Son devir Hâlidî yolu önderlerinden. Şeyh Muhammed Ma'sum'un, ilk zevcesi Fatima Hanım'dan dünyaya gelen Ahmed ve Necmeddin adlı iki oğlundan sonra, üçüncü oğludur. 1325 (m. 1906) yılında Bitlis'in Nurşin kasabasında dünyaya gelmiştir. Küçük yaştan beri İslâmî ilimlere ve tasavvufa ilgi göstermiş kısa zamanda ilim tahsil etmiş Abdülbaki Efendi'den ve Ohinli Şeyh Alâeddin Efendi'den icâzet almıştır.
Son devir Hâlidî yolu önderlerinden Şeyh Ma'şuk.
Ardından medresede talebe yetiştirmeye başlamış ve birçok kimseye ilim icâzeti vermiştir. Aynı zamanda Şeyh Muhammed Ziyâuddin Efendi'nin halîfesi, Suriye-Hazne'deki Şeyh Ahmed el-Haznevî'nin (Vefâtı 1369/1950) yanında Nakşibendî Hâlidî usulü üzere tarîkat terbiyesi almış ve nihayetinde Şeyh Ahmed el-Haznevî'nin halîfesi olmuştur. Şeyh Ahmed el-Haznevî'nin kendisine gönderdiği dokuz mektup, Şeyh Ahmed'in Mektubât'ı içerisinde neşredilmiştir. Şeyh Muhammed Ma'şuk Efendi, Nurşin'de, Şeyh Tâhâ, Şeyh Takiyüddîn, Molla Bakî ve Şeyh Nasır'ın yanı sıra Nakşibenbendî yolunu sürdürmüş, bir çok talebe yetiştirmiştir. Bilinen talebelerinden bâzıları Şunlardır: Molla Muhyiddîn el-Havilî (Garzan- Vefatı: 1988), Molla Hasan el-Karânâsî (Koçeril Alicanî 1910-1989), Molla Hasan (Karçikanlı, Vefatı 1997 Van), Molla Hüseyin el-Butî ve Molla Burhan (Tillolu). Şeyh Muhammed Ma'şuk Efendi, ikinci kez Hac görevini yerine getirdiği sırada, 1395 (m. Aralık 1975)'te Mekke'de vefat etmiş, cenazesi, Mekke'de Cennetül-Muallâ mezarlığında, Hazret-i Hadice vâlidemizin yakınına defnedilmiştir.
“Hazretü'ş-şeyh Muhammed Ma'şuk” yazılı levha.
Şeyh Ma'şuk'un Mekke-i Mükerreme'deki kabrinin olduğu yer.
İlmi ve manevi açıdan iyi bir şekilde yetiştikten sonra hem babası Şeyh Masum zamanında hem de babasının vefatından sonra medrese ve divandaki ilim, irşad çalışmalarını sürdüren Şeyh Maşuk da selefleri gibi medresede onlarca talebe yetiştirip icazet vermiş, halkın manevi olgunluğu için çalışmıştır.
Şeyh Muhammed Maşuk, dünyevi işlerde talebe ve müritlerine karşı çok müsamahakar, Allahü tealanın emir ve nehiyleri konusunda ise tavizsizdi. Namazlarını cemaatle kılmayanlara çok kızardı. Mütevazı aynı zamanda cesur bir şahsiyetti. Ailenin maddi geliri ile talebelere gelen yardımları her zaman ayrı tutardı.
Molla Sıddık onun hakkında şöyle der: “O, çok hâlim bir insandı. Altı gün hizmetinde bulundum her hali ve davranışı Allah`ı hatırlatırdı. İnsanlarla münasebetinde hiç riyası yoktu.”