Tebe-i tâbiîn devri velilerinden. İsmi Ömer bin Zer bin Abdullah bin Zürare el-Hemedanî, el-Kufî olup; künyesi Ebu Zer'dir. Aslen Hemedanlıdır. Kufe'de yaşamış, 153 (m. 770) yılında da vefat etmiştir.
Ömer bin Zer, Tâbiîn devri âlim ve velilerinden Ata, Mücahid, Sa'id bin Cübeyr, Tavus, İkrime, Ebü'z-Zübeyr, Nafi', Şa'bî, babası Zer ve Şakik bin Ebu Vail ve başkalarından ilim öğrenmiş ve hadis rivayet etmiştir. Kendisinden de Eban bin Sa'leb, İmam-ı Azam, Süfyan bin Uyeyne, Süfyan-ı Sevrî, İbn-i Mübarek, Veki bin Cerrah gibi âlimler rivayette bulunmuşlardır. İbn-i Main, İbn-i Sa'd ve İbn-i Hibban gibi hadis münekkitleri (eleştirmenleri) onun sika, güvenilir bir ravi olduğunu bildirmişlerdir. İmam-ı Buhârî ondan 30 kadar hadis-i şerif rivayet etmiştir.
Çok tesirli konuşurdu. Vaaz ettiğinde dinleyenler hüngür hüngür ağlar ve kendilerinden geçerlerdi. Ömer bin Zer vaazına başlarken; “Kardeşlerim! Gözyaşlarınızı bana ödünç verin.” derdi. Bu sebeple bir gün oğlu; “Babacığım! Çok kimseler konuşup vaaz ediyor. Hiç kimsenin gözü yaşarmıyor. Ama siz konuşurken herkes gözyaşı döküyor. Bunun sebebi nedir?” diye sordu. O da; “Oğlum! Ağıt tutması için ücretle getirilmiş kişi ile ölen çocuğu için ağlayan kadın hiç aynı olur mu?” diye cevap verdi.
Ömer bin Zer hazretleri bir gün cemaate; “Kalblerinizin katılığını, gözlerinizin donukluğunu ve cahilliğinizi bana yüklüyorsunuz. Allahü tealanın kitabından size nasihat etmezsem beni suçluyorsunuz. Lakin kim hayrı ararsa bulur.” buyurdu.
Bir defasında İmam-ı Azam hazretlerinin annesi, bir meseleyi öğrenmek istedi ve oğluna; “Oğlum git bu meseleyi Ömer bin Zer'e sor?” dedi. İmam-ı Azam hazretleri sormak için Ömer bin Zer'e gitti. Ömer bin Zer; “Sen bu meseleyi benden daha iyi bilirsin.” deyince, İmam-ı Azam; “Annemin emrine muhalefet edemem.” dedi. Ömer bin Zer; “Bu meselenin cevabı nedir?” diye sordu. İmam-ı Azam meselenin cevabını söyleyince, Ömer bin Zer de; “Öyleyse git, annene böyle söylediğimi bildir.” dedi.
İmam-ı Azam Ebu Hanife hazretleri oğlu Hammad ile birlikte uzak olmasına rağmen Ömer bin Zer hazretlerinin mescidine gider, teravih namazı kılarlardı.
Ömer bin Zer hazretleri oğlu Zer vefat ettiğinde kabri başında onunla ilgili şu ibretli sözleri söyledi: “Ey oğlum! Allahü teala sana rahmet etsin, senin yerinde olmak isterdim. Ya Rabbî! Sen sabra ecir, mükafat vaat ediyorsun. Ona hakkımı helal ettim. Oğlumun günahlarını affet. Sen kerem sahibisin. Ey Zer! Seni burada bırakıp senden ayrılıyoruz. Zaten kalsak da artık sana bir faydamız dokunmaz.”
O çoğu kere; “Ya Rabbî! Bize katında sabredenlere vereceğin sevaplara kavuşturacak hayırlar, şükür sahiplerinin makamına ulaştıracak şükür ve günahlardan temizleyecek tövbe nasip et. Nasip et ki bizler de sana yaklaşanların makamlarına erelim. Bütün nimetlerin ve hayırların sahibi ve her türlü sıkıntı, keder ve musibet anında yalvarılan sensin. Senin takdirinden razı olmayı ve sabrı; bize verdiğin nimetler karşısında nimetini arttırmanı isteyen ve sana boyun eğen kullar olmamızı sağlayacak şükrü nasip et ki razı olarak sana itaat edelim. Ya Rabbî! Senin katında bizim için imandan daha faydalı bir şey yoktur. Sen bize imanı nasip ettin, bizi imandan hiçbir zaman mahrum etme. Ey Kerim olan Rabbimiz! Rahmetini ümit ederek sana kavuşmayı isteriz.” diye dua ederdi.
"Kalbler ancak Allahü tealanın zikriyle rahata kavuşur."
GECEYİ DEĞERLENDİRMEK
Ömer bin Zer hazretleri geceleri çok ibadet eder ve bunun önemini anlatırdı. Gecelerin ibadetle değerlendirilmesine dair; "Ey insanlar! Gecelerin karanlıklarında kendiniz için iyi ameller işleyin ki Allahü tealanın merhametine kavuşasınız. Gecenin ve gündüzün hayırları konusunda aldananlar tam aldanmış, onları değerlendirmeyenler mahrumiyete düşmüşlerdir. Zira gece ve gündüz, müminlerin Rabbine ibadet ve emirlerine uymaya vasıta kılınmıştır. Bunu gafletle geçirenler büyük vebal altındadır. Gönlünüzü Allahü tealanın zikriyle diriltiniz. Çünkü kalbler ancak Allahü tealanın zikriyle hayat bulur. Gecelerini ibadetle geçiren nice kimse, kabirlerine gıbta edilecek şeyler götürecektir. Uyku ile geçirenler pişmanlık duyacak, Allahü tealanın geceleri ibadetle geçirenlere ikramlarını görünce; "Ah keşke biz de öyle olsaydık." diyeceklerdir. Gece ve gündüzlerin her saniyesini ganimet bilin ve değerlendirin ki Allahü tealanın rahmetine kavuşasınız." buyurdu.