ZEYNEDDİN IRAKÎ

Zeyneddin Ebu Abdullah Abdürrahim bin Hüseyin bin Abdurrahman bin Ebu Bekr bin İbrahim er-Razinanî El-Mihranî El-Mısrî Es-Şafiî El-Irakî El-Eserî Hadis âlimi.
A- A+

Hadis âlimi. İsmi Zeyneddin Ebu Abdullah Abdürrahim bin Hüseyin bin Abdurrahman bin Ebu Bekr bin İbrahim er-Razinanî El-Mihranî El-Mısrî Es-Şafiî El-Irakî El-Eserî'dir. Irakî nisbeti, babası küçük yaşta Irak'tan Mısır'a göç ettiği içindir. Razinan, ailesinin Erbil yakınlarında yaşadığı kasabadır. Mihranî nisbeti ise, babasının Mısır'da Nil sahilinde yerleştiği ve Irakî'nin dünyaya geldiği Menşeetü'l-Mihranî'den dolayıdır. Eserî nisbeti de hadis âlimi olması dolayısıyladır. Nitekim bilhassa Horasan fukahası, Hazreti Peygamber ve Sahabe-i kiramdan gelen nakillere eser, hadis âlimlerine de eserî derler. Zeyneddin Irakî hazretlerinin hadis-i şerif dersleri verdiği Mısır'daki İbn-i Tulun Camii. Irakî, Mısır'da Kahire yakınlarında ve Nil Nehri kıyısındaki Mihrani kasabasında 21 Cemaziyelevvel 725 (m. 5 Mayıs 1325) tarihinde dünyaya geldi. 2 Şaban 806 (m. 20 Şubat 1423) Çarsamba gecesi Kahire'de vefat etti. Abdürrahim adı, Şeyh Takiyyüddin El-Kanaî tarafından, büyük dedesi Şeyh Abdürrahim El-Kanaî'ye hürmeten verilmiştir. Abdürrahim Irakî, üç yaşında iken babasını kaybetti. Terbiyesi ve tahsili ile babasının arkadaşı Şeyh Takiyyüddin Kanaî meşgul oldu. Böylece geniş bir ilim çevresinin içinde yetişti. Sekiz yaşında iken Kur'an-ı Kerim'i ezberledi. Sonra kıraat ve Arabî ilimleri tahsil etti. Bu vadide hocaları Şeyh Nasıreddin Muhammed, Burhaneddin İbrahim bin el-Ecir Er-Raşidî, Ebü'l-Abbas Şihabeddin Ahmed bin Yusuf bin Abduddaim el-Halebî Es-Semin, Siraceddin Ömer bin Muhammed Demenhurî'dir. Sonra Ebu İshak Şirazî'nin Şafii fıkhına dair Et-Tenbih adlı kitabını ezberledi. 737 (m. 1336) senesinde 12 yaşında iken zamanının meşhur âlimlerinden İbn-i Cemaa ile karşılaştı. Bu tarihten sonra hayatının seyri değişti. İbn-i Cemaa zekasını, ilme düşkünlüğünü ve çalışkanlığını görünce ona teveccüh ve lugattan daha ehemmiyetli olan hadis ilmine sevk etti. Şihabeddin Ahmed bin Ebü'l-Ferec İbni Baba, Irakî'nin hadis okuduğu ilk âlimdir. 17 yaşında Alaeddin Türkmanî El-Hanefî'den çok istifade etti. Sahih-i Buharî'yi, Ali bin Şahidül-Ceyş 'den, Sahih-i Müslim'i Ebu Abdullah Şemseddin Muhammed bin Ahmed bin Abdulhadi Es-Salihî Ed-Dimeşkî'den okudu. Şam'da Sahih-i Müslim'i altı, Müsned-i Ahmed'i de otuz mecliste Muhammed bin İsmail bin Habbaz'a arzetti. Sonra fıkıh ve tefsir ilmiyle meşgul oldu. Kıraat ilmini de bırakmadı. Abdurrahman bin Ahmed bin el-Bağdadî'den kıraat-ı seb'a'yı bütünüyle okudu; Burhaneddin İbrahim Reşidî'ye de arzetti.

Mısır'daki âlimlerden ders aldıktan sonra başka, zamanının âdetince ilim merkezlerine de seyahat yapmayı ihmal etmedi. İlk olarak Şam'a gitti. Takiyyüddin Ebü'l-Hasan Sübkî ve Selahaddin Halil bin El-Alaî'den hadis-i şerif dersi aldı. Bu hocaları kendisini zeki, anlayışlı ve hıfzı kuvvetli olarak vasıflandırmaktadır. Oradan Haleb'e geçti. Sonra Hama, Humus, Trablus, Safed, Ba'lebek, Nablus, Kudüs, İskenderiye, Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere'de bulundu. Böylece 36 sene seyahat edip buradaki âlimlerden istifade etti. Hiç bir zaman elindeki bilgilerle iktifa etmeyip devamlı Hazreti Peygamber'in: “Rabbim ilmimi artır!” duasını tekrar ederdi. Irakî'nin bu seyahatlerde ders aldığı hocaları şunlardır:

Kahire'de: Ali bin Ali bin Abdurrahim Abdullah bin Yusuf Ensarî, Ali Ebü'l-Feth Muhammed bin Muhammed bin İbrahim Meydumî, Ebü'l-Kasım Muhammed bin Muhammed bin Muhammed bin Seyyidünnas, Muhammed bin Ali Katruvanî, Ebu Abdullah Nasıruddin Muhammed bin İsmail Meluk, Fahreddin Ebu Abdullah Muhammed bin Muhammed Miskin El-Mısrî, Muhammed bin Abdullah bin Ebü'l-Berekat Nu'manî, Ebü'l-Harem Kalanisî, Ali bin Muhammed bin Ebü'l-Kasım bin Ferhun Ya'merî, Muhammed bin Kasım Farukî, Muhammed bin İsmail bin Abdülaziz, Sencer bin Abdullah El-Cavlî, Ali bin Ahmed bin Abdülmuhsin bin Rufa'.

Mısır nahiyelerinde: Ebü'l-Ferec Abdurrahman bin Muhammed bin Abdulhadi bin Kudame El-Makdisî, Ebu Bekr bin Ömer bin Ebu Muhammed bin Havlan bin Muzaffer El-Attar, Ahmed bin Muhammed Er-Rassas, Muhammed bin Ahmed bin Ebü'r-Rebi' Ed-Delasî.

Mekke'de: Ahmed bin Kasım bin Abdurrahman El-Harazî El Cezairî, Ebü'l-Abbas Ahmed bin Muhammed bin Şihab El-Hanefî, Ahmed bin Ali bin Yusuf, Halil bin Abdurrahman bin Muhammed.

Medine'de: Afifüddin Abdullah bin Ahmed bin Muhammed Taberî.

Şam'da: Zeyneddin İbni Receb, Muhammed bin Muhammed bin Abdülgani El-Harranî, Takiyyüddin Sübkî, Ebu Abdullah Muhammed bin İsmail bin İbrahim bin El-Habbaz Ensarî, Seyfeddin Ebu Bekir bin Abdülaziz bin Ahmed bin Ramazan Ed-Dımeşkî, Fethüddin Ebu Zekeriyya Yahya bin Abdullah bin Mervan El-Farikî, Izzeddin Ebu Abdullah Muhammed bin İsmail bin Ömer bin El-Hamevî, Muhammed bin Muhammed bin Yakub bin Sabit El-Horasanî. Ayrıca Şam'da Salihiyye Medresesinde, Şihabeddin Ebü'l-Abbas Ahmed bin Abdurrahman bin Muhammed bin Abdullah El-Mirdavî, Abdullah bin Muhammed bin İbrahim bin Süleyman Makdisî, Şemseddin Ebu Abdullah Muhammed bin Musa bin İbrahim bin Yahya Es-Sakravî.

Haleb'de: Süleyman bin İbrahim bin El-Matu', Cemaleddin bin İbrahim bin Şihab Mahmud bin Selman bin Fahd El-Halebî.

Hama'da: Abdullah bin Davud bin Süleyman Es-Sülemî.

Humus'da: Ömer bin Ahmed bin Ömer En-Naki (En-Nakibî).

Trablus'da: Sadreddin Ebu Abdullah Muhammed bin Ebu Bekir El-Haburî.

Safed'de: Ömer bin Hamza bin Yunus, Ahmed bin Muhammed El-Abbasî.

Ba'lebek'de: Ebu Muhammed Abdullah bin Ali bin el-Hasan bin Amrun, Ahmed bin Abdülkerim bin Ebu Bekr, Muhyiddin Abdulkadir bin Ali bin Seb' bin Ali.

Nablus'da: Ebu İshak İbrahim bin Abdullah bin Ahmed Ez-Zeybavî, Şemseddin Ebu Abdullah Muhammed bin Ali bin Abdurrahman bin Abdülmun'im bin Ni'me.

Kudüs'de: Kasım bin Süleyman El-Ezraî, Tahir bin Ahmed El-Makdisî, Hafız Selahaddin bin Halil bin El-Alaî.

Gazze'de: Muhammed bin Sâlim bin Abdünnasır.

İskenderiye'de: Muhammed bin Muhammed bin Ebü'l-Hüseyin bin Ebü'l-Leys, Muhammed bin Ahmed bin Hibetullah bin Yahya bin Ali Kuraşî, Muhammed bin Muhammed bin Abdülkerim bin Ata, Abdurrahman bin Ömer bin Muhammed El-Birsanî.

Irakî memleketinde ve seyahat ettiği beldelerde imamlık, hatiplik, vaizlik, müderrislik ve kadılık yaptı. 788 (m. 1386) senesinde Medine-i Münevvere kadısı oldu. Bu vazifede üç buçuk sene kaldı. Bu vazifeden affedilince Kahire'ye döndü. 791 (m. 1388) senesinde Kamiliyye Medresesi Darülhadis'inde hadis-i şerif dersi okuttu. Zahiriyye Medresesi Darülhadisi ile İbn-i Tulun ve Fazıliyye Medresesi'nde hadis-i şerif dersi verdi. Medine-i Münevvere'de dört yüzden fazla imla meclisinde bulunan talebesi meşhur âlim İbn-i Hacer, hocasının dersleri ezbere verdiğini söylemekte ve hocasını çok övmektedir.

Zeyneddin Irakî'nin yazdığı Elfiyye fî ulumi'l-hadis adlı eserin Ezher Üniversitesi Kütüphanesi No: 321966'da kayıtlı yazma nüshasının ünvan sayfası (sağda) ve ilk sayfası (ortada) ve matbu nüshasının kapak sayfası (solda). Zeyneddin Irakî'nin yazdığı Fethu'l-mugis bi şerhi Elfiyyeti mustalahi'l-hadis adlı eserin Köprülü Kütüphanesi No: 223'de kayıtlı yazma nüshasının ünvan sayfası (sağda) ve ilk sayfası (ortada) ve Zeyl ala Mizani'l-İtidal adlı eserinin matbu nüshasının kapak sayfası (solda).

Sehavî, Irakî'nin 795 (m. 1392) senesinden vefat ettiği 806 (m. 1403) senesine kadar Irakî'nin imla meclisleri kurup hadis-i şerif dersi verdiğini; önce muhtelif hadis meseleleri üzerinde durduğunu; müteakiben İmam-ı Nevevî'nin Erbain, daha sonra da sırayla Rafiî'nin Emalî ve Hakim'in Müstedrek'inin Kitabu's-Salat'a kadar olan kısmını 301 mecliste imla ettirdiğini anlatır. Vefatından beş ay kadar evvel Nil Nehri'nin suları çekilmiş ve Mısır'da büyük bir kuraklık başlamıştı. Bunun üzerine Irakî'den yağmur duası yapması istendi. Irakî istiska namazını kıldırıp hutbe okuduktan sonra dua etti. Bundan sonra bol ve bereketli yağmurlar yağdı; hatta Nil taştı. Irakî, vefatında 81 yaşında idi. Vefatı büyük üzüntüye sebep olmuş; talebeleri kendisine mersiyeler yazmıştır. İbn-i Hacer'in mersiyesi çok meşhurdur. Bunun bir yerinde Irakî şöyle övülmektedir:

“Allah Irakî'ye bolca rahmet eylesin; O ittifakla yeryüzünün hafızıdır, Doğru söylediğime yeminle şahidim ki yeryüzünde onun gibisi bulunmaz.”

Irakî, çeşitli beldelerde kalabalık ilim meclisleri kurarak çok talebe yetiştirdi. Zamanının en meşhur âlimleri, hatta hocaları bile kendisinden ders alıp, hadis-i şerif yazmışlardır. Kendisinden 24 yaş büyük olan meşhur âlim Ebü'l-Fida İbn-i Kesir bunlardandır. Büyük hadis âlimi Nureddin Heysemî hem arkadaşı, hem talebesi, hem de damadıdır. İbn-i Hacer Askalanî de on sene Irakî'den okumuştur. Irakî'nin oğlu Ebu Zür'a Veliyyüddin de talebelerindendir. Hatta vefatından az evvel Irakî'ye kendisinden sonra hadis hafızı olarak kimi bıraktığı sorulduğunda, “Evvela İbn-i Hacer'i, sonra oğlum Ebu Zür'a'yı üçüncü olarak da Nureddin Heysemî'yi”. cevabını verdi. Bu üçünden başka talebelerinin meşhurları şunlardır: Burhaneddin İbrahim Halebî, Cemaleddin Muhammed bin Zahire Kureşî, Kemaleddin Muhammed bin Musa Demirî, Burhan İbrahim Ebnasî, Abdurrahman bin Ali bin Halef Fariskurî, Şihabeddin Ahmed bin Ebu Bekr bin İsmail Busirî, Takiyyuddin Fasî, Ebu Abdullah Şemseddin Muhammed bin Abdüddaim bin Musa Birmavî Askalanî Eş-Şafiî.

Irakî, sadece büyük bir âlim değil, aynı zamanda hayatı ile de talebeleri ve insanlara numune idi. İbn-i Hacer der ki: “Hocamız salih, hayır sahibi, mütedeyyin, cömert, mütevazı, emin, güzel sıfatları bünyesinde toplamış nur yüzlü bir zat idi. Vakarlı, ihtiyaç kadar az ve öz konuşur, malayani ile uğraşmazdı. Yardımsever idi. Temizliğe pek hassastı. Kimseye karşı kendisini üstün görmezdi. Hayâ sahibi idi. Kimsenin kendisine düşman olmasına fırsat vermezdi. Halim, ince ruhlu, sabırlı, kolay kızmaz, kızdığı zaman hiddetini çabuk yenerdi. Kin, haset, hile nedir bilmezdi. Hoşa gitmeyen hiçbir hareketi yoktu. Dine uymakta kimsenin kınamasına aldırmazdı. Allah rızası için bir yola koyulduğunda kimse onu geri çeviremezdi. Hak sözü söylemekte kimseden çekinmezdi. Karşısındaki sultan bile olsa hakikatten ayrılmazdı. Kolaylık ve yumuşaklıkla halledilecek meselelerde sert tavır takınmazdı. Yolculuk esnasında çokça Kur'an-ı Kerim okurdu. Gece namazlarına devam ederdi. Eyyam-ı beyd'de (hicrî ayların 13, 14, 15. günlerinde) oruç tutardı. Bu hususlarda selef-i salihinin yolundan ayrılmazdı. Sabah namazından sonra namaz kıldığı mekanda sessizce oturur, güneşin doğuşuna kadar bekler; güneş doğduktan sonra tedrisata başlardı.”

Irakî, ilim yolunda hiç bir fedakarlıktan kaçınmayarak, o devrin zorlukları içinde yıllarca seyahatler yaparak ilim öğrenmiş ve öğretmiştir. Bu da zamanının en büyük hadis âlimlerinden biri olmasında mühim bir amildir. İbn-i Dakik'in El-İlmam adlı eserinden bir günde dörtyüz satır ezberlemesi, zekasının üstünlüğüne delildir. Tahkik sahibi bir âlim idi. Eserleri, pek çok mevzunun aydınlanmasına vesile olmuştur. İlmin şerefini her zaman yukarıda tutmuştur. Hadis ilminde bilhassa cerh ve ta'dil hususunda mutlaka reyine müracaat edilen müteahhirin âlimlerindendir.

Irakî'nin hadis-i şerif dersleri ilk zaman âlimlerinin geleneğine uygun olarak imla meclisleri şeklinde cereyan ederdi. İslam dünyasının dört bir yanından talebeler kendisini dinlemeye gelirdi. İmla meclislerinde talebeler hocanın etrafında halka olur, hoca ezberinden metinler okur, talebesi de yazardı. Sadece rivayetçi olmayıp muhakkik sıfatı sebebiyle Irakî'nin meclisleri çok alâka görür; binlerce kişi katılırdı. Hatta mecliste yer bulmak mesele olurdu. Bu sebeple müstemlilerin (imla edilen talebelerin) meclislerde nasıl oturacağı, hadis-i şerif yazmaya başlamadan evvel hangi yazı malzemesini hazırlaması gerektiği hep önceden tesbit olunmuştur. İbnü's-Salah'tan sonra imla meclislerine rağbet azalmıştı. Irakî bu usulü ihya etti. 795 (m. 1393) senesinde başlattığı ve vefatından altı ay evveline kadar devam eden 11 sene içinde 416 imla meclisi tertipledi. Vefatından sonra oğlu Ebu Zür'a bu meclisleri devam ettirdi. 810 Şevvalinde (Mart 1408) başlamış; 600'den fazla imla meclisi tertiplemiştir. Bu usulü İbn-i Hacer, Kasım bin Kutluboğa, Şemseddin Sehavî ve Süyutî devam ettirdi ise de, bunlardan sonra imla meclisleri hemen hemen ortadan kalktı.

Muasırları ve sonra gelenler hep Irakî'nin büyüklüğünü söylemiş ve onun tesiri altında kalmışlardır. İbn-i Hacer Askalanî ve Nureddin Heysemî gibi büyük muhaddisleri yetiştirmesi, Irakî'nin büyüklüğüne ayrı bir delildir. Hocası Izzeddin ibni Cemaa Irakî'yi Mısır'ın hadis otoritesi saymış; Mısır diyarında hadis-i şerif ilmindeki müşkilleri izah ve müphemleri beyanda ondan daha mahir bir kişinin bulunmadığını ifade etmiştir. Hafız İbn-i Hacer, hadis ilmini Irakî'den daha iyi bilen bir kimseyi görmediğini söyler. Süyutî, Tuhfetü'l-mühtedi bi esmai'l-müceddidin adı eserinde Irakî'yi hicrî sekizinci asrın müceddidi olarak addeder. Takıyyüddin bin Rafi', İbn-i Cemaa'nın vefat haberini alınca “Artık Kahire'de Irakî'den başka muhaddis kalmadı.” diye yakınmıştır. Cemaleddin El-İsnevî ve İbn-i Seyyidinnas, zamanında Irakî'nin benzeri bulunmayan bir hazine olduğunu söyler. Celaleddin Süyutî, “Irakî hadis-i şerif ilmine vâkıftı. Sübkî, Alaî, İbn-i Kesir gibi hocaların mertebesindeydi.” diyor. Sonraki Elfiyye müellifleri hep Irakî'ye atıfta bulunur. Bu da Elfiyye adlı eserinin kıymetini göstermektedir.

Eserleri: Irakî'nin her biri sahasında kıymetli çok sayıda eseri vardır. Eserlerinin çoğu imla meclislerinde yazılanlardan teşekkül ettiği için sayıca fazladır.

1- Elfiyye fî ulumi'l-hadis veya Elfiyyetu Mustalahu'l-hadis: Irakî'nin en tanınmış eseridir. Bu eserinde İbnü's-Salah'ın Mukaddime adlı eserini özetlemiştir. Esere Tabsıratü'l-mübtedi ve tezkiretü'l-müntehi adı da verilmiştir. Kitap 1937'de Kahire'de basılmıştır. 2- Fethu'l-mugis bi şerhi Elfiyyeti mustalahi'l-hadis: Irakî'nin kendi Elfiyye'sine yazdığı şerhtir. Eser son olarak haşiyeleri ile birlikte 1413'de Beyrut'ta basılmıştır. 3- Et-Takyid ve'l-izah li ma utlika ve uglika min Mukaddimeti İbni's-Salah: Hadis usulüne dairdir. Eser son olarak 1996'de Beyrut'ta basılmıştır. 4- Manzumetü Tefsir-i Garibi'l-Kuran, 5- El-Mugni an hamli'l-esfar fî tahrici ma fi'l-İhyai mine'l ahbar: İmam-ı Gazalî'nin İhya kitabındaki hadislerin tahricidir. İhya ile birlikte çeşitli defalar basılmıştır.

Irakî'nin El-Mugni an hamli'l-esfar fî tahrici ma fi'l-İhyai mine'l-ahbar adlı eserinin yazma nüshasının ünvan sayfası (sağda) ve ilk sayfası (solda). Eser Köprülü Kütüphanesi No: 261'de kayıtlıdır. Zeyneddin Irakî'nin yazdığı Et-Takyid ve'l-izah li ma utlika ve uglika min Mukaddimeti İbni's-Salah adlı eserin Köprülü Kütüphanesi No: 219/2'de kayıtlı yazma nüshasının ünvan sayfası (sağda) ve ilk sayfası (ortada) ve El-Mustahrec ale'l-Müstedrek li'l-Hakim adlı eserinin kapak sayfası (solda).

6- Nazmu'l-İktirah li'bni Dakikil'îd: İbn-i Dakikil'îd'in Usûl-i hadise dair El-İktirah'ını 427 beyitte manzum hale getirmiştir. 7- Elfiyyetü'l-Irakî fî Garibi'l-Kuran: Kur'ân-ı Kerim'deki bazı garip kelimeler alfabetik sıraya göre manzum olarak açıklanmaktadır. Eser, 1345'de Kahire'de basılmıştır. 8- El-Kurb fî Muhabbeti'l-Arab: Arapları sevmeye dair rivayetlerin toplandığı eser, 2000 yılında Riyad'da basılmıştır. 9- Nazmu'd-düreri's-seniyye fi's-sireti'z-Zekiyye: Hazreti Peygamber'in şemailini bin beyitle anlatan çok meşhur bir eserdir. Pek çok yazması vardır. Mesela Süleymaniye Kütüphanesi, Aşir Efendi Kısmı No: 279'da bir nüshası vardır. Eser Rabat'ta son yıllarda yayınlanmıştır. 10- Nüketü Minhaci'l-Beydavî. 11- Zeyl ala Mizani'l-İtidal: Zehebî'nin eserine almadığı 787 raviyi anlatan eser 1987'de Beyrut'ta basılmıştır. 12- Et-Tahrir fî usuli'l-fıkh, 13- Tarhu't-tesrib fî Şerhi't-Takrib: Eser, Nevevî'nin Et-Takrîb ve't-teysîr li ma'rifeti süneni'l-beşîr en-nezîr isimli eserinin şerhlerinden biridir. Ofset baskı halinde Beyrut'ta basılmıştır. 14- Tekmiletü Şerhi't-Tirmizî li İbn-i Seyyidinnas: İbn-i Seyyidinnas'ın yarım bıraktığı Tirmizî şerhi'ni tamamlamak için kaleme alınan bu eserden söz eden İsnevî, Irakî'nin onu aslına uygun bir şekilde ikmal ettiğini söylemektedir. Irakî'nin dokuz cilt daha ilave ettiği halde tamamlayamadığı eserin bazı kısımları günümüze ulaşmıştır. Mesela Millet Kütüphanesi, Feyzullah Efendi Kısmı No: 363 ve 364'te iki cilt vardır. 15- El-Bais ale'l-halas min havadisi'l-kussas: Eserde, bazı kıssacıların halkın anlamakta zorluk çekeceği şeyleri hikaye edip onların zihinlerini karıştırdıkları belirtilerek bu hurafecilerin vaaz etmelerine izin verilmemesi istenmektedir, Eser 1393'de Riyad'da yayınlanmıştır.

Irakî'nin Elfiyyetü'l-Irakî fî Garibi'l-Kuran adlı eserinin Ezher Üniversitesi Kütüphanesi No: 301926'da kayıtlı yazma nüshasının ilk iki sayfası (sağda) ve Minhacü'l-vusül adlı eserin kapak sayfası (solda).

16- El-İstiaze bi'l-vahid min ikameti cum'ateyn fî mekanin vahid, 17- Tekmiletü Şerhu'l-Mühezzeb li'n-Nevevî, 18- El-İstidrak ale'l-Muhimmat li'l-İsnevî, 19- Tarih-i tahrimi'r-riba, 20- Takribu'l-esanid ve Tertibu'l-mesanid fi'l-ahkam: Irakî, oğlu Ebû Zür'a için hazırladığı ve 775 (m. 1374) yılında tamamladığı bu eserinde Özellikle Ahmed bin Hanbel'in Müsned'i ile İmam-ı Malik'in Muvatta'ında en sağlam senetlerle rivayet edilen hadislerden ahkâma dair olan bir kısmını derleyerek kitap ve bab adlarına göre sıralamıştır. Bir yıl sonra eseri oğlu Ebû Zür'a'nın kendisine dokuz mecliste okuduğunu belirten Irakî bu hadislerin bir kısmını şerhetmiştir. Babasının vefatı üzerine Ebû Zür'a yarım kalan bu şerhi Tarhu't-tesrîb fî şerhi't-Takrîb adıyla 818 (m. 1415) yılında tamamlamıştır. Tarhu't-tesrîb 1353'de Kahire'de yayınlanmıştır. 21- El-Kelam ale'l-ehadisilleti tüküllime fiha bil-vad' ve hiye fî Müsnedi'l-İmam Ahmed, 22- Nazmu Minhaci'l-Beydavî: Beydavî'nin eserini 1367 beyit halinde nazma çevirmiştir. Günümüze ulaşıp ulaşmadığı bilinmemektedir. 23- Kurretü'l-ayn bi'l-meserre bi vefai'd-deyn: 1993'te Bulak'da basılmıştır. 24- Tahrici ehadisi Minhaci'l-Beydavî: Eser 1989'da Beyrut'ta basılmıştır. 25- El-Mu'cemü'l-müştemil ala teracimi cemaa min ehli'l-karni's-samini'l-hicri. 26- Tertibu men lehu zikrun ev tahricun ev ta'dilun fî “Beyan-i'l-vehmi ve'l-iham” li'bni'l-Kattan, 27- El-Erbeune't-tusaiyye min rivayeti'l-Beyyani, 28- El-Erbeune'l-büldaniyye, 29- El-Erbeune'l-uşariyye: Medine'de talebelerinin arzusu üzere yazdığı bu eseri 1992'de Beyrut'ta basılmıştır. 30- El-Erbeune't-tüsaiyye li'l-Meydumî: Dokuz ravili kırk hadis çalışmaları arasında, kendisinden âli isnadlı rivayetleri elde ettiği hocası Ebü'l-Feth El-Meydumî'nin rivayetlerinden derlediği bir eserdir. 31- İhbaru'l-ahya' bi ahbari'l-İhya: Kaynaklarda 4 ciltten oluştuğu ve 751 (m. 1350) yılında tamamlandığı belirtilen eser, müellifin İhyau ulumiddin'deki hadisleri tahric etmek üzere kaleme aldığı üç kitabın ilki ve en şumüllüsüdür. Günümüze ulaştığı bilinmemektedir. 32- El-Keşfu'l-mübin an tahrici İhyau ulumiddin: Eser Müellifin İhya üzerine yazdığı ikinci eserdir. Günümüze ulaştığı bilinmemektedir.

Irakî'nin Takribu'l-esanid ve Tertibu'l-mesanid fi'l-ahkam adlı eserinin kapak sayfası (sağda) ve Ezher Kütüphanesinde No: 53125'de kayıtlı yazma nüshasının ilk sayfası (ortada) ve Es-Süver elleti yündibu fiha'l-vudu ve şerhuha adlı eserinin kapak sayfası (solda).

33- Et-Tüsaiyyat: Dokuz ravi ile kendisine ulaşan hadislerden 40'ını bir araya getirdiği bir eser olup bir nüshası İstanbul Köprülü Kütüphanesi Fazıl Ahmed Kısmı No: 371/2'de kayıtlıdır. 34- Er-Risale: Eser 1985'de Beyrut'ta basılmıştır. 35- Nuketü'l-fetava ale'l-Muhtasarat. 36- El-Mustahrec ale'l-Müstedrek li'l-Hakim: 1990'da Kahire'de basılmıştır. 37- Mecalis-i Seb'a: Yedi oturumda yazdırdığı hadisleri ihtiva eden eserin bir nüshası İskenderiye'de Belediye Kütüphanesi No: 2436'da bulunmaktadır. 38- El-Muhtasar fi'l-ehadisi'l-müteallika bi'l-ahkam, 39- El-Adedü'l-muteber fi'l-evcihilleti beyne's-süver, 40- İstihbabu'l-vüdu. 41- Temyizu'l-eshab, 42- Zeylü Tarihi'l-İslam li'z-Zehebî, 43- Fetva fî enne ma u'tide yevme aşura min ekli'd-decac ve'l-hububi'l-mübah, 44- Emali fima yeteallaku bi'l-istiska, 45- Ecvibetü İbni'l-Arabî, 46- El-Ehadisu'l-muharrece fi's-Sahihayn elleti tüküllime fiha bi'z-za'f ve'l-inkita', 47- Emali ale'l-Erbaine'n-Neveviyye, 48- Emali ala Emali'r-Rafiî, 49- Emali fî ma yeteallaku bi tuli'l-umr, 50- Fadlu Hira.

Irakî'nin Nazmu'd-düreri's-seniyye fi's-sireti'z-Zekiyye adlı eserinin kapak sayfası (sağda) ve bu eserin Melik Suud Üniversitesi Kütüphanesi No: 1480'de kayıtlı yazma nüshasının ilk sayfası (ortada) ve Tarhu't-tesrib fî Şerhi't-Takrib adlı eserinin kapak sayfası (solda). Irakî'nin yazdığı Tercemetü'l-İsnevî adlı eserinin Atıf Efendi Kütüphanesi No: 380'de kayıtlı yazma nüshasının ünvan sayfası (sağda) ve ilk iki sayfası (solda).

51- İhyau'l-kalbi'l-meyyit bi duhuli'l-beyt, 52- El-İnsaf, 53- İşrune semaniye min rivayeti'l Beyyanî, 54- El-Kelam ala ehadisi “el-mevtu keffaretun likülli müslim”, 55- El-Kelam ala hadisi tevsiati yevme aşura, 56- El-Kelam ala hadisi'l-varid fî ekalli'l-hayz ve ekserih, 57- El-Kelam ala mes'eleti's-sücud li terki'l-kunut, 58- El-Kelam ala savmi sittin min Şevval, 59- Meseletü kassi'ş-Şarib, 60- Meseletü'ş-şürbi kaimen, 61- Meşyihati İbni'l-Kari Abdurrahman, 62- Meşyihati Kadi Nasiruddin bin Et-Tunisî, 63- El-Mevridü'l-heni fi'l-Mevlidi'n-Nebi, 64- Muhtasaru'l-Hücce, 65- El-Erbeunu'l-Müselsele, 66- Şerhu'l-Beykuniyye, 67- Tafdilü Zemzem, 68- Tahricu Erbeine hadis büldaniyye min Sahih-i İbn-i Hibban, 69- Tercemetü'l-İsnevî, 70- Ez-Zeyl ale'l-İber, 71- Zeylu Meşyahati'l-Kadi Ebü'l-Harem el-Kalanisî, 72- Zeylu'z-Zeyl li Vefeyati'l-a'yan, 73- Es-Süver elleti yündibu fiha'l-vudu ve şerhuha, 74- El-Erbeun ale't-Tabakat.

Irakî'nin bir kısmı günümüze intikal etmemiş bu kadar çok eserinden başka, tamamlayamadığı eserleri de vardır. Eserleri hakkında İbn-i Hacer Askalanî şu veciz nazmı söylemiştir:

“İhyau ulumiddin'i ona sor! Az söylemesine rağmen devası odur. Rifak hadislerini tahric ettiği eseriyle zikri yücelir ve artar. Tirmizî şerhiyle kıdemi en yüksek mertebelere ulaşmıştır. İbnu's-Salah'ı nazmetmiş ve buna, namı ufukları aşan bir şerh yazmıştır. Nazmu'l-Usul'e yazdığı Minhacu'l-vüsul ile onunla yarışmıştır. Nazmu's-Sire'si yükseklere ulaşmak isteyenleri hedefine ulaştırır.”

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
Rehber İnsanlar Sayfası