Tefsir, kelam, usul ve Hanefî mezhebi fıkıh âlimi, vaiz. Künyesi, Ebu Abdullah olup; ismi, Muhammed bin Abdurrahman Ebu Abdullah Zahid el-Buharî bin Ahmed'dir. Buhara'da ikamet ettiği için Buharî denildi. Din-i İslam'a yaptığı hizmetlerden dolayı Alaeddin ve Alaî, ahirete yaramayan işlerle uğraşmadığı için Zahid lakapları verildi. 546 (m. 1151) yılında vefat etti.
Zamanın ilim merkezlerinden olan Buhara'da din ve alet ilimlerine temel olan bilgileri öğrenen Alaî, el-Cemal Ebu Nasr Ahmed bin Abdurrahman Rigudmunî, Kadı Ebu Zeyd Debbusî ve daha birçok âlimin ilminden istifade etti. Tefsir, kelam, usul ve Hanefî mezhebi fıkıh bilgilerinde âlim oldu. Allahü tealanın dinini öğrenmek ve öğretmek için çok çalıştı. Hanefî mezhebine göre fetva verip, Müslümanların işlerini kolaylaştırdı. Allahü tealanın emir ve yasaklarını insanlara bildirir, Resulullah'ın bildirdiklerini öğrenip O'na tâbi olmayanın, Cehennem ateşinden kurtulamayacağını anlatırdı. Züht ve takva ehli idi. Haram ve şüphelilerden sakınır, mubahları da zaruret miktarı kullanırdı. Zihnini, yalnız, Allahü tealanın rızasını nasıl kazanacağım düşüncesi meşgul ederdi. Sanki yüzlerce sene yaşasa, aklına dünya ile ilgili bir düşünce gelmezdi. Güler yüzü, tatlı dili, cömertliği, insanlara merhameti, sabrı, Allahü tealanın dinini yaymakta ve öğretmekteki gayreti pek fazlaydı. Çok iyi bildiği Resulullah'ın güzel ahlâkını, eşsiz hâl ve hareketlerini, aynen taklit ve tatbik etmek için çalışırdı. Onu gören, “Müslüman böyle olur, âlim buna denir.” demekten kendisini alamazdı. Dost, düşman, herkes kendisini sever, işlerinde onunla istişare ederlerdi.
Birçok talebe yetiştirdi. Talebelerinin en meşhuru, 593 (m. 1196) Buhara'da vefat eden Hidaye kitabının yazarı Burhaneddin Mergınanî ve Şerefeddin Ömer bin Muhammed Ukaylî idi. Yetiştirmiş olduğu yüksek ilim sahibi talebelerinin yanında, pek kıymetli eserler de yazan Alaeddin Zahid Buharî'nin, bin cüzlük Tefsirü'l-Kur'an'ı ve Mahasinü'l-İslam'ı bilinen kitaplarındandır.