ŞEYH TAHA EFENDİ

Şeyh Taha Efendi Nurşin'de yetişen velîlerden
A- A+

Nurşin'de yetişen velîlerden. 1324 (m. 1906) yılında Nurşin'de doğdu. Babası Muhammed Said Efendi'dir. Seyyid olup ailece ilim ehli olan bir muhitte yetişti. Babası Muhammed Said, Birinci Dünya Savaşında Doğu Cephesinde Ruslara karşı, kendi kurduğu alayla Bitlis yakınlarında yaptığı çarpışmalarda alnından vurularak şehit olur. Babası şehit olduğunda Şeyh Muhammed Taha hazretleri 14 yaşındadır.

Şeyh Taha Efendi önce Muhammed Ziyaeddin Efendi'den, sonra onun halifelerinden Mela Mezin lakabıyla anılan Mela Muhammed Emin Efendiden zahiri ilimleri okudu ve icazet aldı. Ayrıca Nakşî yolundan hilafet aldı. Hocasının izni ile Muş'un Bulanık ilçesine bağlı Adgon (Günbatmaz) köyüne yerleşir. Burada bir medrese kurar ve talebe yetiştirir; ardından da bir tekke kurarak zahiri eğitim alan talebelerine manevî eğitim verir. Ders okuturken ilmi takriri, zor olan meseleleri talebelere izah etmede üstün meharet sahibi idi. Talebeler ondan ders okumaya can atarlardı. Şeyh Taha Efendi halkı irşat için bütün Doğu Anadolu'yu dolaşmıştır. Gittiği yerlerde camilerde kalırdı. Halka vaaz ve nasihatta bulunur ve bir talebesini orada vazifelendirirdi.

Bir defasında 1955 yılında Kurtalan'dan trenle Ankara'ya geçer. Yolculuk esnasında, gazeteci olduğunu öğrendikleri bir şahıs Şeyhi görür görmez gözleri parıldar. Şeyhin heybetinden, kılık ve kıyafetinden, nurlu simasından ve ak sakallarından etkilenerek Şeyhe ayaklaşır ve doğulu olup olmadığını sorar. Şeyh olumlu cevap verir ve gazeteciye nasıl bildiğini sorar. Gazeteci de “Sizin gibi insanlara Anadolu'da hiç rastlamadım” der. Gazeteci şeyhin samimiyetinden ve mütebessim çehresinden cesaret alarak hükümet hakkında soru sorar. Şeyh efendi, “Siretlerinden razıyız” der. Gazeteci, “Siretlerinden razıyız” sözünden Şeyhin hükümete taraftar olduğunu düşünür ve “O halde neden yanaşmıyorsunuz?” sorusunu sorar. Şeyh Efendi bu soruya bir temsil ile cevap verir:

Yabanî bir kediye, “Aslanın arkadaşlığını neden tercih ettiniz?” diye sormuşlar: Yabanî kedi, “Onunla beraber avlanır, onunla beraber yerim. Kendisi korkusuz ve cesurdur. Onun himayesindeyken hiçbir hayvan bana ilişemez.” demiş. Yabanî kediye bu sefer, “Aslanın cesaretini ve iyiliğini itiraf ve takdir ettiğin halde, yanına neden yaklaşmıyorsun, ona daha yakın olsan daha sıcak ve samimi bir dostluk kurmuş olmaz mısın?” diye sormuşlar. Yabanî kedi de, “Aslan korkunç bir hayvandır; sınırından, ne zaman ne yapacağından emin değilim” cevabını vermiş.

Şeyh Efendi bu temsili anlattıktan sonra alınacak hisse için şöyle demiş: “İşte bizim hâlimiz de devletle böyledir. Devletten uzak duramayız ki, düşman bize saldırmasın. Devlete fazla yanaşamayız ki, aslan gibi bizi yemesin.”

Şeyh Taha Efendi Ankara'ya geldiği bir vakit devrin başbakanı Adnan Menderes kendisini ziyaret eder ve sohbetinde bulunur. Menderes bu sohbetten çok memnun ayrılır. Şeyh Taha'ya Menderes'in kendi malından bir cami yaptırdığını söylerler. Bunun üzerine Şeyh Taha; “Sevdiğiniz mallardan tasadduk edinceye kadar, hayra erişemezsiniz.” mealindeki ayet-i kerimeyi okur ve Menderes'e çok dua eder.

Şeyh Taha Efendi. 1406 (m. 1986) yılında Nurşin'de vefat etti. Mektupları ve bazı sohbetleri sınırlı sayıda basılarak yayınlanmıştır. Çok çocuğu vardı. Büyük oğlu Mehmed Emin Seydagil birkaç dönem Muş milletvekilliği yaptı. Halid adındaki oğlu ilim ehli olup icazetini babasının halifesi Hasan Efendi'den almıştır. Bir diğer oğlu Mela Nureddin halen orada ders okutmakta (2015) ve ecdadının geleneğini sürdürmektedir.

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
Rehber İnsanlar Sayfası