MURAT ÖZTEKİN

Biz de 2 Temmuz’da Danıştay kararı ile akıbeti belli olması beklenen Ayasofya’nın, geleceğini ve cami olması durumunda neler yapılması gerektiğini uzmanları ile konuştuk...

*SÜLEYMAN FARUK GÖNCÜOĞLU: Ziyaretçi sayısı düzenlenebilir
Cami olması durumunda Ayasofya’nın zarar görebileceğine dair iddiaları değerlendiren sanat tarihçisi Süleyman Faruk Göncüoğlu “Kültürel miraslar, içerisinde insan olduğu müddetçe bakıma tabi tutulur. Şimdi Ayasofya, bir müze olması hasebiyle insan tesiriyle yıpranma yaşamaktadır. İbadete açıldığında da bunun dışında herhangi bir etkilenme olması söz konusu değildir. Ziyaretçi sayısı aşırı bir şekilde artmayacaktır. Yine de ziyaretçi sayısına bir sınırlama getirilebilir. Ayasofya, Türk İslam medeniyetindeki yeri düşünülerek ibadete açılır ve müzecilik kriterleri çerçevesinde bir müddet sonra Sultanahmet Camii’nden farksız şekilde ziyaret edilir ”şeklinde konuşuyor.  Ayasofya’nın cami olmasının tarihî mekâna rağbeti artıracağına vurgu yapan Göncüoğlu “Bugün dünyadaki meşhur kiliseler ve Budist tapınakları hem ibadete hem turist ziyaretine açık. Keza Sultanahmet Camii’nde de durum aynı. Bahane üretmeye gerek yok. Bugün tartışmamız gereken Ayasofya’nın Türk İslam medeniyetindeki rolüdür” diyor.

*DR. SİNAN GENİM: Ekstra tedbire gerek yok
Ayasofya’nın şu anki fiziki yapısının tehlike arz etmediğini söyleyen mimar Dr. Sinan Genim ise “Ayasofya, cami olunca zemin katta bir insan kalabalığı olabilir ama bu müze ziyaret zamanlarında da yaşanabiliyor. Evet, deprem bir risktir ancak bin 500 senedir Ayasofya orada duruyor, onarılarak bugüne gelmiş” şeklinde konuşuyor. “Ayasofya kâgir bir yapı. Herhangi bir betonarme yapı gibi durumunu hesapla kitapla çözmek mümkün değil” diyen Dr. Genim sözlerine şöyle devam ediyor: Mimar Sinan 1500’lerde kemerler yaparak yapının açılmasını, kubbenin yan etkilerini tolere etmişti. Cami olması durumunda Ayasofya’da ekstra bir tedbir almaya gerek yok. Çünkü cami olduktan bir hafta sonra cemaat sayısı Sultanahmet Camii’ndeki gibi olur. Fakat lazer ışıkla kapatma metodu mozaiklere zarar verebilir, duvarlarda bulunan tasvirler namaz vakitlerinde perde ile örtülebilir.

*DR. SEDAT BORNOVALI: Bu bizim iç meselemiz
Nişantaşı Üniversitesi öğretim üyelerinden Dr. Sedat Bornovalı da “Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesi depremsellik açısından yıkılma riskini artırmayacaktır. Ancak deprem sırasında saflar hâlinde yoğun ibadet söz konusu olursa tahliye etmek imkânsıza yakın olur” diyor. UNESCO’nun cami kararını negatif bulacağını düşünen Dr. Bornovalı “Şahsi kanaatime göre bu ‘başkalarının ne diyeceği’ meselesi değildir. Ne olursa olsun Ayasofya, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenliği altında bir yapı. Dolayısıyla ‘Dünya ne der’ diye iş yapmamalıyız” ifadelerini kullanıyor. Ayasofya’nın, benzersiz mimarisine vurgu yapan Bornovalı “Yapının özelliği, fonksiyonundan öne geçmiş durumda. Her şeyi kendi özelliğiyle analiz etmek gerekiyor. Ayasofya, cami olması durumunda kuşkusuz değerinden bir şey kaybetmez. Yapının korunmayacağına dair de bir endişe yok. Ancak mimari niteliklerinden istifade sınırlanacaktır” iddiasında bulunuyor.

*S. ZEKİ BAĞLAN: Eski seyyahlar rahatça gezdi
Medipol Üniversitesinden Süleyman Zeki Bağlan “Ayasofya, camiye çevrildikten sonra Müslümanlar ibadet ettiği gibi yabancı seyyahlar da rahatça gezebilmekteydi. O seyyahların çizdikleri tasvirler bugünlere de ulaşmıştır. Ayasofya, cami olmakla sanat tarihi değerinden hiçbir şey kaybetmedi. Şu anki plan da bakım açısından faydalı olacaktır. Osmanlı padişahları da Ayasofya’ya ihtimam göstermişler, fetihten devletin yıkılışına kadar restorasyonlar için yaklaşık altı milyon altın harcamışlardır” şeklinde konuşuyor.