Osmanlılar zamanında yetişen, Hanefî mezhebi âlimlerinden ve şair. İsmi Nihanî bin Abdullah Rumî olup Nihanî Çelebi ve Mevlana Nihanî diye tanınır. Asıl adının Fazıl olduğu da rivayet edilir. Nihanî mahlasıyla yazmış olduğu şiirleri meşhurdur. Doğum tarihi bilinmeyen Nihanî Çelebi, 925 (m. 1519) veya 926 (m. 1520)'de Mekke-i Mükerreme'de vefat etti ve orada defnedildi.
Yeniçeri oluşu sebebiyle Nacak diye tanınır. Kendisine Nacak diye takılanlara şu beyit ile cevap vermiştir:
“Nihanî'ye nacak derler, Velakin gerçek ederler. Ebu Müslim nacağıdır, Havaric boynun vurmağa.”
Nihanî Çelebi, zamanında bulunan âlimlerin sohbetlerinde yetişerek kemale geldi. Bundan sonra Mevlana Hacı Hasanzade'nin hizmetlerine kavuştu. Bir taraftan ilimde yükselirken, diğer taraftan bütün faziletleri kendinde toplamaya gayret etti. İlim tahsilini tamamladıktan sonra hocasının ismiyle bilinen Hacı Hasanzade Medresesi'nde, daha sonra Üsküp'te İshak Paşa, İstanbul'da Mustafa Paşa medreselerinde müderris oldu.
Uzun müddet müderrislik vazifesine devam etti. 926 (m. 1520) senesinde hac vazifesini ifa için Hicaz'a gitti. Hac vazifesini yaptıktan sonra Mekke-i Mükerreme'de hastalandı. Hastalığı esnasında devamlı olarak geçen ömrünün muhasebesini yaptı. Ömrünün kalan kısmında sadece ibadet ve taat ile meşgul olmaya karar verdi. Fakat hastalıktan kurtulamayıp vefat etti.
Fazilet ve kemalat sahibi olan Nihanî; başta tefsir, hadis ve fıkıh olmak üzere birçok ilimde yüksek âlimdi. Arabî ilimleri çok iyi bilirdi. Şairliği de kuvvetli olup üç lisanda (Arapça, Farsça ve Türkçe) şiirleri vardır. Şakayık-ı Nu'maniyye kitabının sahibi olan Taşköprüzade, Nihanî'nin şiirlerinden bir kısmını gördüğünü, şiirlerinin gayet fasih ve beliğ olduğunu haber vermiştir. Şiirlerini topladığı Divan'ın bir nüshası Millet Kütüphanesi Ali Emiri Kısmı No: 46'da kayıtlıdır.
Bir şiiri şöyledir:
Bildüm âhır cihanı n'olsa gerek ,
Bâg-ı ömrün bahân solsa gerek
Tifl iken gönce nâ-resîde henüz ,
Bergini bâd-i serd yolsa gerek.
Mâl u gene ü hazîneye doymaz ,
Gözlerim toprag ile dolsa gerek.
Gırre olma irende hüsnüne kim ,
Reng-i rû kalmayıp bozulsa gerek.
Akıl isen sonum fikr et kim ,
Ey Nihânî yarın sorulsa gerek.
Durma zikr el Nihânî Hakkı bugün ,
Erte bir gün dilim tutulsa gerek.
Diğer bir şiiri de şöyledir:
Dir isen gül dereyin gülşene gir hare yapış,
Dest-i vasl ister isen Damen-i dildara yapış.
Derd olur çare Nihanî yine derdüne senin,
Yarana merhem eğer ister isen yare yapış.