MÜSLİM BİN YESAR

Müslim bin Yesar el-Basrî el-Emevî el-Mekkî Tabiîn'in en büyük fakihlerinden
A- A+

Tabiîn'in en büyük fakihlerinden. Çok ibadet eden, dünyaya düşkün olmayan, kıldığı namazlardan büyük lezzet alan bir âlimdir. İsmi Müslim bin Yesar el-Basrî el-Emevî, el-Mekkî olup, künyesi Ebu Abdullah'tır. Benî Ümeyye'nin âzâtlısıdır. Bir rivayette ise Hazreti Talha'nın kölesi olduğu söylenir. Ömer bin Abdülaziz'in hilafeti zamanında 100 (m. 718) tarihinde Basra'da vefat etmiştir.

İbn-i Abbas, İbn-i Ömer, Ebü'l-Eş'as San'anî, Himran bin Eban'dan rivayetlerde bulunmuş. Ubade bin Samit'ten ise mürsel olarak rivayette bulunmuştur. Müslim bin Yesar'dan da oğlu Abdullah, Sabit el-Benanî, Ya'la bin Hakim, İbn-i Sirin, Eyyub Sahtiyanî, Ebu Nadra bin El-Buceyrî, Katade, Salih Ebü'l-Halil, Muhammed bin Vasi', Amr bin Dinar, Eban bin Ebu Ayyaş ve daha birçok âlim rivayette bulunmuşlardır.

İmam-ı Ahmed bin Hanbel, Ebu Davud, İbn-i Main ve İclî onun sika (güvenilir, sağlam) bir ravi olduğunu beyan etmişlerdir. İbn-i Sa'd, İbn-i Avn'dan rivayetle; “OzamandaMüslim binYesar'dandahafaziletlibirkimseyoktu.” demiştir. Halife bin Hayat; “MüslimbinYesar, Basraehliiçerisindekienbüyükbeşfakihten birisayılır.” buyurmuştur.

Rivayet etmiş olduğu hadis-i şerifler Sahih-i Müslim'de bulunmakta olup, Eshab-ı Kiram'dan bazılarını görmüş fakat ekseri rivayetlerini Ebü'l-Eş'as ve Ebu Kılabe'den yapmıştır.

Allahü Teâlâya aşık olan, ona kul olmanın tadını tadan, korku ile ümit arasında yaşayan evliyadan olan Müslim bin Yesar hazretlerinin her hali Peygamberimizin sünnetine uygundu. Zikri, fikri, edebi, hayâsı, uzleti çok ziyade fazla olup, Allahü Teâlâdan başka maksadı, Resulullah'tan başka sevgilisi de yok idi. “Namazinsanıhertürlükötülüktenmuhafaza eder, korur.” müjdesine tam kavuşmuş, namazın tadını tatmış bahtiyarlardandı. Namazı maksat edinmiş, namaz bineğine binip nice âli (yüce) derecelere kavuşmuş bir veli idi. Herkes onun namaz kılışına hayran olurdu.

Müslim bin Yesar, İbn-i Ebban, Osman bin Affan ve Ömer bin Hattab'dan rivayetle buyurdu ki: “Hazreti Ömer buyurdu ki: “Peygamberimizden işittim şöyle buyurdular: “Ben bir kelime biliyorum ki kul hakkıyla onu söylerse (manasına inanırsa), Cehennem ona haram olur. O kelime la ilahe illallah'tır.”

Namaz kılmadığı zamanlarda sanki namazdaymış gibi hareket ederdi. Lüzumsuz bir söz söylediği işitilmediği gibi uygunsuz bir hareketi de görülmezdi. Namaz kılan bir kimse nasıl namazı bozan şeylerden sakınırsa, Müslim bin Yesar da namaz kılmadığı zamanlarda dahi onlardan sakınırdı. Namazabaşladığı zaman ise yere dikilmiş bir direk gibi olurdu. Nasıl ki direk her şeyden habersiz ve duygusuz ise Müslim bin Yesar da namazabaşladığı zaman öyleydi. O; “Namazmümininmiracıdır.” hadis-i şerifinde bildirilen şekilde namaz kılanlardandı.

İmam-ı Mücahid buyurdu ki: “Bizöyle âlimlergördükkinamazadurduklarızaman, huzur-uilahide (Allah'ınhuzurunda) kendilerindengeçer, gözlerinibirşeyebağlamayaveya herhangibirdünyaişinidüşünmeyegüçleri yetmezdi.”

Müslim bir Yesar bir gün Basra'da namaz kılarken caminin direklerinden biri yıkıldı. Kubbe göçtü, camide bulunanlar kaçtılar. Daha sonra dışarıda kubbenin yıkıldığını gören kimselerle beraber camide kalanları kurtarmaya geldiler. Bu sırada Müslim bin Yesar namazını bitirip selam verdi. Yanına gelip; “Geçmişolsun.”dediklerinde “Neoldu?” buyurdu. “Camininkubbesi yıkıldı.” dediler. “Nezaman?” dedi. “Birazönce.”dediler. “Haberimyok.” cevabını verdi.

Yine bir gün namaz kılarken yanında yangın çıktı. Yangın söndürülünceye kadar farkına varmadı. Yine oğlu bildiriyor: “Birgünbabamevimizdenamazkılıyordu. Şamlıbirkimsebabamınyanınagirdi. Bütünevhalkıkorkupbirarayatoplandık. Adambirazsonraçıkıpgitti. Biz birbirimizdenayrıldık. Annembabama; “Şamlı şu adamevimizegirdi, hepimiz korktuk. Sen onahiçbakmadın, ilgilenmedin. Bu işinfarkına varmadın.” dedi.”

Mu'temir bin Süleyman, Müslim bin Yesar'ın ev halkına; “Birhacetinizolduğuzamanbenimlekonuşunuzyoksabennamazkılacağım.” diye söylediğini haber verdi. Evine girdiği zaman çocuklarına; “Bennamazkılmayabaşladığımzamanistediğinizkadarkonuşunuz. Benonlarınhiçbirini işitmem.” buyururdu.

Huneyd bin Hilal; “MüslimbinYesarnamaz kılmaya kalktığızaman, sankidoğanbirnurgibi olurdu.”buyurmuştur. Bu nur; mübarek alnında Allah korkusundan doğan ve huzuruna çıktığı Zat-ı mukaddesin (Allahü Teâlânın) azamet ve kibriyasından neşet eden bir nur idi. Çünkü o namaz kılarken gören bir kimse yıpratıcı bir hastalığa yakalanıp, uzun zaman o hastalığı çeken bir kimse zannederdi. Nasıl böyle bir hastalığa yakalanan kimsenin yüzünden kanı çekilir, benzi solar ise o da öyle idi.

Süleyman bin Mugire'den gelen haberde ise; “MüslimbinYesarnamazkılarkengörüldü. Sankio atılmışbirelbisegibiidi.” buyurulmuştur. Yani atılan veya asılan bir elbise nasıl hareketsiz ise o da öyle hareketsiz, kendinden geçmiş bir vaziyette namaz kılardı. O namaz kılarken elbiselerinden en küçük bir hareket, kımıldama görülmezdi.

Abdullah bin Mübarek'ten gelen haberde ise; “MüslimbinYesarsecde ediyordu. Aşkilekendisinihızlasecdeyeattıve ikiöndişikırıldı. Ebu İyasyanınagirdi. “Geçmiş olsun.” diyerektesellietmeyeçalıştı. Müslimbin Yesar; “Bu, Allahütealayatazimden, hürmettendir.” buyurdu.”

Müslim bin Yesar; “Beyne'l-havfive'r-reca.” (korku ile ümit arasında) yaşardı. Korkusu; ümit ile kaplı, aşk ve muhabbetle dolu idi. Ümidi ise kulluk ve ibadetle kaplıydı.

Bir gün; “Bugece uzunuzadıyaRabbime secdeettim.” buyurdu. Oradaki kimse; “Allah'tanümidimizikesmeyiz. Bukadaryorulmayanelüzumvar.” deyince; “Nekadar uzakbir ümit. Korkan korktuğundankaçar, birşeyekavuşmayıarzu edenisearzusunakoşar.” buyurdu. Başını secdeye koyar, gözlerinden firak (ayrılık) ve hüzün yaşları akarken; “YaRab bî! Sen bendenrazıolduğunhalde, sananezamankavuşurum?” diye dua ederdi.

Buyurdular ki: “Amelikendisinikurtarankimseninameligibi amelediniz. Allahütealanın takdirettiğindenbaşkabirşeybulamayacakbir insangibidemütevekkilolunuz.”

“Banagörebüyük ameldiyebirşeyyoktur. AncakbenAllahütealadankorkarımveO'nun rahmetindenümidimikesmem.” buyurdu.

“Allahütealadanbahsederkendilinitut. Söylediğinsözünbaşınıvesonunuiyicebilerekkonuş.” buyurur ve Allahü Teâlânın şanına yakışmayan ve edebe sığmayan bir şey söylemekten sakınmayı emrederdi. “Hakvedoğru olan birşeyisöylemek, söylemeyipsusmaktanhayırlıdır. Batılveyanlışbirşeyisöylememekise söylemektenhayırlıdır.” derdi.

Müslim bin Yesar, imanın alameti olan hubb-ı fillah ve buğd-ı fillahı en güzel yapan yani Allah için seven, Allah için buğz edenlerdendi. Buyurdu ki: “İbadetimeonubozacak, ifsat edecekbirşeyinkarışmasına korkmamdışında amellerimde, ibadetlerimdebiryanlışlığımyoktur. Allah içinsevmemindışındadahiçbirşeye sevgimyoktur.” (Yani ancak Allah için severim.) “Allahrızası içinbirkavme olansevgimdışında, güvendiğimbiramelimyoktur.”

“Sağelinizleavretmahallinizedokunmayınız, taharetyapmayınız. Çünkübenahirette ameldefterimisağ elimdenalacağımıumarım.”

Haramdan son derece kaçınan Müslim bin Yesar hazretleri hac için Hicaz'a gitmişti. Kaldığı yerde oturmuş yemek yiyordu. O sırada bir kadın geldi, bir şeyler söyledi. Yiyecek bir şey istediğini zannedip, bir miktar yiyecek verdi. Bunun üzerine kadın yiyecek istemediğini söyleyip, çirkin bir şey teklif etti. Bunun üzerine Müslim bin Yesar hazretleri önündeki yiyecekleri bıraktı ve oradan kaçtı. Dışarı çıktığı zaman; “Ya Rab bî, benburayabunun içingelmedim. Sana kulluk, ibadet içingeldim.” buyurdu.

“Hiçbir zevk, Allah'ayalvarmanınzevkinden üstünolamaz.” demiştir.

Buyurdu ki: “Mücadelevemünakaşadansakınınız. Çünküo, âlimincahilleştiğibirandır. O zamanşeytan, âlimin sürçmesinihataetmesini bekler.”

Mekhul eş-Şamî buyurdu ki: “EyBasraehalisi, sizin efendinizi (yaniMüslimbinYesar'ı) gördüm. Kâbe-i Muazzama'ya girdi. Öndeki direklerden ikisi arasında namaz kıldı ve ağlayarak secdeye kapandı. Gözyaşları mermeri ıslattığı halde; “YaRab bî, elimleişlediğimgünahlarıaffet.” diyeyalvarıyordu.”

Hiç kimseye beddua etmez ve edilmesini de istemezdi. Bir zalime beddua eden kimseye; “Şuzalimizulmüilebaşbaşabırak. Çünkü onun biranevvelhelakolması içinzulmedevametmesiseninbedduandandahatesirlidir. Belkibir iyilikyaparsabuiyiliğionukurtarabilir, amabunuyapamayacağımeydandadır.” dedi.

Buyurdu ki: “GerçekMüminlanetokumaz. Benlanetokunanbirşeyi evimdetutmam.” Bir dostu onun için; “Hiçlanetetmezdi. Ençok kızdığıinsana; “Artıkaramız açıldı.” derdi. Bunu söylediğindeherşeyinbittiğinianlardık. Birdaha onunlagörüşmezdi.” buyurmuştur.

Malik bin Dinar buyurdu ki: “VefatındansonraMüslimbinYesar'ırüyamdagördüm; “Allahü tealasananasılmuameleetti?” diyesordum; “Vallahiçokkor kunçşeylerveşiddetlisarsıntılargördüm.” diyecevapverdi.”

Rivayet ettiği hadis-i şeriflerden bazıları şunlardır:

Müslim bin Yesar, İbn-i Ebban, Osman bin Affan, Ömer bin Hattab'dan rivayetle, Hazreti Ömer buyurdu ki: “Peygamberimizden işittim şöyle buyurdular: “Ben bir kelime biliyorum ki kul hakkıyla onu söylerse (manasına inanırsa), Cehennem ona haram olur. O kelime la ilahe illallah'tır.”

Müslim bin Yesar, Himran bin Eban'dan rivayetle, Himran buyurdu ki: “BirgünHazretiOsmansuistediveikieliniyıkadı. Sonraağzınave burnunasuverdi. Sonradaüçdefayüzünüve kollarınıyıkadı. Başını meshettiktensonraise ayaklarınıyıkadıvegülüp; “Niçingüldüğümü sormuyormusunuz?” dedi. Biz; “Sizigüldüren şeynediryaEmire'l-Müminin?” deyincebuyurduki: “Peygamberimizburadasuistedivebenimab destaldığımyerdeab destaldıvesonra güldü. “Benigüldürenşeyisormuyormusunuz?” diyesordu. İştebunuhatırladımda onun içingüldüm. BizResulullah'a; “Sizinegüldürdü yaResulallah?” diyesorduk. Peygamberimiz de; “Bir (Mümin) kul (ab dest alırken) yüzünü yıkadığızaman; yüzüneisabet edenbütün günahlarınıAllahütealaaffeder. Kollarınıyıkadığızamankollarıyla, başını meshettiği zamanbaşıyla, ayaklarınıyıkadığızaman ayaklarıylaişlediğigünahlarıböyleceaffeder, iştebubenigüldürdü.” buyurdu.”

Müslim bin Yesar, Ebu Kılabe, Abdullah bin Zeyd'den rivayetle Ubadet bin Samit buyurdu ki: “Peygamberimizaltınıaltınla, gümüşügümüşle, buğdayıbuğdayla, arpayıarpayla, hurmayıhurmayla, tuzutuzla (ziyade) satmaktan menetti. Ancak eşitolarak, mislimisline, herikisidepeşinolarak izinverdi. Kimbunlarıarttırırsaveyabirisiarttırmasınıisterse, bufaiz olur.” buyurdu.

Müslim bin Yesar dedesinden rivayetle: “Peygamberimiz; “Mukim olanlar için mestlerüzerinemeshinmüddeti, birgünbirgece; misafirler için, üçgünüçgecedir.” buyurdular.”

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Türkiye Gazetesi Yayınları