Hindistan'da yetişen büyük âlim ve velî. İsmi Hacı Muhammed Efdal olup Mazhar-ı Can-ı Canan hazretlerinin, kendilerinden ilim ve feyiz aldığı dört büyük hocasından ilkidir. Hâl tercümesi hakkında fazla malumat bulunmamaktadır. 1146 yılında Delhi'de vefat etti. Kabri, Hace Muhammed Bakî-billah hazretlerinin bitişiğindedir.
Müceddidiyye yoluna ait feyiz ve marifetleri, bâtınî kemalatı Muhammed Hüccetullah'tan aldı. Muhammed Hüccetullah, İmam-ı Rabbanî hazretlerinin İmam-ı Muhammed Ma'sum'dan olan torunudur. On yıl müddetle o mübarek zatın huzurunda, sohbetlerinde bulunarak çok istifade etti. Bundan sonra on iki yıl müddetle Şeyh Abdülehad hazretlerinden feyiz aldı. Şeyh Abdülehad da İmam-ı Rabbanî hazretlerinin, Hazinü'r-rahme Muhammed Sa'id-i Farukî'den torunudur. Bu iki büyük zattan aldığı feyiz ve nurlar ile tasavvufî kemalata, yüksek olgunluklara kavuşan Hacı Muhammed Efdal bu yolda çok yükselerek ilerledi. Muhammed Hüccetullah ve Şeyh Abdülehad, Hacı Muhammed Efdal'e; “Bu yolun büyüklerinden kalbimize akıtılan bütün ilim ve marifetleri sizin kalbinize yerleştirdik.” buyurmuşlardır.
Hacı Muhammed Efdal, derin âlim, faziletler sahibi, olgun ve yüksek bir velî idi. Tasavvuf ilimlerinin mütehassısı idi. Allahü tealanın aşkı ve bu yolun büyüklerinin muhabbeti ile kendinden geçmiş hâlde bulunurdu. Öyle bir tevazu ve gönül kırıklığına ve edebe sahipti ki kendisini, değil evliyanın büyüklerinden, tasavvuf ehlinden bile saymazdı. Hatta yakınlarından tasavvuf ehli kimselere; “Sizlere derin ve keskin bir basiret ve manevî makamları tanıma hâli ihsan olunmuştur. Bizim hâlimize bir bakın ki amellerimizin bozukluğundan, manevî hiçbir kazancımız kalmamıştır.” buyururdu. Hâlbuki aslında kendisi bu bilgi ve marifetlerin mütehassısı, kaynağı idi. Nitekim İmamı Rabbanî hazretleri bu hâl ile alâkalı olarak; “Kalbin, bâtının hâlini bilememek anlayamamak, tasavvufta, tecelli-i zatî denilen çok yüksek bir makama kavuşmuş olmanın alâmetidir.” buyurmuştur.
Hacı Muhammed Efdal hazretleri, Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere'yi ziyareti sırasında, ilahî lütuflara ve Resulullah Efendimizin manevî ihsan ve feyizlerine mazhar olup çok yüksek makamlara ulaştı. Böylece Allahü tealanın rızasına, muhabbetine kavuşmak isteyenlerin mercii, sığınağı oldu. Birçok kimseyi, zahir ve bâtın nuru ile terbiye ederek yetiştirdi. Derin hadis âlimi Şah Veliyyullah-ı Dehlevî, hadis ilmini ondan okudu ve icazet aldı. Dünya malında zerre kadar gönlü ve gözü olmayan Hacı Muhammed Efdal kendisine hediye olarak gelen paraları, ilmî ve fennî kitapları satın alarak vakfetmeye harcardı. Böylece, Allah rızası için vakfettiği, insanların istifadesine sunduğu kitapların adedi, birkaç bini bulmuştur.
Hacı Muhammed Efdal hazretleri buyurdu ki: “Ne kadar şaşılır ki insanların birçoğu, Allahü tealanın kelamı olarak Kur'an-ı Kerim'in mübarek harflerini, zarurî lazım olan tecvid bilgisine uygun olarak okumaya ve bunu öğrenmeye gayret etmiyorlar. Bu bilgi nihayet birkaç günde öğrenilebilir. Ama kıraatin (okumanın) sahih olması için bu bilgi mutlaka lazımdır. Namazın sahih olması için de kıraatin sahih olması mutlaka lazımdır.”
Muhammed Hacı Efdal'in Delhi'de Muhammed Bakî-billah'ın bitişiğindeki kabri.
“Kalbin gafletten kurtulup Allahü tealayı zikretmeye başlaması, hakiki İslam âlimlerinden bir velînin teveccühü ile olur. Bu saadet, Allahü tealanın muhabbetini kazandıran sermayedir.”