Murat Öztekin - Duayen tiyatro oyuncusu Nejat Uygur’un oğlu Behzat Uygur, çocukluğu turnelerde geçmiş, sahnelerin tozunu yutarak büyümüş, “tiyatrocu doğmuş” biri… Ağabeyi Süheyl’le birlikte babalarının renk kattığı geleneksel Türk tiyatrosunun kadim yolundan ilerleyen oyuncu, tiyatroların yeniden canlanmaya başladığı bugünlerde “Süt Kardeşler” oyunuyla seyirci karşısına çıkıyor. Biz de kendisiyle online bir sohbette buluşarak sanatı ve maziyi konuştuk…

- Nejat Uygur hem babanız hem de hocanızdı. Sizce Türk tiyatrosunda bıraktığı en mühim iz ne oldu?
Bence onun bıraktığı izlerin en büyüğü tiyatro seyircisi. Babam oyunlarıyla Anadolu’yu birkaç defa dolaştı, büyük şehirlerde de bunu yaptı. Ülkemizin tiyatroyu sevmesine sebep oldu. Oyunlarındaki mizah ise günümüzde bile geçerliliğini koruyor. Bizler de çırakları olarak ustamızın bıraktığı yoldan ilerliyoruz. 

- Nejat Uygur halk nezdinde bir tiyatrocu olarak hiç unutulmadı. Önceki hafta ise merhum babanız için bir hatıra parası basıldı. Bütün bunlar size ne hissettiriyor. 
Babamınız mutlu olacağı şeylerden biz de mutlu oluyoruz.  Kendisi sağ olsaydı, elbette Darphane’nin geleneksel Türk tiyatrosuna gösterdiği bu vefalı davranış karşısında memnun olurdu. Bunun üzerinden mutlaka espri de üretirdi. Çünkü adı sokağa verileceği zaman “Çıkmaz sokağa verin de gelen giden kulağımı çınlatsın” diyen biriydi. 

- Tiyatrocu olmanızda babanız tesiri ne oldu? 
Zaten doğumunuzdan itibaren tiyatronun bir parçasıysanız, tiyatrocu olmaya karar vermeniz zor olmuyor. Babam da bizim tiyatrocu olmamızı arzu ediyordu. Çocukluğumuzdan beri katıldığımız turnelerde bize minik roller verdi. Rollerin dışında tiyatronun her yerinde çalıştık. Bu kaçınılmazdı ama yüreğimde de hissettim. 


Behzat ve Süheyl Uygur, babaları ile birlikte.

NEJAT UYGUR BİR ÇINAR
- Peki, Nejat Uygur’un oğlu olarak onun gölgesinde kalmaktan endişe duymadınız mı hiç?

Nejat Uygur yıkılmayan koca bir çınar. Onun gölgesi iyidir, serinlersiniz güneşte! Çınar ağacından doğru faydalanırsanız öğrenip uygularsınız! Dolayısıyla öyle bir endişemiz olmadı. 

- Son oyununuz “Süt Kardeşler”de olduğu gibi babanızın oynadığı eserleri bugüne adapte ediyorsunuz. Hedefiniz ne?
Otuz senede sadece üç tane Nejat Uygur oyunu oynadık. Onun dışında sahnelediğimiz oyunlar ilk defa seyirciyle buluşan eserlerdi. Ama çizgimiz, ustamızın da yaptığı gibi geleneksel Türk tiyatrosundan ilerlemek.  

- Geleneksel Türk tiyatrosuna alaka nasıl?
Maalesef tiyatro gruplarında geleneksel Türk tiyatrosuna ilgi az. Aslında devletimiz de dünden bugüne geleneksel tiyatroya alaka göstermedi. Bunun konservatuvarlarda bile ders olmaktan çıkarılması her şeyi anlatıyor. 

- Peki, geleneksel tiyatro için ne yapılmalı?
Yabancı festivallerde insanların geleneksel tiyatroya çok alaka gösterdiklerini gördüm. Ama Türkiye’de geleneksel ve yerli oyunlardan ziyade yabancı oyunlar oynanıyor. Tabii ki yabancı oyunlar da olmalı ama geleneğin özendirilmesi lazım. Yurt dışında geleneksel oyunlarımızı tanıtmamız gerekiyor. Bir şeyler yapılıyor ama yüzeysel kalıyor. 

Turgut Özal’ın yapamadığını Uygur yaptı
Behzat Uygur “Her kesimden seyirciye ulaşmayı nasıl başarıyorsunuz?” soruma şu cevabı veriyor: Nejat Uygur’un seyirciye bakışını en güzel rahmetli Turgut Özal söylemişti. Bir gün Ankara’da oyun sonrasında kulise geldiğinde “Nejatçığım benim siyasette yapamadığımı sen yapmışsın” dedi. Babam nasıl olduğunu sorunca Özal “Seyircine bakıyorum da dört eğilimi bir araya getirmişsin” ifadesini kullandı. Tiyatro herkesindir. Bizim oyunlarımız da bu şekilde izleniyor. 

Behzat Uygur, online ortamda sorularımızı cevapladı. 

Futboldan önce tiyatro başlamalıydı
- Türk tiyatrosu, pandemi öncesinde seyirci ve oyun açısından hareketli günler yaşıyordu. Şimdi ise oldukça zor günler geçiriliyor. Bütün bu yaşananlar size ne düşündürüyor?
Tiyatrocular olarak yaptığımız işin iyileştirici bir şey olduğunu bildiğimiz için her şartta sahneye çıktık. Hatta 1974 Kıbrıs Çıkarması’nda karartma ilan edildiğinde bile babam İzmir’de mavi ışıklar altında oyun oynamıştı. Fakat ilk defa böyle bir şeyle karşılaştık. Bazı tiyatrolar ilk defa bu kadar çaresiz kaldı. Bazı meslektaşlarım garsonluk yaptılar. Doğrusu tiyatrocular olarak kendimizi biraz yalnız hissettik.

- Son günlerde açık havada tiyatro yaygın. Sizin de yer aldığınız gösteriler var. Bu, tiyatrolar için iyi bir ısınma safhası olur mu?
Çok iyi bir ısınma turu olacak. Bize ilaç gibi geldi, hemen biletler tükendi. Ama bence açık havada tiyatronun daha önce başlaması gerekirdi. Hatta bence futboldan önce başlamalıydı. Çünkü ilk önce tiyatrolar kapatıldı. Eski bir futbolcu olmama rağmen şuna çok içerledim: Futbolun başlaması için yapılan mücadele asla tiyatro için yapılmadı. Bu çok düşündürücü bir şey. 

- Peki, tiyatroda mutlaka yapmalıyım dediğiniz hayalleriniz var mı?
Doğrusunu söylemek gerekirse hayata geçirmek istediğim birçok proje var. Ancak eğer bu pandemi biterse büyük prodüksiyonlu oyunlarla yurt dışına açılıp geleneksel tiyatromuzu dünyaya tanıtmak en büyük isteğim.