Medine'nin yedi fakihindendir. Sahabeden Abdullah bin Mes'ud'un kardeşi Utbe'nin torunudur. Ömer bin Abdülaziz'in üstadlarındandır.
Künyesi Ebu Abdullah'dır. 98 (m. 716) senesinde vefat etti. 103, 104 yılında da Medine'de vefat ettiği bildirilmiştir. Hüzeli kabilesindendir. Hüzeliler, büyük bir kabiledir. Mekke'ye bitişik olan Nahle vadisi sakinlerinin çoğunu bunlar teşkil ederdi. Babasının ismi Abdullah olup, hicretin seksen altıncı senesinde vefat etti. Dedesi Subh bin Kahil, cahiliye devrinde kabilesinin reisi idi.
Ubeydullah bin Abdullah bin Utbe, Tabiîn'in büyüklerindendir. Eshab-ı kiramdan birçoğu ile karşılaşıp, görüşme sa'adetine kavuşmuştur. İbn-i Abbas, Ebu Hüreyre ve müminlerin annesi Hazreti Aişe'den hadis-i şerif dinlemiştir. Kardeşi Avn, Zührî, Sa'id bin İbrahim, Ebü'z-Zinad, Salih bin Keysan, Musa bin Ebu Aişe, Ebu Bekr el-Advi, Damre bin Sa'id, Talha bin Yahya bin Talha, Abdullah bin Ubeyde ez-Zebidî, Abdülmecid bin Süheyl bin Abdurrahman bin Avf ve başkaları da ondan hadis-i şerif rivayet etmiştir.
Ubeydullah bin Utbe hazretleri Medine müftisi idi. Vakıdî onun; âlim, fakih, hadis ilminde sika (güvenilir) olduğunu, çok hadis-i şerif rivayet ettiğini, aynı zamanda şairliği de bulunduğunu, söyler. İclî de onun; salih, geniş ilme sahip ve Ömer bin Abdülaziz'in hocası olduğunu nakleder. Taberî ise, onun dinin hükümlerini, helal ve haramı bilmekte öndegelen âlimlerden ve aynı zamanda iyi bir şair olduğunu, bildirir. İbn-i Abdülber, Ubeydullah bin Abdullah için, “O, takva ve ihsan sahibi idi. Bugüne kadar bildiklerim arasında, ilmi çok, hem şair ve hem de fakih olanlardan biridir.” der.
Ömer bin Abdülaziz, “Ubeydullah bin Abdullah Huzelî'nin sohbetinde, meclisinde olmak, benim için dünyadan daha kıymetlidir. Eğer satılmış olsaydı, Ubeydullah bin Abdullah'ın ilim ve sohbet gecelerinden bir geceyi, Beytülmal'ın bin dinarı ile satın alırdım.” dedi. Yanındakiler, “Bunu gerçek mi söylüyorsun?” dediklerinde, “Siz ne diyorsunuz? Vallahi, onun nasihati ve tavsiyesi bana milyonları, milyarları bulan Beytülmal hakkında daha titiz ve daha dikkatli olmamı te'min ediyor. Çünkü, böyle sohbetler, insana tecrübe, kalbe rahatlık verir, üzüntü ve kederi giderip, edeb ve ahlakı güzelleştirir. Eğer ben, çok sıkıntılı bir hale düşseydim. O sırada Ubeydullah bin Abdullah bana gelmiş olsaydı, bu sıkıntılarımın ağırlığı bana hafif gelir, onları unuturdum.” buyurur.
Zührî ise, ilim hususunda derya gibi olan dört kişiye yetiştim: Sa'id bin Müseyyib, Ebu Bekr Abdurrahman bin Haris, Ubeydullah bin Abdullah, Urve bin Zübeyr'dir demiştir. Yine şöyle söyler: “Büyük âlimlerin meclisinde bulunup, ilimden çok şeyler dinledim ve öğrendim. Kendimi ilimde yeterli görüyordum. Fakat Ubeydullah bin Abdullah ile karşılaşınca elimde ilimden hiç sermaye olmadığını, bir şey bilmediğimi gördüm.”
DÜNYADA RAHAT YOKTUR
Ubeydullah bin Abdullah hazretlerinin, Ömer bin Abdülaziz'e yazdığı nasihatlarından birisi şöyledir: “Allahütealanın ismi ile başlarım. Hamd, Allahütealaya mahsustur. Yaptığın işlerde daima dikkatli ol. Bunun faydasını görürsün. Başına istemediğin bir şey bile gelirse sabırlı ol, kaderine rıza göster. Dünyada rahat yoktur. İnsan bir gün çok sevinçli ve rahat olur. Peşinden, o sevinç ve rahatı hüzne ve sıkıntıya çeviren başka bir gün gelir.”
Ubeydullah hazretleri, dünyanın aşağılığı ve değeri olmadığından, ona rağbet etmemek gerektiğinden çok bahsederdi. Böyle olmak lazım geldiğini Resulullah'ın Eshabından öğrenmişti. Çünkü, Peygamber Efendimiz bu hususu bütün Eshabına öğretmişlerdi.
Rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Hazreti Aişe validemiz dedi ki: “Ben Resulullah'tan çok defa; “Hiç bir Peygamber istemedikçe ruhu alınmaz.” buyurduklarını işittim. Ahirete teşriflerinin vakti gelince, “Ya Rabbi! Cennette, Refik-i a'la'yı nasib et.” buyurdular. O zaman ben, “Vallahi, Resulullah, bizi tercih etmiyor.” dedim. Fakat anladım ki: “Resulullah'ın vefatlarından önce, zaman zaman buyurdukları hadis-i şerif tahakkuk etmişti.”