ÖMERÎ, Abdullah bin Abdülaziz

Abdullah bin Abdülaziz bin Abdullah bin Ömer bin Hattab el-Adevî, el-Ömerî Tanınmış bir hadis âlimi
A- A+

Tanınmış bir hadis âlimi. İsmi Abdullah bin Abdülaziz bin Abdullah bin Ömer bin Hattab el-Adevî, el-Ömerî'dir. Hazret-i Ömer'in torunlarından olması sebebiyle Ömerî diye meşhur olmuştur. 184 (m. 800) senesinde Medine-i Münevvere'de vefat etmiştir. O, babasından ve başkalarından hadis-i şerif rivayet etmiş, ondan da; Süleyman bin Muhammed, İbn-i Uyeyne, İbn-i Mübarek, Musa bin İbrahim gibi âlimler hadis-i şerif bildirmişlerdir.

İbn-i Hibban buyurdu ki: “O, zamanının en zahit (dünyaya düşkün olmayan) ve abitlerinden (çok ibadet edenlerden) olup, hadis ilminde sika (güvenilir) bir âlim idi.”

Fudayl bin İyad buyurdu ki: “Abdullah bin Abdülaziz ile İbn-i Mübarek'in huzuruna gidip, yanında bulunmayı çok seviyorum.”

Rivayet ettiği hadis-i şeriflerden bazıları:

Enes bin Malik'ten rivayet etti; Resulullah Efendimiz buyurdu ki: “Allahü teala, dünya hususunda kendisinden yukarı, din hususunda da kendilerinden aşağı olanlara bakanları şükredici ve sabredici olarak yazmaz. O, dünya hususunda kendisinden aşağıda, din hususunda ise kendisinden yukarıda olanlara bakan kimseleri şükreden ve sabırlı kullar olarak yazar.”

İbrahim bin Sa'd'dan rivayet etti; Resulullah Efendimiz buyurdu ki: “Eshabım hakkında, Allahü tealadan korkun. Sakın benden sonra onlara düşmanlık yapmayın. Onları seven beni sevdiği için sever. Onlara buğzeden (kin tutan), bana düşmanlığından dolayı böyle yapmış olur. Onlara eziyet eden, bana eziyet etmiş olur. Bana eziyet eden de, Allahü tealaya eziyet etmiş olur. Kim Allahü tealaya eziyet ederse, Allahütealanın onu cezalandırması çok yaklaşmıştır, demektir.”

Salim bin Abdullah'tan rivayet etti; Resulullah Efendimiz buyurdu ki: “Allahü tealaya yalvarıp, dua etmeden önce ma'rufu (iyiliği) emredip, münkerden (kötülükten) nehyediniz (alıkoyunuz). Günahınıza pişman olup, Allahü tealadan af ve mağfiret dilemeden elbette Allahü teala sizin dualarınızı kabul etmeyecektir. O zaman af ve mağfiret de olunmayacaksınız. Yahudi âlimler ve Hıristiyan din adamları emr-i ma'ruf ve nehy-i ani'l-münkeri (iyiliği emredip, kötülüklerden alıkoymayı) terk ettikleri için, Allahü teala onları, kendi Peygamberlerinin lisanı üzere lanetleyip, umumi bir bela vermiştir.”

Ebu Ca'fer el-Hiza, Abdullah Ömerî'nin bir gün büyüklerden birisinin şu sözünü naklettiğini bildirdi: “Kur'an-ı Kerim'i çok okumalı. Çünkü, Kur'an-ı Kerim, okunup emirlerine uyulduğu zaman, Cennet'e götürür.”

Abdullah Ömerî hazretleri daima kitaplarıyla beraberdi. Onları yanından hiç ayırmazdı. Mutlaka yanında bakacağı bir kitap bulunurdu. Ona, niçin kitapları bu kadar seviyorsun dediklerinde o; “İnsana kabirden daha ibret verici ve daha çok nasihat eden bir şey yoktur. Yalnızlık, bir takım sıkıntı ve kötülüklerden uzak tutar. Kitap ise, insana yakın ve samimi bir arkadaştır.” cevabını verirdi.

Bir gün şöyle dua etti: “Ya Rabbî! Sana, büyüğümüz, küçüğümüz tövbe ederiz. Tövbelerimizi kabul et. Bizi tövbesine uymayanlardan eyleme, Allah'ım!”

Ebu Münzir İsmail bin Ömer anlattı. Abdullah Ömerî şöyle diyordu: “İnsanoğlu gaflete dalarsa, Allahütealanın emirlerini yapmaz olur. Yasakladığı şeyleri yapmağa başlar, insanlardan korkarak, emr-i ma'ruf ve nehy-i ani'l-münker (iyiliği emredip, kötülüklerden alıkoyma) farzını terk eder.”

Hadis âlimi Ömerî, Medine-i Münevvere'de vefat etmiştir. Resimde Medine Cennetü'l-Bakî Kabristanı ve Mescid-i Nebî görülmektedir.

Muhammed bin Harb el-Mekkî dedi; “Abdullah bin Abdülaziz Ömerî hazretleri yanımıza gelmişti. Onun etrafına toplandık. Mekke-i Mükerreme'nin ileri gelenleri de toplanmıştı. Bu sırada başını kaldırınca, Kâbe-i Muazzama'nın etrafında yükselen sarayları gördü. Şiddetli bir şekilde bağırarak; “Ey bu köşkleri bu mukaddes mekanın yanına dikenler! Ölünce, yapayalnız kalacağınız, mezarların zifiri karanlıklarını hatırlayınız. Ey zevk ve sefa sahipleri, ey dünya nimetleri içerisinde yüzenler! Kabirde, kurtların, böceklerin, yiyecekleri ve gıdaları olacağınızı, şu güzel vücutlarınızın, toprağın altında çürüyeceğini, o gören gözlerinizin akacağını, konuşan dillerinizin susacağını hiç düşünmüyor musunuz?” dedi. Abdülaziz hazretleri bunları söyleyince gözleri doldu.”

Birisi Abdullah bin Abdülaziz'e; “Bana nasihat et.” dedi. Bunun üzerine, o zata dönerek; “Vera yani şüpheli şeylerden kaçınma çok kıymetli bir haslettir, huydur. İnsanın kalbinde veranın bulunması, bütün dünyaya bedeldir. Onun için, bir şey şüpheli ise ondan sakın. Yoksa haram işlersin.” dedi.

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Türkiye Gazetesi Yayınları