NASİREDDİN BİN YA'KUB

Muhammed bin Ya'kub bin Abdülkerim bin Ebü'l-Mealî el-Halebî ed-Dımaşkî Halep ve Şam'da yetişen âlimlerden.
A- A+

Halep ve Şam'da yetişen âlimlerden. İsmi Muhammed bin Ya'kub bin Abdülkerim bin Ebü'l-Mealî el-Halebî ed-Dımaşkî'dir. Kendi lakabı Nasireddin, babasının lakabı da Sahib Şerefeddin idi. Önceleri İbn-i Sahib diye tanınırdı. Sonra, Nasireddin bin Ya'kub adı ile meşhur oldu. Kaynak eserlerde, 700 (m. 1300) senesinden sonra doğduğu bildirilmektedir. 763 (m. 1362) senesi Zilkade ayında Şam'da vefat etti.

Küçük yaşta ilimle meşgul olmaya başladı. Kur'an-ı Kerim'in kıraatini (okunuşunu) Tacü'r-Rumî'den öğrendi. Tenbih ve Muhtasar-ı İbn-i Hacib ve Hacibiyye kitaplarını ezberledi. Ayrıca, İbn-i İmam el-Meşhed, İbn-i Hatib Cibrin ve Esirü'l-Ebherî gibi âlimlerden de ilim tahsil etti. İbnü'z-Zemlekanî, ona fetva vermek hususunda izin vermişti. Halep'te kadılık yaptı ve buradaki Nuriyye ve Esediyye medreselerinde ders verdi. Tıp ilmine dair yazılmış olan Kanun kitabı ile me'ani ve beyan ilimlerine ait birçok kitabı yanından ayırmazdı. İlk defa Halep emirinin sarayında yazı işleri kâtipliğine tayin edildi. Sonra, devlet işleri ile ilgili yazıların ilk defa okunup incelenmesi vazifesine getirildi. Emir Argun, ona çok yakınlık gösterir, hürmet ve saygıda kusur etmezdi. 739 (m. 1339)'da, Şihabeddin bin Kutb'dan boşalan, Halep'te sır (gizli yazı) kâtipliğine getirildi.

Nasıreddin bin Ya'kub'un ders verdiği Halep'teki Esediyye Medresesi. 740 (m. 1347)'de de Şam'da sır kâtipliğine tayin edildi. Ayrıca orada Şamiteyn Medresesi'nde ders okuttu. Medresenin ve müderrislerin idaresi vazifesi kendisine verildi. Çok çabuk şiir yazardı ve çok güzel hattı (yazısı) vardı. Halep'te çok uzun süre, Esediyye'de ders verme işlerinden ayrılmadı. Daha sonra Şam'da kazasker olarak tayin edildi ve vefatına kadar buradan ayrılmadı. Nasireddin bin Ya'kub, çeşitli âlimlerin yazdığı kıymetli kitaplardan çoğunu temin etmişti. Fahreddin ibni Hatib Cibrin ile Keşşaf tefsiri'ni beraber okudular. Tusî'nin Tezkire'sinin yarısına kadarını Ebherî'den okudu. Talha'dan nahiv ilmini öğrendi.

Sadefî diyor ki: “O, zamanın en gayretli, çalışkan, akıllı ve ilimde çınar ağacı gibi yüksek ve sağlam olan âlimlerdendi. Emirlerin, valilerin, ordu kumandanlarının ve âlimlerin yanında çok itibar görür, onlar tarafından çok methedilir, övülürdü. Sakin bir hâli ve herkes tarafından sevilen, beğenilen bir ahlâkı vardı. Kimseye sevmediği bir şey ile muamele etmezdi. O bir defasında; “Ben, Allahü teala ve Resulü, Sultan ve Emir ile Kadılkudat adına iş görüyorum.” demişti. Çünkü insanların suallerine fetva verip onların dindeki hükmünü bildirmek, Allah ve Resulü adına iş görmektir. Sır kâtipliği yaptığı için Sultanın ve Emirin adına iş görmekteydi. Onun elinde kadı efendinin mührü de vardı. Uzun zaman bu işlerine devam etti. Bu kadar hasletler, ondan başka kimselerde bir araya gelememiştir.”

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Türkiye Gazetesi Yayınları