SA'İD BİN ÂS

Sa'id bin Âs bin Sa'id bin el-Âs bin Ümeyye Eshab-ı Kiramdan
A- A+

Eshab-ı Kiramdan. İsmi Sa'id bin Âs bin Sa'id bin el-Âs bin Ümeyye olup, Kureyş kabilesinin Emevî ailesindendir. Annesi Ümmü Gülsüm binti Abdullah bin Ebu Kays'tır. Hicret senesi dünyaya geldi. 53 senesinde Mekke yakınlarındaki Akîk'te vefat etti. Babası Mekke müşriklerinden olup Bedr harbinde Hazreti Ali tarafından öldürülmüştü. Dedesi el-Âs, cahiliye devrinde Mekke'nin en ulu kişilerinden olup Ebu Uheyha namıyla maruf idi. Amcası Sa'id bin Sa'id de Mekke'nin fethinden sonra Müslüman olup Hazreti Peygamber tarafından Mekke pazarına muhtesip tayin edilmiş; Taif'in fethinde şehit düşmüştü. Büyük amcası Eban bin Âs Müslüman olup Sahabilik şerefine kavuşmuştu. Diğer büyük amcası Hâlid bin Âs da Sahabi olup; Resulullah ile Sakif heyeti arasında elçilik yapmıştır. Eban ve Hâlid aynı zamanda vahiy katipleriydi. Mekke'nin fethinden sonra bir kadın, elinde bir bürde (hırka) ile Hazreti Resulullah'a gelerek, “Bu bürdeyi, Arab'ın en şereflisine vermeyi adamıştım. Kime vereyim ya Resulallah!” diye sordu. Hazreti Peygamber Sa'id bin Âs'ı göstererek, “Şu çocuğa ver!” buyurdu. Sa'id bin Âs, cesaret, yiğitlik, cömertlik ve iyilikseverliği ile tanınmıştır. Akil bin Ebu Talib'in oğlu Muhammed'e Sa'id bin Âs'ın oğlu Yahya, “İnsanların en şereflisi kimdir?” diye sordu. “Ben, kardeşim (Abdullah) ve baban Sa'id bin Âs.” cevabını verdi. Hazreti Muaviye; “Sa'id, Kureyş'in kerimlerindendir.” derdi. Bir kimse kendisinden bir şey istese, verecek bir şeyi yoksa, Halife Yezid'e yazarak kendi namına vermesini rica ederdi. Vefatında 80 bin dinar borcu kalmıştı. Oğlu Amr ödedi. Halim ve vakarlı idi. Bir şeyi beğense veya sevmese, belli etmezdi. “Kalbler değişebilir. Bugün methedip yarın kötülemek insana yakışmaz.” derdi. “Şerefli insanlarla şaka yapma; senden nefret eder. Aşağı insanlarla şaka yapma, seni aşağı görür.” buyururdu. Güzel yazmakta ve konuşmakta mahir idi. Hazreti Osman zamanındaki Ermeniyye (Azerbaycan) muharebelerinde Şamlılarla Iraklılar arasında kıraat bakımından bir farklılık müşahede edildi. Sefer dönüşü Huzeyfe hazretleri, halifeye müracaat ederek bu farklılıkların önüne geçmesini istedi. Bunun üzerine Hicretin yirmi beşinci senesinde halîfe Hazreti Osman, yine Zeyd bin Sabit riyâsetinde ve Abdullah bin Zübeyr, Sa'id bin Âs ve Abdullah bin Haris bin Hişam'ın da iştirak ettiği bir heyet topladı. Heyettekilerin, Zeyd hariç tamamı Kureyşli Sahabedendi. Hazreti Osman heyettekilere, lehçe hususunda Zeyd ile ihtilafa düşülecek olursa, Kureyş lehçesinin tercih edilmesini, çünkü Kur'an-ı Kerim'in bu lehçe üzere nazil olduğunu söyledi. Kureyş lehçesinde de Sa'id bin Âs'a itibar edildi. Çünkü lehçesi, Resulullah'ın lehçesine çok benziyordu. Hazreti Hafsa'daki mushaf getirtildi. Bu mushafta sureler biribirinden ayrılmış değildi. Hazreti Ali'deki mushafta sureler nüzul sırasına göre; İbn-i Mes'ud'daki mushafta ise sureler uzunluklarına göre tertip edilmişti. Âyetler, Sa'id bin Âs'ın konuştuğu Kureyş lehçesiyle yazıldı. Sureler, birbirinden ayrılıp, uzunluk sırası ve birbirleriyle münasebetine bakılarak sıraya dizildi. Surelerin tertibi, âyetlerin tertibi gibi tevkifî değil; Sahabe icma'ına dayalıdır. Sonra bu eski nüsha ve diğer nüshalar imha edilerek yeni nüshadan ayrıca altı mushaf daha yazdırılıp, Bahreyn, Şam, Basra, Kufe, Yemen ve Mekke'ye gönderildi. Bugün dünyada bulunan mushafların tamamı, Emevî halîfesi Abdülmelik'den itibaren, bu yedi mushaftan çoğaltıldığı için aralarında bir fark yoktur. Bu metin, yalan üzerinde ittifakları mümkün olmayan pek büyük bir topluluk tarafından zamanımıza kadar tevâtür yoluyla nakledilegelmiştir Hicretin 49 veya 52. senesinde hacca gitti. Hazreti Osman kendisini Velid bin Ukbe'den sonra Kufe valiliğine tayin etti. Oradan Taberistan ve Cürcan'a sefer yaptı. Buraları ve ahdini bozmuş olan Azerbaycan'ı fethetti. Böylece ilmi yanında, kahramanlığını da ispat etmiş oldu. Hazreti Osman'ın şehadetinden sonra uzlete çekildi. Cemel vakası ve Sıffîn Harbi'nde bulunmadı. Amcazadesi olan Hazreti Muaviye halife olunca yanına gidip kendisiyle beraber bulunmadığı için özür beyan etti. Hazreti Muaviye onu Medine valiliğine tayin etti. Mervan bin Hakem ile birkaç defa halef-selef oldular. Hazreti Peygamber'den bizzat ve Hazreti Osman ve Âişe vasıtasıyla rivayetleri vardır. Oğulları Yahya, Amr, Hâlid ve başkaları kendisinden hadis-i şerif rivayet ettiler. Eshab-ı Kiram'dan Sa'id bin el-Âs bin Hişam bin Mugîre başkadır. Rivayet ettiği hadis-i şeriflerden bazıları şunlardır: “Mümin, haram kana bulaşmadıkça dininde genişlik içindedir.” “Bir baba çocuğuna güzel ahlâktan daha üstün bir miras bırakamaz.”

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
Rehber İnsanlar Sayfası