MUHAMMED OSMAN SÂHİB MÜCEDDİDÎ

Muhammed Osman Sahib Pakistan'da yetişen evliyânın büyüklerinden.
A- A+

Pakistan'da yetişen evliyânın büyüklerinden. 1244 (m. 1828) senesinde Pencab'ın Lori kasabasında Musa Can Dergahında doğdu. 22 Şaban 1314 (m. 26 Ocak 1897)'de aynı yerde vefat etti. Hocası Dost Muhammed Kandeharî'nin yanına defnedildi. Babası Muhammed Musa Can, Kandehar Kadılkudatı Molla Şemseddin'in soyundandır.

Muhammed Osman Sahib'in Pencab'ın Lori Kasabasındaki kabrinin yandan görünüşü (sağda) ve kabir taşı (solda).

Annesi meşhur velî Gisudiraz'ın torunlarındandır. Beş veya altı yaşında iken babası vefat etti. Amcası Mevlana Nizameddin'in himayesinde kardeşi Muhammed Said ile yetiştiler. Zahirî ilimleri ondan okudular. Evliyânın meşhurlarından Dost Muhammed Kandehârî hazretlerinin sohbetlerinde bulundu. Onsekiz sene bu hocasından feyiz aldı. Zahir ve batın ilimlerinde kemâle geldi. 1284 (m. 1867) senesinde hocasının vefâtı üzerine yerine geçerek binlerce velî yetiştirdi. Yirmidokuz sene insanları irşat etti. Nice kimselerin saadete kavuşmasına vesile oldu. Vefatından sonra yerine oğlu Muhammed Siraceddin geçti.

Talebesi Ekber Ali Dehlevî tarafından hazırlanan Fevâid-i Osmâniyye kitabında mektupları ve kerâmetleri uzun bildirilmiştir. Mevlana Muhammed Haşim, Seyyid La'l Şah Hemedanî, Abdurrahman Bahadır ve Mevlana Şirazî talebelerinin ileri gelenlerindendir.

Talebelerinden Mevlana Hüseyin Ali'nin “Evliyalar görmedikleri şeyi de bilirler mi?” diye aklına bir mesele gelir. Bunu düşünerek hocasının huzuruna girer. Bu esnada hocası bazı Peştunlulara kendi dilleri ile sohbet etmektedir. Hüseyin Ali arka tarafta bir yere oturur. Birden Muhammed Osman hazretleri ona dönerek Farisî olarak buyurur ki: “Molla Hüseyin; evliyalar Allahü tealanın bildirmesi ile bilirler ancak izin verileni açıklarlar.”

Bir defasında cebinden yüzlerce madenî para çıkararak Nur Alem Han'a verdi ve lamba ve dergaha gelen misafirler ikram için yiyecekler satın almasını emretti. Nur Alem hocasının yüzlerce madenî parayı ufacık cebinden çıkarmasına hayret etti. Zira hocası Dergaha lazım olacak her şey için parayı bu cebinden çıkarıyordu. Dergahın da bilinen bir geliri yoktu. Hocası onun bu hayretini anlayarak buyurdu ki: Benim bu cebim Afgan hazinesi gibidir. Vefatıma kadar tükenmez.

Muhammed Osman Sahib'in sözlerini ve mektuplarını ihtiva eden Fevâid-i Osmâniyye adlı eserinin kapak sayfası.

Buyurdu ki: “İnsanın kalbi gökyüzü gibidir. Bazan açık, berrak olur, bazan da kapalı, kederli (bulutlu) olur. Kuvvetli düşman olan şeytan ise pusuda beklemektedir. Kim bilir hangi hilesi ile zavallı insanı aldatmak için devamlı uğraşır. O halde Allahü tealaya tevekkül ederek, kulluk vazifesini yapmaya bakmalı, hiçbir şeye iltifat etmeden kalbin selamete kavuşması için çalışmalıdır. İstikâmet üzere olmalı ve bu yoldan hiç sapmamalıdır.

Dünya bir fırsat yeridir. Zarurî işler dışında bâtını, kalbi toparlamakla meşgul olmalı. Bu, her işten mühimdir. Asla ihmâl edilmemelidir. Bu dünyada vakit iyi ameller yapma zamanıdır. Yoksa yarın ahirette pişman olmaktan başka bir şey ele geçmez.”

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
Rehber İnsanlar Sayfası