MUHAMMED ZAHİD

Muhammed Zahid On beşinci ve on altıncı yüzyıllarda Semerkant'ta yetişen evliyanın büyüklerinden.
A- A+

On beşinci ve on altıncı yüzyıllarda Semerkant'ta yetişen evliyanın büyüklerinden. İnsanları Hakk'a davet eden ve Silsile-i aliyye denilen büyük âlim ve velilerin on dokuzuncusudur. Silsile-i aliyye büyüklerinden Ya'kub-i Çerhî'nin kızının oğludur. Semerkandlı olup doğum tarihi bilinmemektedir. 936 (m. 1529) senesinde Semerkand'a bağlı Hisar'ın Vahş köyünde vefat etti.Kabri oradadır. Hadaiku'l-verdiyye müellifi; Muhammed Zahid'i Ubeydullah-ı Ahrar'ın diğer bir halifesi Kadı Muhammed Semerkandî ile karıştırmış ve Silsiletü'l-ârifîn kitabını ona nisbet etmiştir. İlk tahsilini Semerkand'da yapıp o beldenin âlimlerinden ilim öğrendi. Daha fazla ilim öğrenmek için Semerkand'dan Hirat'a giderken büyük evliya Ubeydullah-ı Ahrar hazretleriyle karşılaşıp talebesi oldu. On iki sene müddetle sohbetinde ve hizmetinde bulundu. Tasavvuf yolunda ondan feyz alarak olgunlaştı. Asrındaki âlimlerin ve evliyanın en büyüklerinden oldu. Hocasının vefatından sonra onun talebelerini yetiştirdi. İnsanlara Allahü tealanın emir ve yasaklarını uzun uzun anlattı. Kendinden sonra kız kardeşinin oğlu Derviş Muhammed yetiştirdiği veliler arasında en büyüğüdür.

Semerkand'a bağlı Hisar'ın Vahş köyünde Silsile-i Aliyyenin büyüklerinden Muhammed Zahid hazretlerinin kabrinin girişi.

Timurlular'dan Sultan Ebu Sa'id 873 (m.1469) senesinde öldürülüp Semerkand tahtına oğlu Sultan Ahmed geçince diğer oğlu ve Hisar vilayetinin yöneticisi olan Sultan Mahmud Mirza taht iddiası ile Semerkand'ı kuşatmıştı. Muhammed Zahid, Sultan Mahmud Mirza'nın taraftarı ve Vahş idarecisi olan şahsa bu kuşatmanın başarısız olacağını ve Hace Ubeydullah-ı Ahrar'ın manevî tasarrufu ile ordunun hezimete uğrayacağını söyleyince o şahsın hakaretlerine maruz kalmış, hatta Mahmud Mirza'ya şikayet edilmişti.

Semerkand'a bağlı Hisar'ın Vahş köyünde Silsile-i Aliyyenin büyüklerinden Muhammed Zahid hazretlerinin kabrinin uzaktan görünüşü.

Muhammed Zahid hazretlerinin kabri. Ancak netice onun söylediği gibi oldu ve çıkan fırtınaya dayanamayan ordu kuşatmayı bırakıp kaçmak zorunda kaldı. Muhammed Zahid'in Ubeydullah-ı Ahrar hazretleri ile görüşüp hilafet aldığı tarih kesin olarak bilinmemekle birlikte, bu kuşatma hadisesine yakın bir zamanda olması muhtemeldir.

Buyurdu ki:

“İnsanın yaratılmasından maksad, kulluk yapmasıdır. Kulluğun aslı ve özü ise her halükarda Allahü tealayı unutmamak, gafil olmamak, tazarru (yalvarma) ve huşu (korku) içinde bulunmaktır.”

“Gençlik zamanı fırsat ve ganimettir. Bu kıymetli zamanı ve nefesleri saadet vesilesi yapmayana yazıklar olsun. Saadet arayan kimse, Resulullah'ın ahlakı ile ahlaklanmalıdır. Hilm (yumuşaklık), kerem (cömertlik), tevazu (alçak gönüllülük), isar (başkasını kendisine tercih etmek) ve diğer güzel ahlak ile ahlaklanmalıdır. Özellikle, kalpte Allah'tan başka hiçbir şeye bağlılık kalmamasına çok çalışmak lazımdır.”

“Dünyaya düşkün olmayanlarla, ahiret adamlarıyla oturmak, beraber bulunmak çok tesirli ve faydalıdır. Önce tesiri anlaşılmasa da doğan bir çocuğun her gün yavaş yavaş büyüdüğü gibi, insan yavaş yavaş dünyaya düşkün olmaktan kurtulur.”

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Türkiye Gazetesi Yayınları