rumi, Müberrid'i öven şiirler yazmıştır. Ebu Bekr bin el-Ezherî, Müberrid ve Saleb'i şu beyitleriyle övmektedir:
Ey ilim talebesi, sakın cahil kalma;
Müberrid veya Sa'leb'e sığın,
Uyuz deve gibi olma,
ilmini ikisinde bulursun kainatın,
Bil ki, şarkta ve garpta ikisiyle
kaimdir ilmi beşeriyetin.
Bir şair de Müberrid hakkında şu beyti söylemiştir:
Deseler ki, İlminden, fikrinden ve aklından istifade edilen,
Genç ve olgun insan kimdir?
Derim ki İbn-i Abdülekberdir.
Müberrid'in nahiv konusundaki El Muktadab adlı el yazması eserinin kapak sayfası (sağda), aynı kitabın 114b – 115a sayfaları (solda). Eser, Köprülü Kütüphanesi 1508 numarada kayıtlıdır. Bir başka şair de onu şöyle övmüştür:
Sen ki övgüde eşsizsin,
övenler övgülerinde mübalağa da etseler,
Sen ve Feth bin Hakan'ı binekte gördüm,
her kafilede seni ona denk gördüm.
Sana öyle bir ilim verildi ki, ne dünyadaki
insanların ilmi ona erişir, ne de Sa'leb'in.
İnsanlar sanki Mina ve Muhassab'da
senin kapında duruyor.
Müberrid, aralarındaki tatlı rekabete rağmen Sa'leb'i ilmî bakımdan överdi. “Kufelilerin en âlimi Sa'leb'dir” derdi. Kendisine büyük nahiv âlimi Ferra hatırlatıldığında, “O, Sa'leb'in onda biri dahi olamaz” demişti. Bu da İslam âlimlerinin birbirine karşı ne kadar lütufkar olduğunu göstermektedir. Müberrid'in vefatı vesilesiyle Sa'leb de bir beyit yazarak onu ve dolayısıyla kendisini medhetmiştir:
Müberrid göçtü gitti, günleri tükendi,
onun peşinden Sa'leb de gidecektir.
Edebiyat sarayının yarısı harap oldu,
diğer yarısı da yakında harap olacaktır.
Sa'leb'den ilim alın, pek yakında
Müberrid'in içtiği kaseden o da içecektir.
Sizetavsiyem, onun nefeslerini dahi yazınız,
şayet nefeslerin yazılması mümkün ise.
Müberrid aynı zamanda hadis âlimidir. İbni Kesir Müberrid'in nakillerinde sika olduğunu söyler. Hatib-i Bağdadî de âlim, fazıl ve rivayetlerinde sika olduğunu kaydeder. Müberrid'in El-Muktadab adlı matbu eserinin birinci cildinin kapak sayfası.
Eserleri: Müberrid'in çoğunluğu dil ve edebiyat ilimlerine dair elliye yakın eseri vardır. Bunlardan azı günümüze intikal etmiştir. El-Kamil fi'l-edeb adlı olanı, bu tarzda yazılan eserlerin en kıymetlilerindendir. Hadis-i şerifler, tarihi hadiseler, hutbe ve darb-ı meseller, tarihi rivayetler ve eski şairlere ait şiirleri toplamış ve bunların lügat, gramer ve tarihi bilgi yönünden değerlendirmesini yaparak, zamanının dil ve edebiyat çalışmalarını kitap hâline getirmiştir. Bu eserin çeşitli zamanlarda şerhleri yapılmıştır. Ebu'l-Velid Hişam bin Ahmed, İbnü's-Seyyid el-Batalisî ve İbn-i Meda tarafından yapılan şerhler meşhurdur. İlk olarak 1286 (m. 1869) yılında İstanbul'da olmak üzere değişik yerlerde Müberrid'in El-Kamil adlı dört cilt hâlinde basılan eserinin birinci cildinin kapak sayfası. Bu eser, dil ve edebiyat tarzında yazılan eserlerin en kıymetlilerinden dir. baskıları yapılmıştır. W. Wright tarafından iki cilt hâlinde The Kamil Of al-Mubarrid adıyla yeniden basıldı. Zeki Mübarek tarafından 3 cilt olarak 1937 yılında Kahire'de neşredildi. Muhammed Ahmed ed-Dali'nin tahkikiyle 1986 senesinde Beyrut'ta 3 cilt hâlinde neşrolundu. Ayrıca 1864 yılında bir mukaddime ile birlikte Almanya'da basıldı, ona çeşitli fihristler ilave edildi. 1922 yılında da Almancaya çevrildi.
Müberrid, El-Kamil adlı eserinde Arapça'daki birçok garip kelimenin lügaviiştikakını, yani hangi kökten nasıl türediğini anlatmaktadır. Misal olarak: 1- Cenin: henüz meydana gelmemiş şeydir. 2- Cenin: annesinin karnında olandır. 3- el-Micenn: zırh'ın adıdır, çünkü seni korur. 4- el-Mecnun: aklı örtülü olandır. 5- Cinlere bu ismin verilmesinin sebebi, insan gözünden örtülü olmalarından ötürüdür. (Cennet denilen yer, meyveler, çiçekler, kokular ile örtülü olduğundan, bu isim verilmiştir. Geceye cünnü leyl denir. Çünkü, karanlık, gün ışığını örtmüştür. Cin kelimesi, Cinni isminin cem'idir. Cin, cinniler demekdir.)
Müberrid'in El-Muktadab adlı eseri de nahve dairdir. Ancak eseri zındıklığı ile meşhur İbn-i Ravendî'nin rivayet etmesi, insanların bundan uzak durmasına sebebiyet vermiş; böylece meşhur olamamış ve istifade edilememiştir. Kitabü'l-Müzekker ve'l-Müennes, Meaniyyü'l-Kur'an, Tabakatu en-Nahviyyin el-Basriyyin ve Ahbarühüm, Kitabü't-Teazi, Kitabü'n-Nesebi Kahtan ve Adnan, el-Maksur ve'l-Memdud, el-İştikak, Kavafi adlı eserler onun yazmış olduğu kitaplardan bazılarıdır.
Müberrid, 285 senesinin Şevval (bir rivayette Zilkade) ayında (m. 898) Bağdat'ta vefat etti. Namazını Kadı Ebu Muhammed Yusuf bin Yakup kıldırdı. Ebü'l-Abbas Müberrid buyurdu ki: “Denilir ki, güzel ahlâkı elde etmek istersen, haram olan şeylerden sakın.” “Geçimi ve rızkı en iyi olan, başkasının geçimini üzerine alandır.” “Dersi dinlemek göz ile olur. Kendisine ders verdiğin kimsenin gözlerinin sana baktığını görürseniz, bilin ki o talebe dersi iyi dinliyor.”
Şu mübarek sözler onun eserinden alınmıştır. Aişe validemiz (radıyallahü anha) buyurdu ki: Resulullah Aleyhisselamdan işittim. Buyurdu ki: “Bir kimse, insanların kızacakları şeyde Allah'ın rızasını ararsa, Allahüteala onu, insanlardan geleceklerden korur. Bir kimse, Allahütealanın kızacağı şeyde, insanların rızasını ararsa, Allahüteala onun işini insanlara bırakır.” “Kim, kalbini kibir, riya, haset ve gıybet gibi ma'nevi hastalıklardan temizlerse, Allahüteala da onun bedeni ve a'zalarıyla, hayırlı, rızasına uygun işler yapmayı onana sib eder.” Hazreti Ömer şöyle buyurdu: “Biz insanların işini kolaylaştırdık. Bizim işlerimizde kolaylaştırıldı.” Hazreti Ali buyurdu ki: “Savaşta yiğitlik, kızgınlıkta yumuşak huyluluk, ihtiyaç anında da hakiki dostluk ortaya çıkar.”