İstanbul'da yaşamış Nakşi büyüklerinden. Küçük yaşta gördüğü kuvvetli tahsilden sonra devlet kademelerinde vazife yaptı. 1146 (m. 1733)'te Tophane Nazırı, 1147 (m. 1734)'te Tersane Emini oldu. Sonra cizye muhasebecisi olarak çalıştı. İstanbul'da Mahmudpaşa'da Veli Camii yanında ikamet ederdi. Tersane emini olarak vazife yaptığı esnada gelirin yüzde onu kadar ayrıca ücret alırdı. Bu sebeple çok zengindi. Mekke-i Mükerreme'de bulunduğu sırada Ahmed Yekdest Cüryanî hazretlerine bağlanıp yüksek derecelere kavuştu. Ahmed Yekdest Cüryanî hazretlerinin dördüncü halifesi idi.
1160 (m. 1747)'de Ruzname-i evvel iken vefat etmesi üzerine, Eyüp sırtlarında yaptırdığı Kaşgarî Murtaza Efendi Dergahı'na denize bakan duvar içine defnedildi. Bu tekkenin kurucusu olup tekke için bir de vakfiye düzenlemiştir. Vakfiyesinde hanımı Behri Hatun ile kızı Selime için vakfettiği malları sıralamış kalanını da tekke için vakfetmiştir.
Murtaza Efendi'nin vazife yaptığı Kaşgarî Dergahı.
Murtaza Efendi'nin vazife yaptığı Kaşgarî Dergah'ın bahçesindeki kabri.
Tekkenin inşasına 1157 (m. 1744)'te başlanmış ve bir sene sonra Tevhidhane ile Murtaza Efendi'nin meşrutası bitirilmiştir. 1159'da tekke bitirilmiş ve vakfedilmiştir. Murtaza Efendi gördüğü rüya üzerine tekke ve camiye Nakşî müntesiplerinin tayinini meşrut kılmıştır.
Vakfiyede tekkede kalan dervişlerin yemek ihtiyacı için günlük otuz akçe ayrılmasını ve odaların dördünün de barınma için ayrılmasını belirtimiştir. İmam, müezzin ve şeyhin ve diğer tekke vazifelilerin ihtiyaç ve ücretleri de vakfın gelirlerinden karşılanacağını belirtmiştir. Bunun için İstanbul ve Anadolu'da birçok mülkler vakfetmiştir.
Bu mülkler kiraya verilmiş bu mülklerden gelen para ile Kaşgarî tekkesinin ve Rumeli'de Silistre Baylar Köyünde yaptırdığı cami ve mektebin de ihtiyaçları karşılanıyordu. Hanımı ve kızı da kendilerine vakfedilen mülkleri de bu vakfa dahil etmişlerdir. Vakfın tevliyetinin kendisinden sonra kendi soyundan gelenlere verilmesini şart koşmuştur.